Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ortak metinin meali

Olduydu, olacaktı derken, ortak metin tam da umutların bittiği bir anda taraflarca kabul gördü. Her ne kadar bunda “uluslararası petrol ve gaz şirketlerinin” ciddi baskısının etkisi olduğu dedikodusu yayılıyorsa da, olayın çözüm yolunda, 2004 Annan Planı’ndan sonra en ciddi adım olduğu kesindir. Gerek uluslararası gerek ulusal (Türk-Rum) kanallar “ortak metni” kendilerine göre yorumlamaktadırlar. Aslında bir yerde, herkes kendi anladığını yazıp söylemektedir.
Bendeniz de bugün sizlere kendi anladığımı, kendi dilimde aktarmaya çalışacağım. Anladığım tamamdır, kesindir diye bir şey yok tabii. Maksat tartışmaya katkı koymaktır.
Lafı uzatmadan “ortak metin”deki maddeleri tek tek ele alalım…
1- Yeni devlet siyasi eşitlik temelinde iki toplumlu iki bölgeli federasyona dayalı olacak.
Bu madde sanırım ortak metne en kolay giren madde olmuştur. Zira daha önceki pek çok metinde de benzer ifadeler yer almıştır. Yine de bu madde hakkında bir yorum yapmak gerekirse, yeni devlet yapımızın “FEDERASYON” olduğu bir kez daha tescillenmiştir. Bundan sonra üniter devletten ya da konfederasyondan bahsetmek tamamen abes ve iştigaldir.
2- BM ve AB’nin üyesi olarak tek vatandaşlık, tek temsiliyet ve BM’ye üye ülkelerin sahip olduğu özellikte tek egemenliği bulunacak.
Egemenliğin tek olduğu kesin olarak vurgulanmıştır. Gerek Birleşmiş Milletler’de gerek Avrupa Birliği’nde federal kurucu devletlerin ayrı ayrı temsiliyeti söz konusu değildir.
3- Egemenlik Kıbrıslı Türk ve Rumlara eşit yayılacaktır.
Ne var ki bu egemenlik iki tarafça eşit kullanılacaktır. Örneğin BM, AB ve dış ülkelerde ki temsiliyetleri konusunda alınacak kararlar ortak olacak, temsiliyetler birlikte belirlenecektir. Uluslararası anlaşmalarda birlikte alınan, ortak kararlarla onaylanacaktır. Bir yerde 2. madde ile tescil edilen “Tek Egemenlik” bu madde ile de hafif sulandırılmıştır. Kısacası çözüm olursa Kıbrıs Federal Cumhuriyeti, hafif sulandırılmış, bir tek egemenliğe sahip olacaktır.
4- Kurucu devletler yetkilerini federal hükümetten bağımsız kullanacak.
Kuruluş anlaşması ve Anayasa ile kendilerine verilen yetkileri kurucu devletler federal hükümetten bağımsız olarak kullanabileceklerdir. Benim anladığım burada kurucu devletlere iç düzenlemelerini yapmaları konusunda belli yetkiler verilecektir ki 3. maddedeki düşüncemi desteklemektedir.
5- Birleşik Kıbrıs vatandaşları aynı zamanda, kurucu Türk veya Rum devletlerinden birinin vatandaşı da olacaktır.
Son derece doğal ve 4. maddeyi tamamlayan bir maddedir. Federal Cumhuriyet vatandaşları, iki kurucu devletten sadece birinin vatandaşı olacaklar ve kendi iç hukuk ve düzenlemelerine tabii olacaklardır.
6- Hiçbir taraf diğeri üzerinde otorite veya idari yetkiye sahip olmayacaktır.
İkinci maddeye göre tek egemenlik olacaktır. Üçüncü maddeye göre de bu egemenlik eşit yayılacaktır. Ancak birbirlerinin iç işlerine karışmayacaklardır. İki federal devlet; iç hukuk ve otoritelerini kendi içlerinde düzenleyip sağlayacaklar, birbirlerine karışamayacaklardır.
7- Birleşik Kıbrıs, her iki tarafta eş zamanlı ve ayrı düzenlenen referandumdan sonra ortaya çıkacaktır.
“Kısmet” diyorum, başka da bir şey demiyorum…
8- Başka bir ülke ile herhangi bir şekilde kısmi veya bütün olarak bölünme birleşme yada ayrılma hakkı yasaklanacaktır.
Burada açıkça , “Ey ahali, artık Enosis’i, Taksim’i, taraflardan birinin bağımsızlığını yasaklıyorum” diyor. Yada ben öyle anladım.
Benden “ortak metin” tercümesi bu kadar. Eksiği yok mu? Vardır mutlaka. Ama neticede görüşmeler sırasında tamamlanabilir. Yeter ki iyi niyet olsun.
Gerçi iyi niyet olmak zorunda. Zira daha önce de yazdığım gibi “Afrodit gazını kaçırdı bir kez…”
Hadi bu yazıyı biraz muzipçe sürdürelim. Liderlere buradan Federal Cumhuriyeti kurmayı başarmaları halinde, milli marş olarak, Ajda’nın bir zamanlar Eurovision Şarkı Yarışması’nda söylediği “Aman Petrol” adlı şarkıyı önerelim. Ne de olsa atmış yıllık mazisi olan Kıbrıs sorunu bugünlerde çözülürse, bunda gaz ve petrolün etkisi yadsınamaz.
Şaka bir yana ama yine tarihi bir dönem yaşıyoruz. Bir süre önce Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile gündeme gelen Sayın Mustafa Akıncı, sosyal medya üzerinden bir iletisinde, “Bunu şimdi konuşmanın zamanı değil, şimdi hep birlikte Sayın Cumhurbaşkanı’nı çözüm arama yolunda görüşmeleri gerçekleştirmeye motive etmeliyiz. Onun kafasında başka şeyleri düşünmesine sebep olacak unsurlardan kaçınmalıyız” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Sayın AKINCI öngörüsü ile çok haklı çıktı. Zaman, gerçektende Sayın Cumhurbaşkanı’nı motive etme zamanıdır.
Nitekim, bu aşamada gördüğüm odur ki, Cumhurbaşkanımız görüşmelerin sürdürülmesi konusunda bugüne değin hiç görmediği kadar destek almıştır.
Hadi hayırlısı!

Anlayamadıklarım
Derviş Bey ile Tahsin Bey bir araya gelmişler ve görüşmüşler. Millet de bu duruma çok şaşırmış. Şaşıracak ne var hiç anlamadım. Ülkenin kaderini belirleyecek belgelere imza atılan bu dönemde, safların belirginleşmesinden daha doğal ne olabilir ki?

Facebook Anketi
Haftanın anketinde sorumuz şöyleydi: “Biliyorsunuz, biz KIBRISLILAR, Kıbrıs sorununu, dünyanın en önemli sorunu sanırız. O zaman Kıbrıs’ı bir kenara koyarsak dünyanın en önemli sorunu (global veya yerel) nedir?”

İşte gelen yanıtların dökümü:
Ekonomik kriz ve işsizlik (kapitalizm, serbest piyasa vs) 13
Küresel ısınma ve çevre sorunları 8
Şiddet ve savaş 7
Cehalet (eğitimsizlik) 5
Güvensizlik ve uzlaşım kültür eksikliği 4
Açlık ve gıda güvenliği 4
Orta Doğu 3
Bencillik (duyarsızlık) 2
Kontrolsüz nüfus artışı 2
Sigaraya ve uyuşturucuya karşı yetersiz savaş 2
Siyasi istikrarsızlık ve vizyonsuz siyasetçiler 2
Yaşamı çok ciddiye almak 1
Petrol 1
Su sorunu 1
Sevgisizlik 1
Sağlık sorunları 1

***

Karikatür

***

OBJEKTİFİMDEN -BELLAPAİS