Son iki ayda Türkiye-Yunanistan gerginliği tırmandırılırken, son iki haftada, iki ülke arasında daha dikkatli bir ilişki göze çarpmaya başladı.
İzmir Selanik Feribotunun haftada altı gün seferlere başlaması, her iki taraftaki halkın birbirini daha yakından tanımasına yarayacak.
Her iki ülkenin Savunma Bakanlarının da bir araya gelip, olumlu konuşmaları, gerginlik istemeyen insanların desteğini alan adımlardır.
Geçtiğimiz hafta, bölgemizde ilginç bir olay daha yaşandı:
Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail , yaklaşık 900 milyon dolar tutacak ve Akdeniz deniz tabanını geçerek elektrik şebekelerini birbirine bağlayacak olan dünyanın en uzun ve en derin su altı enerji nakil hattını inşa etmek için anlaşma imzaladı.
Lefkoşa’da bulunan İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz, mevkidaşlarıyla bir mutabakat zaptı imzaladı ve ‘Avrupa-Asya Birleştiricisi’ adlı projenin acil durumlarda yedek güç kaynağı sağlayacağını söyledi.
İsrail Enerji Bakanlığı’na göre, kablonun kapasitesi 1.000-2.000 megawatt aralığında olacak ve 2024 yılına kadar tamamlanacak. Bağlantı yaklaşık bin 500 km uzunluğu ve maksimum 2 bin 700 metre derinliğiyle, şimdiye kadar yapılmış en uzun ve en derin deniz altı elektrik kablosu olacak.
Bakan Steinitz, “Bu bağlantı acil durumlarda Avrupa kıtasının elektrik şebekelerinden elektrik desteği almamızı sağlayacak ve daha da önemlisi güneş enerjisi üretimine geçişimizde fosil kaynaklara olan bağımlılığı önemli ölçüde azaltma kabiliyetimizi destekleyecek” şeklinde konuştu.
İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs’ı elektrik alanında birleştirecek ve Avrupa’ya bağlayacak böyle önemli bir projede, Türkiye’nin karşı çıkışını beklerken, bu konuda hiçbir önemli açıklama yapılmadı.
Kıbrıs Sorunu devam ettikçe esas kaybedenlerin Türkiye ve Kuzey Kıbrıs olduğu her geçen gün anlaşılmaktadır.
Yunanistan ile gerginlik politikasının tırmanması durumunda, özellikle TURİZM alanında, Türkiye’nin çok önemli kayıpları olacaktır.
Kuzey Kıbrıs şahinleri de ciddi olarak uyarılmış olmalı ki, bu nakil projesine karşı cılız bir ses bile çıkartamadılar.
Türkiye’nin bölgesel çıkarları ve dünya ilişkileri, Türkiye’yi ister istemez daha uzlaşıcı adımlara zorlamaktadır.
Ukrayna’da, Rusya’nın ilhak ettiği bölgeleri, Türkiye Dışişleri tanımayacağını daha ilk günlerde açıklamıştı…
Bütün Uluslar arası sorunlarda, güçlü olanın ilhak politikalarına karşı çıkan Türkiye’den, Kıbrıs’ta iki ayrı devlet politikasını ileri götürecek adımlar beklenmesi nasıl mümkün olabilir?
Türkiye’nin belirli adımlara karşı sessiz kalması, perde gerisinde, İsrail’in önderliğinde bazı hamlelerin planlandığının göstergesidir. Bu hamleleri yakın bir gelecekte daha ayrıntılı bir şekilde göreceğimiz kesindir.
































