Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İlaç

Takvimin neredeyse her günü özel bir konuya adandı. Yaşlılar Günü, Diyabet Günü, Babalar Günü, Sigara İçmeme Günü, Obezite Günü, Hayvan Hakları Günü, Öğretmenler Günü vs gibi.
Bunlardan bazıları toplum tarafından gerçekten benimsenmiştir. Hatta o kadar çok benimsenmiştir ki ekonomiye katma değer bile katarlar. Anneler Günü, Babalar Günü, Öğretmenler Günü gibi günlerde en azından çiçekçiler olsun bayram yaşarlar. Diyabet, Kalp ve AIDS günleri gibi popüler hastalıkların günlerinde ise ciddi etkinlikler düzenlenir, yayınlar yapılır. Ama bazı günler de vardır ki, gelir geçer ve kimse fark etmez. Geçen hafta işte böyle geldi ve geçti: “Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü”…
Sivil toplum örgütleri ve medya gereken duyarlılığı gösterip gün boyu yayın yapmaya çalıştı ama netice olarak bu çalışmalar hayatımıza ciddi bir farkındalık getirmedi. Gerçi önümüzdeki günlerde Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenecek Sağlık Çalıştayı’ndaki ana temalardan biri de “İlaç” olacaktır.
Özelde antibiyotiklerin, genelde ise ilaçların ülkemizde kontrolsüz kullanımı ciddi sorunlar yaratmaktadır. Gerek sağlık, gerek sosyal, gerekse ekonomik olarak ortaya çıkan sorunların bu çalıştayda gündeme getirilmesini ve artık çare bulunması en büyük dileğimdir. Zira birtakım ilaçların marketlerde hatta spor salonlarında satılmakta olduğunu biliyor ve yaşanmaması gereken olayların yaşandığını duyuyoruz. Anabolizanlar, hormonlar, ağır anastezikler neredeyse havada uçuşuyor. Olur olmaz kişiler tarafından tavsiye ediliyor ve yine olur olmaz kişiler tarafından satılabiliyor…
Kanaatimce çalıştayın ilgili komitesi çok ciddi ve popülizmden uzak çalışırsa, ülkemizin kanayan yarasına çare önerebilecektir. En basitinden bazı ilaçlar dışında, reçetesiz ilaç satımını yasaklayıp, bilinçsiz kullanıldığında zehir de olan bu ilaçlara erişimi zorlaştırılması istenmelidir. Tabii ki bu yapılırken, ilacın Eczaneler dışında satılması da ciddi bir suç kapsamına alınması tavsiye edilmelidir.
Bugün bırakın ilacın reçeteyle satılması, özel hekime giden bir hastanın reçete edinmesi bile nerdeyse mümkün değildir. Yasa gereği, KDV ve fahiş gelir vergisi ödemek zorunda kalan pek çok hekim, reçete yerine düz kağıtlara hastaya önerdikleri ilaçları yazmaktadır. Eczacılar da bunu kabul etmektedir ki zaten ilaç satmak için (birkaç kalem uyuşturucu ilaç dışında) reçeteye ihtiyaç duymamaktadırlar. Durum böyle olunca özellikle antibiyotikler kafadan dağıtılmaktadır. Bu sayede bir yandan mikro organizmalara karşı direnç artışı olurken bir yandan da ciddi ekonomik kayıplar gelişmektedir.
Demek ki ilk adım olarak reçetenin tanımlanması gerekmektedir. Reçete hekimin adının soy adının , uzmanlık dalının , sicil numarasının ve üzerinde maliyenin KDV mührünün olduğu belge olarak tanımlanmalı, üzerinde düzenlendiği tarih ve hekimin ıslak imzası mutlaka olmalıdır…
Eczacı başka türlü bir belge ile veya kendiliğinden başvuran kişiye istenilen ilaçları vermemeli, verirse cezalandırılacağını bilmelidir… Hekim reçetesini denetleme yetkisine sahip eczacılar, hatalı dozaj veya miktarda yazılan ilaçlar konusunda hekimleri uyarmalı, hekim ısrar ederse bakanlığa şikayet edebilmelidir.
Bu uygulama ile ciddi bir ekonomik kaybında ortadan kalkacağı aşikardır. Medeni ülkelerin yaptığı bu uygulamaya geçmek için hiç bir maddi külfet de gerekmemektedir. Sadece direnen statükoyu geçmek yeterlidir. Bunun için de kararlılık ve siyasi irade şarttır…

Anlayamadıklarım
Hekimlerin Meclis’teki performansından şikayet edenleri anlamakta güçlük çekmeye başladım.
Dr. Özdemir Berova “SAĞLIK BÜTÇESİ” görüşülürken müthiş bir çıkış yaptı. Hekim bir vekiller olarak en iyi sağlık sistemini kurmaya hazır olduklarını, bunu yapacak bilgi ve donanıma sahip olduklarını ifade etti. Ve sorunun Maliye’nin yeterli finans ayıramamasından dolayı giderilemediğini ekledi. Bu konuda, gelmiş geçmiş tüm Maliye Bakanlarının ketum davranış içinde kalarak sistemin oluşturulmasına engel olduğunu vurguladı. Dr. Berova, Maliyecilere yönelik , “Biz kısa sürede özlenen sağlık sistemini kurarız, peki ama siz bu sistemi finanse edebilecek kaynak bulabilir misiniz?” diye sordu. Cevap aldı mı bilmem ama sanırım bir daha “Meclis’te bu kadar doktor vekil varken sağlık sistemi neden düzeltilmez, anlayamıyorum” diyen olmaz artık…
Dr. Hakan Dinçyürek ise partisi iktidarda olmasına rağmen, elektrik zammını rakamlarla eleştirdi. Navlun için dolar bazında % 80 faizli kredi kullanılmasının maliyete yansımasından şikayetçi oldu. AKSA’ya tanınan alım garantisi nedeniyle Teknecik’in verimli olamadığını vurgulayıp, bunların düzeltilmesi halinde bile elektrik ücretlerinin düşeceğini vurguladı.
Dr. Faiz Sucuoğlu da santrallere filtre takılmamasının ayıp olduğunu, etrafa zararın maksimuma çıktığını söyledi. Kanser için arıştırma yapılması için veri olmaması konusunu eleştirdi. Bunun için hala geç olmadığını vurguladı. Sağlık Yasası’nın bir an önce uygulamaya konulmasını talep etti. Bu konuda ısrarcı olacağını bildirdi.
Dr. Abbas Sınay, Askerlik (Değişiklik) Yasa Önerisi’ni Meclis’e resmen sundu. Böylelikle bir süredir gündeme getirdiği askerlik süresinin kısaltılması ile ilgili ilk hamleyi yaparak, işin ciddiyetini ortaya koydu.
Daha ne yapsın yani bu doktor vekille? Anlayamadım…

Ve Şiir
Uzlaş Kendinle…

Küçük hesapların odak noktasında DUR…
Kendini DİNLE, yüreğini DİNLE…
En önemlisi sessizliğin türküsünü DİNLE…
Kentlerin kalabalığında nice YALNIZ insanların olduğunu GÖR…
Ve İNSANSIZ yalnızlıkları TANI…
Her şeye rağmen
Bu DENGELENEMEYEN TERAZİde becerebilirsen UZLAŞ kendinle…