Bugünkü yazımın benzerini 26 Eylül 2016 yılında yazmıştım. O tarihlerde yine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşayan vergi mükellefi olan Kıbrıs’lı Türkler’in vergi ile ilgili isyan ve şikayetleri vardı. Bugün yine aynı şikayetler devam etmekte ve oradan geçen altı yıl zarfında değişen bir durum maalesef yok.
Genelde hepimiz K.K.T.C.’deki vergi adaletini eleştiriyor ve çözüm önerileri yapıyoruz ve biliyoruz ki dolaylı vergiler direk vergilerden daha ağır bir yük yaratıyor ve yine biliyoruz ki gelir dağılımının adaletsizliğinden dolayı vergi adaletsizliği de vuku buluyor.
VERGİ YÜKÜ
Bir ülkede vergi yükü hesabı vergi gelirleri toplamının GSYH’ya oranlanmasıyla hesaplanır.
Yani;
Toplam vergi yükü = Vergi gelirleri toplamı/GSYH
Genellikle gelirlerin toplamını hesaplarken dolaylı ve dolaysız vergiler ile birlikte sosyal sigortalar ve ihtiyat sandığı için kesilen primler de işin içine katılıyor. Halk kendisinden kesilen, cebinden çıkan paraya bakıyor.
Vergi Gelirleri Toplamı = Dolaylı Vergiler+Dolaysız Vergiler+SSD+İHT Prim Ödemeleri
DOLAYLI VE DOLAYSIZ VERGİLER
Dolaylı vergiler mal ve hizmet alış işlemi üzerinden alınan vergilerdir. Katma Değer Vergisi bunun en belirgin örneğidir. Bu vergi alım-satım üzerinden alınır. Damga vergisi ve harçlar başka bir örnektir. Tapu harçları başka bir örnek.
Dolaysız vergiler, gelir, kazanç ya da servet üzerinden alınır. Dolaysız vergilerde herhangi bir mal ve hizmet alımı ve satımı yoktur. Geliri elde etmek veya servet sahibi olmak dolaysız vergiyi ödemeye yeterlidir.
Dolaysız vergilere örnek gelir vergisi, kurumlar vergisi, intikal vergisi, emlak vergisi. Avrupa’nın birçok ülkesinde var olan ve KKTC’de de olmasını savunduğum servet vergisi de dolaysız vergilerdir.
Dolaylı ve dolaysız vergiler toplamı vergi gelirlerini ihtiva eder.
Yukarıda belirttiklerimden hareketle dolaylı vergilerle dolaysız vergilerin toplamının toplam vergi gelirleri içindeki paylarının eşit hatta dolaysız vergilerin biraz daha fazla olması tercih edilir. (herhangi bir ölçü yok). Dolaylı vergilerin yüksek olması verginin adaletli alınmaması anlamı taşımaktadır. Dolaylı vergiler herkesten aynı oranda alınır. Örneğin KDV fazla kazanandan daha yüksek oranda az kazanandan daha az oranda alınmaz.
Birçok ülkede ve de KKTC’de dolaysız vergiler kademelendirilmiştir. Kişilerin gelirine göre vergi oranları yükselmektedir. Yine de böyle olmasına rağmen vergi adaletinin sağlanabildiğini söyleyemeyiz.
Ülkemizde 2019 yılından beri hiç değiştirilmeyen matrah dilimleri vergi adaletinin sağlanamadığını ve belirgin örneğini teşkil ederken 2020 ve 2021 yıllarındaki yüksek oranlı enflasyon ve yüksek oranlı kur artışına rağmen vergi matrah dilimleri yerinde saymaktadır.
Birkaç yıl öncesine kadar Türkiye’nin vergi gelirlerinin GSMH’ya oranı %25 di, bu İngiltere’de %36, Belçika’da %44, Finlandiya’da %43, Macaristan’da %36 K.K.T.C.’de ise %20 vergi yükü en hafif olan ülkelerden biriyiz. (OECD ülkeleriyle karşılaştırıldığımızda)
Karşılaştırma yaptığımızda K.K.T.C.’nin düşük vergi yüküne sahip bir ekonomi olduğunu, bu vergi yükünün ağırlıklı olarak dolaylı vergilere dayandığını dolayısıyla vergi adaletini sağlamaktan uzak bir vergi yapısına sahip olduğunu söyleyebiliriz.
KKTC’de Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı kesintilerini katmadan yayınlanan DPÖ verilerine baktığımızda dolaylı vergilerin toplam vergi yükü içindeki payının %70’leri aştığını görüyoruz.
Dolaylı vergiler kolay toplanmaktadır. Bu yüzden dolaysız vergilere oranla bir üstünlük sağlamaktadır. Fakat yukarıda bahsettiğim gibi adaletsiz bir yapısı vardır. Dolaysız vergiler çok kazanandan çok alındığı için vergi adaletini sağlarken dolaylı vergiler az kazanandan da, çok kazanandan da aynı oranda alındığı için vergi adaletini bozmaktadır.
Dolaylı vergilerin ağırlıkta olduğu bir ekonomik yapıda gelir dağılımı da bozulmaktadır.
İşte bu sebepledir ki KKTC açısından ciddi bir vergisel çalışma güncel ve adaletli bir vergi sisteminin uygulanması için yapısal reformların şart olduğu gelirin adaletli bölüşülmesi için reformların gerekli olduğunu ve vergi sisteminin dışında olan ve ya çıkmış bulunan kazançların kayıpların sisteme alınması gerektiğini her fırsatta belirtiyoruz.
































