Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İNSANLARIN BAŞINA SAKSI DÜŞMELİ

Kuzey Kıbrıs’a bakıp, gerçeüi görememek artık imkansızdır. Ancak gerçeği kabullenmek için, saşımıza ille de SAKSI MI DÜŞMELİDİR?

Son birkaç yıldır, hükümetçilik adına, saray entrikalarının yaşandığı Kuzey Kıbrıs’ta birinin çıkıp, “oyun sona erdi” diye açıklama yapması artık kaçınılmaz olmuştur.

Hükümet kuran Başbakanların kasetlerle götürüldüğü bir ülkede, yerine gelen Başbakan, istediği çalışma arkadaşlarını seçemiyorsa, kendisine dıştan EMPOZE ile bakanlar dayatılıyorsa, her ay para bulmak için banka kapılarında borç para dileniliyorsa, bu oyunu daha ne kadar sürdürmek mümkün olacaktır?

Bağımsız egemen iki devlet tezini ileri süren Cumhurbaşkanı, destek beklediği Türkiye’den bu noktada bir açılım görememekte,Türkiye Cumhuriyeti gerek spor karşılaşmalarında, gerekse uluslar arası temaslarda Kıbrıs Cumhuriyetini her alanda muhatap kabul etmekte sakınca görmüyorsa, dış politikada yoluna gitmeyen bir şeyler var  demektir.

Kuzey Kıbrıs’ı yaşatmak, sözle olacak bir şey değildir. Güçlü, kendi ayakları üzerinde duran bağımsız bir ekonomiyi kurma yönünde hangi somut adımlar atılmıştır?. Uluslar arası arenada Kuzey Kıbrıs’a açılım sağlayacak hangi pratik adımlar atılmaktadır? Kıbrıs Rumlarının Güven Yaratıcı Önlemler adıyla Maraşa karşılık Ercan ve Mağusa limanlarının ULUSLAR ARASI TRAFİĞE   açılması  konusu niye engeniş çerçevede tartışılmadan hemen RET EDİLMEKTEDİR?  Bu soruların cevapları hep olumsuz olmaktadır.

Güney Kıbrıs, Uluslar arası arenada tam bir devlet olarak faaliyet yürütürken, Kıbrıs Türkleri, kurucu taraf olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti  Anayasasından kaynaklanan haklarından hiçbirini alamamakta ve her geçen gün daha büyük bir çaresizliğin içine düşürülmektedir.

Kıbrıs Türkleri, 1974 sonrası ele geçirilen Rum topraklarının , fabrikaların, otellerin  yağmalanması üzerinde güçlü bir ekonomi kurulamayacağını, bedel ödeyerek her gün yaşamaktadır. Çözüm, Uluslar arası kamuoyunun tanıyacağı bir yapı içerisinde yer alarak, üretime ağırlık verecek yeni bir politikaya yönelmektir.

Aslında UBP tarihi bir dönemeçtedir. Başbakanının, kendi Partisini yönetmeye bırakılmadığı bir yapıda, hükümetçilik oynamak artık mümkün değildir. UBP kendi içindeki yönetememe oyununu objektif bir şekilde ele alıp, yeni çıkış yolları bulmak zorundadır. Aksi halde, bu parti Kuzey Kıbrıs’ın tanınmasını değil, sonunu hazırlayacak ana parti olacaktır.

UBP, Kıbrıs sorununun çözümü yönünde doğru kararlar üretmek ve diğer Partilerle  bu  yönde ortak adımlar atmak zorundadır.

Muhalefet Partileri de hükümete yüklenmenin kolaycılığından artık kurtulmak zorundadır. Sendikalar ve meslek örgütleri 2004’tteki çözüm prespektifine dönmeli, bu alanın dışında güç harcama yoluna gitmemelidir.

Deniz bitti. Kara göründü. Ancak çoğu vatandaşın başına hala SAKSI DÜŞMEDİ.