Dr. Bülent Dizdarlı ve Khora Yayınlarından çıkan 5. Kitabı “Efsaneden Doğan Efsane Mustafa Defteralı” ülkemiz için büyük bir değere sahiptir. Kitap çıkmadan önce daha kapağını görür görmez etkilendiğim ve Kıbrısımın gerçek kahramanlarının yüzlerini gördüğüm bu çalışmayı sabırsızlıkla bekledim. Zaman denilen o kocaman çarka teslim olmamak için Defteralı ve onun gibi insanları yazmak bu ülkeye bir borçtur, bir vefa borcudur. O yüzden bu çalışmayı ben herhangi bir kitaptan, romandan daha fazla önemsedim. Yazmak, yazılan insanı ölümsüz kılmaktır. Yazmak, gelecek nesillere onu anlatmaktır. Yazmak, geçmişten geleceğe bir köprü kurmaktır. Aşklarını, başarılarını, acılarını, kısaca yazılan kişiyi yeniden yaşatmak ve geleceğe teslim etmek demektir. Bir camiayı sevmek, renklerine bağlanmak bazı kişilere farklı misyonlar da yükler. Tıpkı Bülent Dizdarlı örneğindeki gibi. Camiasına ve Kıbrıs’a karşı bir futbolsever ve yönetici olarak büyük bir hizmet gerçekleştirmiştir. Kıbrıs futbolunun gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu olarak anılan Mustafa Defteralı’nın biyografisini hem futbol dünyasına hem de ülkemize armağan etmiştir. Bugün unutulan pek çok değer yargısını, başarıyı, anlamı bulabilirsiniz kitabın içerisinde. Başarı diye Kıbrıs Türk futbolunda nitelendirdiğimiz pek çok olayın kat be kat üzerindeki başarılara imza atan bu eşsiz yetenekteki insanları bilmek ve tanımak her Kıbrıslının da görevidir.

Kitabı okurken Kıbrıs’ın sosyolojik ve ekonomik yaşantısının da gözler önüne serildiğini görmek mümkün. Bu çalışmada pek çok röportaj, araştırma ve kaynak saklıdır. Bu sancılı işe girişmek hiç de kolay değildir. Bir insanı her yönü ile anlatmak çok farklı sorumluluklar yükler insana. O süreçte o insanla yatıp o insanla kalkarsınız. Sizi hisseder, anlar,bekler gibi. O artık ölü falan değil, yeniden doğmuş olur. Bunları babamın hayatını araştırırken hissetmiş birisi olarak, vefat eden bir insanın ardından, ruh , kalp olarak da hissettiğiniz, sevdiğiniz bir insanın yaptıkları yeniden buluşur herkesle. Sanki bir yerlerde gizlidir ve sizi izlemektedir. Yaptıklarının boşa olmadığını bilir gibi.

Mustafa Defteralı bu ülkenin gerçek kahramanlarından bir tanesidir. Bu kitap da bu öykünün halkla buluşmasıdır. Önce Defteralı ve ailesine, sonra da Çetinkaya ve Türk futboluna bir armağandır. 25 Mayıs onun 10. Çetinkaya Spor Kulübü’nde yapılan törenle defnedildiği tarihtir. Tam 10 yıl sonra Kıbrıs’ta gazeteler hala ondan bahsetmekte ve onu konuşmaya, anmaya devam etmektedir. İşte bu kitabın en güzel fotoğrafı da budur. Yaptıkları, başarıları, hayatı boşuna değildir. Hala birilerine ışık tutmaya devam etmekte,hala ismi kutsal bir yerde saklanmaktadır. O, futbol dünyası içindeki karanlıkları aydınlatan insanların temsilcilerinin en gözdelerindendi. Okudukça anladım, anladıkça yaşadım. Kıbrıs’ın o zor, karanlık ama anlamlı yıllarına geri döndüm. Kah bir seyirci oldum, kah bir tanık. Babamda bulduğum o tadı yakaladım hayatında. Bir işi yaparkenki inancı, onuru, güveni ve sevgiyi. Çetinkaya ile sorunları olduğu halde Milli Takım forması hariç yalnızca Çetkinkaya formasını giyen, İsrail’e, İngiltere’ye kadar ünü yayılan, Kıbrıs futbol tarihine adı altın harflerle yazılan bu büyük yetenekle yakından karşılaşma şansı yakaladığım için çok mutlu oldum. Edebi anlamda etkilendiğim pek çok kitaptan daha anlamlıydı bu buluşma benim için. Kalemi geniş, ruhu dar olanlar bunu pek anlamasalar bile tüm ön yargılarından sıyrılarak karşılaştıkları yaşamlar eminim ki onlara çok şey anlatacaktır.
Çocuklarımıza bu ülkede olup biteni yalnızca ders kitaplarından anlatamayız. Bu ülkede tüm dünyada olduğu gibi futbol bir tutkudur. En azından futbolseverler bu kitabı alıp okumalı. Bizler alıp okutmalıyız. Mustafa Deferalı ve bu gibi insanlar unutulmamalı, görevimiz hatta bu insanları hatırlatmak olmalı.
Büyük bir vefa örneği göstererek bu kitabı bizlere kazandıran Dr. Bülent Dizdarlı’yı gönülden tebrik ederim. Yaptığı iş benim nazarımda çok yücedir ve her insan için de böyle olduğunu düşünürüm. İsmi tarihimize altın harflerle kazılı olan Mustafa Defteralı’nın hayatını gelecek nesillere kazandırdı. Vefa bir insanda bulunması gereken en temel özelliklerden bir tanesidir. Kitap ise bir başka unutulmaz dosta adanmıştır Dizdarlı tarafından. Çetinkaya kulüp başkanı iken ani gelen bir ölümle aramızdan ayrılan Urcan Vangöl’e.
Bu kitap bu ülkenin gerçek kahramanlarından bir tanesinin hayat hikayesidir. Okuyun, okutun, anlatın derim. Bu ülkenin gerçek kahramanlarına ve onları yazan güzel yüreklere en içten sevgi ve saygılarımla. Onları gönülden selamlarım.

“BEN BU BACAĞI KESEYİM DİYE OMZUMDA TAŞIMADIM”
Dr. Bülent Dizdarlı’ya “kitabın içinde seni en çok ne etkiledi” diye bir soru sordum. Aslında yanıtını biliyordum. Çünkü kitabın içerisindeki fotoğrafla, altında anlatılanlar insanı derinden etkiliyordu. Fotoğrafta Çetinkaya’nın Pakkos Şildi’ni kazandığı maç sonrasında elindeki şilt ile birlikte omuzlarda taşınıyordu Deferalı. Onu omuzlarında taşıyan başı şapkalı çocuğun kim olduğunu ve seneler sonra ne söylediğini okuduğumda o fotoğrafa dalıp gittim. 1990’lı yılların sonunda sağlık sorunları yaşayan Deferalı’nın ayağı kangrene doğru gitmekte ve ardından Hacettepe Tıp Fakültesi’ne sevk edilmektedir. Orada tedavi olduğunda doktorlar Defteralı’nın ayağının kesilmesi görüşünde birleşirler. Bu doktorlara karşı çıkan bir başka doktor daha vardı o hastanede. Kıbrıslı bir doktor… Prof. Dr. Ünsal Ersoy. Defteralı’nın ayağının kesilmesine karşı çıkmakta ve farklı tedavi yolları denemektedir. Doktor “BEN BU BACAĞI KESEYİM DİYE OMZUMDA TAŞIMADIM” diyerek Defteralı’nın bacağını ‘kurtarmak için elinden geleni yapar. Bu doktor 1952 yılında Çetinkaya’nın Pakkos Şildi’ni kazandığı maçta Defteralı’yı omuzlarında taşıyan şapkalı çocuktur…
DİP NOT
Kitabı yayına hazırlayan Besim Baysal’ın “editörün notu” kısmındaki yazısı kısa ama çok önemli tespitleri içinde barındırmaktadır. Kitaba başlar başlamaz karşılaştığım bu notla Defteralı’nın temsil ettiği futbol kuşağı ile bugün arasındaki o farkı üzülerek gördüm. Sosyolojik anlamda bu kitabın bir değerlendirmesini yapan editör, kitabın bizi ulaştırdığı noktaları hatırlatması ile Defteralı zamanındaki takımların düzeyi ve bugün arasındaki farkı gözler önüne seriyor…
































