Alaylı göz kırpmakta oyuncaklar
Tanıdık değil artık bayramlar
Kaçamak bakar çocukluğum
Pası çıkmış kaydıraktan sonra
Ağlıyor şimdi salıncaklar
Yalnız KAPI gıcırtılarında
Döner durur çığlıklarım
Ada’(m) da arama
Başka kanar
Buralarda bu yara!
Ş.Z.
Geçtiğimiz hafta sanat hayatında büyük emekler harcayarak ilerleyen bir güzel insanın kitap tanıtımında bulundum. Bu, ayrıca dostum olan çocuklara yönelik ŞİİRLERLE BÜYÜSÜN ÇOCUKLAR projesi ile hem radyo programı, hem farklı zamanlarda ve hala yürüttüğü TV programı hazırlayan, hem de gerek müzikal, gerekse film alanında üretimlerde bulunan şair Şirin Zaferyıldızı’nın son çalışması olan SAKLA KENDİNİ adlı kitabın tanıtımıydı. Sanat çevresinden pek çok güzel insan katıldı o geceye. Tabii Şirin Zaferyıldızı’nın şiir çocukları da oradaydılar, gülümseyen yüzleri ile. Konuşmalar yapıldı, eserleri hakkında bilgiler verildi, bestelenen sözleri şarkı olup aktı geceye.
Şirin’in pozitif enerjisi, çabaları, organizasyonlardaki titizliği ve aralıksız sürdürdüğü çalışmalarındaki azmi takdire şayandır. Öğretmenliği ile harmanladığı kaleminden çocuk dokunuşları şiirseldir. Hemen hemen yaptığı bütün etkinliklere katıldım bugüne kadar. O havaları bizzat kokladım. Programlarına iyi hazırlanan ve konuğunu tanıyan bir yapısı vardır. Son şiir kitabındaki özen, kapağından itibaren hissediliyor. İçinde sakladığı, hayatının sandığından çıkardığı o siyah-beyaz fotoğraf seçkileri başlı başına birer şiir taşıyordu. O fotoğraflar beni derinden etkiledi.
Ben, sevgili dostum, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ile üretimlerini sürdüren Şirin Zaferyıldızı’nı yürekten kutlarım. Şiirleri, şarkıları, filmleri ile çıkmış olduğu yolculuğunda başarılarının devamını dilerim. Rüzgarı bol olsun. Şiir ona, o şiir çok yakışıyor.

Şiir kadın
Kuşlar dışarıda cıvıldıyorlardı. Baharın müjdesini haber veriyorlardı. Bahçedeki erguvan ağaçları, mor çiçekleriyle gelin gibi süslenmişti. Yeni yaşına “merhaba” dediği gün, yeniden aşka uyandı şiir kadın. Gülümseyerek sessizce yatağından doğruldu. Banyoya geçti, lavaboda yüzünü şiirle yıkadı. Sonra yatak odasına dönüp makyaja başladı. Renklerin duyguları etkilediğini çok iyi bilirdi. Gözlerine sürme çekti. Gözkapaklarına yeşil far sürdü; dudaklarına ateş kırmızısı ruj. Yanaklarına allık. Barışın ve saflığın simgesi beyaz elbisesini giydi özenle.
Yeni kahverengi uzun çizmesi ne de güzel oldu. Mor beresini de başına koyup boy aynasında süzdü kendisini. Beğendi. Akıllı telefonuyla fotoğrafını çekti.
Şiir Kadının Limasol’da başlayan hayat serüveni zorluklarla geçmişti. Küçük yaşta Lefkoşa’ya taşınmışlardı. 1974, 20 Temmuz’u bir toplumun kurtulmasına yardım etmişti. Ancak maalesef, evinin direği sevgili babasını Kıbrıs Barış Harekâtında kaybetmişti. Henüz 6 yaşındaydı, şiir çocuktu o dönemde. Ne ölümü tam olarak kavrayabildi, ne savaşı, ne de barışı. İğne deliğinden geçirdiği zor hayatıyla ruhunda kanayan yaraları dikmeyi başardı. En büyük desteği annesiyle verdikleri yaşam mücadelesini birbirlerine omuz vererek kazanmışlardı.
Ruhundaki derin izler onu yazmaya yönlendirdi. Kalbinden akıttığı derin duygularını dizelere döktü, bir şiir perisi oldu. Özlemlerini, sevdalarını, biriktirdiği anılarını, yurt özlemini, kadınlığını, anneliğini, ada(m) dediği Kıbrıs’ta barışa olan hasretini yazdı şiirlerinde, şiirlerle büyüdü. Ülkesinin tanınan, sevilen bir şairi oldu.
Bazen de sakladı kendisini: Eşine, çocuklarına, okulda eğittiği minicik yüreklere, öğrencilerine. Sadece duygularını saklayamadı kimseden. Yüreğini açmıştı herkese, yasemin tüten güzel şiirlerinde.
47. yaşına girdiği 19 Mayıs’ta evinden çıkıp okuluna giderken onu Şirin Zaferyıldızı yapan üç değere sahipti:
Elinde tuttuğu kalemi, içinde yüreği ve sakladığı antika sandığındaki kelimeleri…
Yazan: Serkan Sürek (karikatürist)
21.01.2015-Mağusa.
—————————————————————————————-
KANARKEN YURDUN
Şiir vurunca başa
Ne sesindedir sevda
Neresindedir bulutlar sorma!
Kanarken yurdun asırlarca
Kavga kavga
Şiir şiir şiir
Durmaz ki
Durduğu gibi mısralarda…
Vur kendini aşka
Şiirsiz bir dalga
Ne sana yarar
Ne de yurduna
Çoktan pupa yelken
Şiirler yol almada
Kanarken yurdun
Tepeden tırnağa sevda
Geçti sandık oysa hep kanatıldık
Üzdüğümüz bir ada(m)a
Nikahlandık…
Barışın sönmeyen ateşlerinde
Üşümüşlüğüne yandım
Zincirlerini kırmaya durmuş
Bir ada(m)a tutuldu.
Ş.Z.
































