YASALAR GÜNCELENMELİ: İnsan Hakları Vakfı Başkanı Emine Çolak, mülteciler ile ilgili yasal düzenlemenin çağ dışı olduğunu belirtti. Muhaceret Yasası altında düzenlenen mülteci hakları konusundaki uygulamalarda çağ dışı kaldığımızı ifade eden Çolak, “Yasalarımızı güncelleştirme ihtiyacımız var” dedi
BURADA BARINDIRMALIYIZ: Mülteci Hakları Derneği uygulanan prosedürünün yanlış olduğunu duyurdu. Dernek sığınma talebiyle gelen insanların çok yüksek sayıda mülteci barındıran üçüncü ülkelere topluca geri gönderilmesinin yanlış olduğunu belirterek, ülke kapasitesi çerçevesinde yerel sığınma mekanizması kurulmasını istedi
Bertuğ TOPAL
Kıbrıs Türk İnsan Hakları Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Emine Çolak mülteci hakları konusunda Muhaceret Yasası altında birtakım düzenlemelerin var olduğunu ancak bu düzenlemelerin de çağ dışı kaldığını ifade etti.
Yeni bir düzenlemenin şart olduğunu kaydeden Çolak, “önceki gün tekrardan gördük ki mülteci hakları ile ilgili bazı düzenlemeler güncelleştirmeye tabi tutulması gerekiyor” diye konuştu.
Çolak, önceki dün yaşanan mülteci olayıyla ilgili olarak sürekli mültecilerin yanlarında bulunduklarını ve uygulanacak prosedürden korkmamalarını sağlamak için sürekli onlarla vakit geçirdiklerini belirtti.

“Kampta olan yoktu”
Çolak, önceki gün mültecilerle yaptıkları kısa konuşmalarda Türkiye’de bulunan mülteci kampında olan birinin 235 kişilik grup içinde yer almadığını gözlemlediklerini ifade etti. Herkesle tek tek konuşma fırsatı bulamadıklarını da kaydeden Çolak, “Travma yaşamış bir insan topluluğu” vardı diyerek mültecilerin ruh halini özetledi.
Mutlu ama buruk ayrıldılar
235 mülteci arasında olan birkaç mültecinin Mersin’e gitmek için yola çıkmadan önce kendilerine teşekkür ettiklerini ifade eden Çolak, “Bizi ölümden kurtardığınız için Allah razı olsun” dediklerini belirtti.
Kıbrıs Türk İnsan Hakları Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Emine Çolak, mültecilere KKTC’de bulundukları süre zarfında çok iyi davranıldığını belirterek “buradan mutlu ama buruk ayrıldılar. Konuştuğumuz mültecilere ‘Kendi hayatlarınızı koruyun’ dedik. Hangi motivasyonla bu Maceraya atıldılar bilemiyorum” diye konuştu.
“Hepsinin ayrı hikayeleri var”
Kısıtlı zamanda herkesle tek tek konuşma fırsatı bulamadıklarını ifade Çolak, 235 insanın her birini hikayesinin farklı olabileceğini söyledi. Mersin’e yakın aile yakınlarının yanında yaşayanlar da vardı, aralarında poz verip çektiren de. Gözlükle atkıyla yüzünü tamamen saklayanlar da vardı” şeklinde konuşan Çolak, bir birbirinden farklı koşullar 235 kişinin yaşam savaşı verdiğini söyledi.
Türkiye tehlike mi?
Türkiye mülteciler için güvenli sorusu üzerine ise Çolak, uluslararası raporlar ve listelerin olduğunu kimi listede Türkiye’nin tehlike teşkil etmediğinin yazıldığı kimisinin ise Türkiye’nin tehlike teşkil edildiğini yazıldığını belirtti.
“Burada kalmaya talip değillerdi”
235 kişilik mülteci grubunun Türkiye’ye iadesi sırasında çok büyük panik yaşamadıklarını da ifade eden Çolak, sadece kendilerine ve yetkililere Türkiye’de tutuklanacak mıyız şeklinde sorular sorduklarını söyledi. Çolak, “Gidersek ölürüz diye bir panikleri yoktu. Bunu gözlemek için limana gittik. Teşekkür ederek gittiler. Her insanın film olabilecek hikayesi var. Onlara ulaşmak mümkün olmadı. Buraya kalmaya talip değildiler” şeklinde konuştu.
“Başarılı yönlerimiz ağırlıkta”
Çolak, 2 günlük operasyonda KKTC devletinin sınavdan geçtiğini ifade etti. Bu sınavın çok bölümleri olduğunu kaydeden Çolak, “Cumartesi akşamki manzaradan zarar almadan kurtarılmaları başarılı bir operasyondu. Karşılandıkları hazırlık sağlık yemek güvenlik muamele davranış biçimi de iyiydi. Elimizdeki kaynakları onlara iyi bir şeklide sunduk. Kayıt altına alınmaları da doğal olarak yapılacak bir işlemdi” dedi. Geri gönderilmeleri konusunun tartışma kaldırır bir konu olduğunu kaydeden Çolak, mültecilerin “Bizi Türkiye’ye göndermeyin” talebi olmadığını söyleyerek, Mersin’e gidecekleri kendilerine açıklandığını ve bunu da kabul ettiklerini belirtti. Doğal olarak kabul ettiler” ifadelerini kullandı.
Annesi babası yanında olmayan çocuklara özel ilgi
Çolak, “tespitimize göre annesi babası yanında olmayan 1-2 çocuk vardı. Çocuklar daha fazla Türkçe biliyordu. Amcaoğlu ile beraber geldiklerini söylediler. Türkiye için de endişe konusudur refakatsiz çocuklar. Çocuk mülteciler daha büyük tehlike altında olur. Dolayısıyla anne babası yanında olmayan çocukları özellikle kaydedip Türkiye’deki sivil toplu örgütleri ile iletişime geçerek bu çocuklara özel ilgi istedik” şeklinde konuştu.
“Ne ilk ne de son olacak”
Cumartesi ve pazar günü yaşanan olayın travmatik bir olay olduğunu ifade eden Çolak, bu durumlara hazırlıklı olmak zorunda olduğumuzu belirtti. “Bu ne ilktir ne de son olacak. Bu savaşlar devam ettiği sürecek bu durum da devam edecek” şeklinde konuşan Çolak, bu durumun savaşların bitmesiyle ancak son bulabileceğini belirtti.
“Düzenlemeler çağ dışı”
KKTC’de mülteciler için Muhaceret Yasası altında birtakım düzenlemeler olduğunu kaydeden Çolak, bunların uluslararası sözleşmelerle desteklendiğini ifade etti. KKTC’deki yasanın tamamen çağ dışı bir yasa olduğunu kaydeden Çolak, “Yasa bir türlü emrediyor, biz insan hakları konusunda başka türlü söylüyoruz. Kendi yasalarımızı güncelleştirme ihtiyacımız var. Mülteci hakları da bu konulardan biridir” diye konuştu.
MHD: Sınır dışı edilmemeliydiler
Mülteci Hakları Derneği de dün bir açıklama yayınlayarak arama ve kurtarma çalışmalarının, mülteci haklarının korunmasında sadece ilk adım olduğunu belirterek Kıbrıs’ın kuzeyinde de bağlayıcı etkisi olan uluslararası sözleşmelere göre, sınıra yaklaşan mültecilerin sınır dışı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Dernek, mültecilerle derinlemesine yapılacak birebir mülakatların ardından bu kişilerin risk altında olmadıkları ve onları kabul edecek üçüncü bir ülkeye ulaşımlarını sağlamanın da seçenekler içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
“Sınır dışı prensiplerden uzak”
Mülteci Hakları Derneği, geçtiğimiz gün yaşanan sınır dışı olayının uluslararası prensiplerden uzak bir duruş olduğunu belirterek mültecilerin bilgilerinin MHD desteğiyle alındığını, ancak pasaport bilgilerinin alınması dışında herhangi bir inceleme yapılmadan mültecilerin geri gönderildiklerini belirtti.
Raporlar Türkiye’nin tehlike olduğunu gösteriyor
Açıklamada “Türkiye’de alanda çalışan mülteci hakları savunucusu kişi ve kurumların raporlarını incelendiğinde, Suriyeli mültecilerin zaman zaman savaş bölgesine geri itildiği ve sınırda gerçek mermilerle karşı karşıya kalabildiği, çocukların ve genç kadınların insan hakkı ihlali teşkil eden sömürü ve pratiklerden korunamadıkları gözlemlenmektedir. Yaşananlar bize göstermektedir ki, Kıbrıs’ın kuzeyinde gerekli irade olduğu sürece kişi ve kurumların işbirliği ile kriz yönetim mümkündür. Mülteci haklarının etkin korunması, hali hazırda çok yüksek sayıda mülteci barındıran üçüncü ülkelere mültecileri topluca geri göndererek değil, kapasitemiz kapsamında oluşturulacak bir yerel sığınma mekanizmasıyla mümkündür. Dünyada zulümler devam ettikçe, mülteciler de var olmaya devam edecektir. Peki biz yerel bir sığınma mekanizması kurmak için tam olarak neyi bekliyoruz?” denildi.
































