Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü. Pek çok günün altı boşaltılmış. Bugün ise 8 Mart’taki gibi göbek atılan organizasyonlardan çok, ülkemizde pek çok konuda yüz akı olabilecek faaliyet gerçekleştiriliyor. Geçen yıl FEMİNİST ATÖLYE Kadın Sığınma Evi için mücadele verirken bu yıl 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle Gönyeli Belediyesi ve Kuzey Kıbrıs Telsim sponsorluğunda, KTAMS, KTÖS, KTOEÖS, Tabipler Birliği, DAÜ-SEN, DAÜ BİR-SEN, CTP Kadın Örgütü, TDP, FEMA, YKP-FEM, MAKAMER, KUİR Kıbrıs, SORÖV, YKP ve Baraka Kültür Merkezi iş birliğiyle etkinlikler düzenlendi. “BİR EL DE SEN VER, ŞİDDETE SON VER” etkinlikleri gerçekleşti.

Tanıdık kadın simalardan “farkındalık” yaratılması için destek…
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle, toplumda bilinen kadın simaların bulunduğu bir de afiş hazırlandı. “Bir Anlık Hiddet Değil, Kadına Yönelik Şiddet” sloganıyla hazırlanan afişte birçok tanıdık kadın sima bulunuyor.

Milletvekili Doğuş Derya, YDÜ Çevre Eğitimi ve Yönetimi Anabilim Dalı Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Şerife Gündüz, Televizyon Programcısı Aysu Basri Akter, Radyo Programcısı Çelen Çağansoy, Gazeteci Selda İçer, Müzisyen Aysun Kahraman, İnsan Hakları Vakfı Başkanı Avukat Emine Çolak, Akova Kadınlar Derneği Başkanı Aysel Bodi, Tiyatro Oyuncusu Özgür Oktay, Beden Eğitimi Öğretmeni Harika Kıral, Seramik Sanatçısı Sevcan Çerkez, Kıbrıs’ta Barış için İki Toplumlu Koro Üyesi Alev Özgü ve Şair/Yazar Neşe Yaşın afişte yer alan isimler…
Kadına yönelik şiddet konusunda farkındalık yaratmak için hazırlanan afişte, kadınlar makyaj ile şiddete uğramış bir gibi gösterildi.

Kuzey Kıbrıs’ta “şiddet” ürkütücü boyutta!
Yapılan bir araştırmaya göre, Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan kadınların %73,8’i psikolojik, %64,4’ü fiziksel ve %6,9’u cinsel şiddete maruz kalmıştır.
Ayrıca, Kuzey Kıbrıs’taki kadınların %4’ü hayatları boyunca en az bir kez tecavüze uğramıştır.
Eşlerinden şiddet gören kadınların sadece %2,6’sı en az bir defa bu sebepten ötürü polise başvurmuştur.
Peki ama bu günün anlamı nedir? Nereye dayanmaktadır?

Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü
Yıl 1960, yer Dominik Cumhuriyeti. 1930’da ülke yönetimini ele geçiren Rafael Trujillo diktatörlük yönetimini sürdürüyordu. Dominik Cumhuriyeti’nin Cibas bölgesinde dünyaya gelen ve Mirabal Kardeşler olarak tanınan üç kızkardeş Patria, Minerva ve Maria Teresa, eşleriyle birlikte Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele veriyordu. Patria 1960 yılının Haziran ayında Clandestine Hareketi’ni kurdu ve diğer kız kardeşler de bu harekete katıldı. Sembol haline geldikleri diktatörlük karşıtı mücadelelerinin çeşitli zamanlarında ağır baskılara maruz kaldılar ve hapis cezalarına çarptırıldılar. 1960 yılının Kasım ayı başlarında Trujillo ülkede iki tehlikenin varlığından söz etti: Kilise ve Mirabal Kardeşler!
Tarih 25 Kasım 1960’dı. Üç kız kardeş tecavüz edilip öldürüldüler. “Araba kazasında” öldükleri duyuruldu. Mirabal kardeşlerin öldürülmesinden bir yıl sonra Trujillo karşıtı hareket, diktatörlüğün sona ermesini sağladı. Mirabal kız kardeşlerin anısı, özgürlük ve insan hakları için verdikleri mücadele, dünyada ve Türkiye’de insan hakları savunucuları ve kadın hareketleri için bir sembol haline geldi. 1999 yılında Birleşmiş Milletler, 25 Kasım’ın “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele Günü” olarak benimsenmesini karar altına aldı. Kadına yönelik şiddet, toplum içinde ya da özel hayatta cinsiyete dayalı olarak kadının fiziksel, cinsel ve psikolojik zarar görmesi ve/veya acı çekmesi ile sonuçlanan ya da bu tür sonuçlara yol açabilecek olan tehdit, baskı ve özgürlüğün keyfi olarak engellenmesini kapsamaktadır. Şiddet hareketleri ve tehditleri, ister ev içinde ister toplumda meydana gelsin veya Devlet tarafından uygulanmış, yapılmış ya da göz yumulmuş olsun, kadınların hayatına korku ve güvensizliği sokar. Taciz dahil şiddet korkusu kadının hareketliliğine sürekli baskı yapar ve haklarına erişimini kısıtlar.
MİRABEL KIZ KARDEŞLER HAKKINDA: Mirabel kız kardeşlerden birinin kod adının Kelebek olmasından da esinlenerek; o günden sonra bu üç kız kardeş, gerek Dominik’te gerek dünya da “Kelebekler” adıyla efsaneleştirilerek anılmaya başlarlar. Önce 1981’de Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayında; 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü” olarak kabul edilir. Daha sonra 1985 yılında, BM tarafından “25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddetin Yok Edilmesi İçin Uluslararası Mücadele” Günü ilan edilir. 1981 den bu yana dünyanın dört bir köşesinden kadınlar, efsaneleşen bu üç kelebeği anıyorlar. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığa ve milliyetçiliğe, karşı; kadın dayanışmasını örüyor, seslerini yükseltiyorlar. Adeta kelebekçesine kanat çırparak uçmayı sürdürüyorlar… Pedro Mir (Dominikli şair) tarafından “Amén de Mariposas” (Kelebeklerin Amini) adlı, üç kız kardeşin katlini kınadığı şiirinde kullanıldı. Aynı dönemde, Dominik Cumhuriyeti’nde ve Amerika’da en çok satan yazar olan Julia Alvarez, Mirabel kız kardeşlerin hayatını anlattığı romanını In the Time of The Butterflies (Kelebekler Zamanı) yayımladı. Ve bu kitap, Mirabel kız kardeşlerin kelebekler olarak tanınmasına neden oldu. 2000 yılı 25 Kasım’ında Mirabel Kardeşlerin cesetleri doğdukları köye kadın örgütleri tarafından taşındı. Kadınlar hayatın her alanında şiddete maruz kalıyor. Dün de bugün de…

Zamana Asılanlar:
16 yaşından küçük çocuklar, güzellik yarışmalarında alkollü içki tanıtabiliyor…
Mesela sınır 18 olması gerekirken 16 yaşından küçük çocuklar bile güzellik yarışmalarında yarıştırılıp sponsor firmanın alkollü içkilerini tanıtabiliyor veya yarışmanın gerçekleştirildiği otelin kumarhanesinde pozlar vererek reklamına alet edilebiliyor.
Devlet öylesine kör ve sağır kesilmiş ki yasada yeri olmasına rağmen bu yarışmaları denetlemiyor veya yasaları uygulayıp organizatörleri veya çocukların ailelerini yargılamıyor. Bu yarışmaları organize edenler kimi zaman ekonomik olarak zorda olan sivil toplum örgütlerinin iyi niyetini kullanarak onların yararına düzenlenmiş gibi maskeleyip bu rezalete ortak ederek büyük paralar kazanıyorlar. Maliye Bakanlığı güzellik yarışmalarına yapılan sponsorluk anlaşmalarını sıkı denetlemiyor.
Adalet sistemi ve çocuk açısından ciddi sıkıntılar var. Özel eğitim almış ve çocuk hakları konusunda uzmanlaşmış hakim ve savcıların görev yapacağı çocuk mahkemelerimiz yok. Çok duyarlı yargıç ve savcılarımız var ancak kimi zaman Çocukları yetişkin suçluların arasına cezaevine göndermek bir ıslah yöntemi olarak algılanabiliyor. Bakanlar kurulunun ıslah okulu açma yetkisi olmasına rağmen yıllardır bu kurumsallaşma eksikliğini giderecek bir adım atılmamıştır. Çocukların nezarette tutulmaları bile günlerce uzayabiliyor.
(…)
“Çocuklar suça yönelmeden korunmalı”
Kanunla itilafa düşen çocuklar konusunda özel eğitimden geçmiş bir çocuk polisimiz yok. Kaldı ki çocukları sokağa veya suça iten aileye, çevresel koşullara ve eğitim sistemine ilişkin nedenlerin ortadan kaldırılması öncelikli hedefimiz olması gerekir. Çocuklar suça yönelmeden polis üniforması ile karşılaşmadan önce onları korumak devlet başta olmak üzere hepimizin sorumluluğundadır. Tüm bu sorunların giderilmesi için Cumhurbaşkanlığı himayesinde yürütülen “Çocuk Odaklı Toplum” Projesi büyük bir adım olarak algılanmalı ve desteklenmelidir.
Barış Başel (20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü yazısından)

GÜNÜN SÖZÜ:
Kadınlar, çenelerini kapatıp, bacaklarını açmak zorunda değildir!
(Emma Goldman)