Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İTHALAT, TÜKETİMLE BÜYÜYEBİLİR MİYİZ?

Sürekli duyduğumuz ekonomik büyüme veya yaratılan ulusal gelir sözcüklerinin ne demek olduğu hep sorulur ve genelde de yanlış yorumlanır.

Ekonomik büyüme, çok basit bir şekilde bir ekonomide belli bir dönemde önceki dönemle kıyaslamada mal ve hizmet üretiminde meydana gelen reel artıştır.

Yani eğer bir ekonomide 100 birim üretim yapılıyorsa ve bu 100 birim bir sonraki yıl 100+5 105 birim üretilmişse bu ekonomi %5 büyümüş demektir.

Birde bir ekonominin baz etkisi dediğimiz bir takım geçici etkiler dışında büyüyebilmesi söz konusu. Bu durum ise yatırımı verimliliği artırmak ve daha çok çalışarak daha çok üretmekle mümkün olur.

Ekonominin üstlendiği temel görevlerden bir tanesi tüketimi artırmaktır. Üretmek için önce tüketimin olması gerekir. Tüketim olacak veya ihracat olacak ki üretim de olsun. Tüketilmeyen veya tüketilmek için talebi olmayan herhangi bir şeyin üretimi de olmaz. Talep olmadan arz olmaz. Yani piyasa da tüketim olmadan bu tüketimin yapılabilmesi için üretim olmaz. Bundan dolayı bir ekonominin büyüyebilmesi için önce tüketim (Talep) sonra ise üretim(Arz) olacak demektir.

Dünya da bütün gelişmiş ülkeler teknoloji ve insan faktörü ile verimliliği artırarak daha çok üreterek büyümeye çalışmaktadır. Oysa biz üretimden kopuk tüketimi çoğaltarak (talebi artırarak) bunu da nüfus artışını teşvik ederek, talep ve arz artışını sağlayarak ekonomiyi büyütmeye çalışıyoruz.

Tüketim artacak ki büyüme artışı sağlansın diyen birçok siyasilerimizin ve bakanlarımız mevcuttur. Bütün ekonomik büyümelerin altında tüketim yatar. Madem tüketim artışı büyümeyi getirir o zaman tüketime dayalı büyüme tezi pek doğru değildir. Buna karşılık tüketimin kim tarafından yapıldığı önemlidir. Eğer tüketim dıştan geliyorsa yani talep dıştan geliyorsa o zaman ihracata dayalı büyüme söz konusu olur. Eğer tüketim içten geliyorsa o zaman iç talebe bağlı büyüme söz konusu olur.

Şimdi bu durumda çok önemli bir faktör karışımıza çıkar. Eğer üretim dış kaynaklı girdilerle üretiliyorsa kur artışları dolayısıyla maliyetler artar bu ise enflasyona yol açar.

Bütün krizleri dikkatle incelediğimizde gelişmiş ülkelerin yapmış olduğu bir şey vardır. Tüketimi artırmak için ve de dolayısıyla üretimi artırmak için piyasaya para sürdüler. Yani gevşek para politikası izlediler. Piyasaya bol para çıkınca harcamalar arttı buna bağlı tüketim talebi arttı ardından da arz artarak ekonomi büyüdü. Tabi burda arzın artması yurt içi üretimle olmalı, ithalatla olmamalı.

Bizim ekonomimizde insanlara tüketim kredisiyle talep artırıyoruz ve sonra da ithal ürünlerde arz yaratıyoruz ve ekonomiyi büyüttüğümüzü sanıyoruz. Nicelik olarak ekonomimiz büyümüyor.

Bizler gelişme yolunda olan ekonomiler olarak teknolojiyi geliştirmemiz, kendi kaynaklarımıza dayalı mal ve hizmet üretimi yapmamız ve bunu geliştirmemiz gerekiyor. Biz KKTC olarak tüketimle büyüsek de gelişme yolunda çok adım atamıyoruz. İthalata dayalı tüketim maalesef bizim ekonomimizi nicel olarak büyütmüyor.