Türkiye Cumhuriyeti siyasi iktidarı ideolojik felsefe gereği uzun yıllardır hazırlıkları yapılan fakat tam anlamıyla uygulamaya geçemeyen İslami Finans modelini adım adım yürürlüğe koymak için hareket etmeye başlamıştır.
Aslında İslami Finansın Türkiye’de ilk uygulamaları 1980’li yılların ortalarında görülmüştür. 2005 yılında Bankacılık Kanun’unda değişiklik yapılarak Katılım Bankaları kurulmuş ve bu kuruluşlar İslami Finans İlkeleri doğrultusunda hizmet vermeye yetkili kılınmışlardır. Şu an Türkiye’de 6 adet Katılım Bankası faaliyet göstermektedir. Türkiye’deki siyasi iktidar ‘İslami İktisat’ tartışmasını başlatmış Kamudaki tüm maaşların İslami Finans Kurumları üzerinden ödenme girişimi yapmış Türkiye bu yönde dünyanın önde gelen ülkesi olma hedefiyle Türkiye’de yaşayan insanlar tarafından pek benimsenmeyip beklemeye alınmıştır. Değişik metotlarla tekrar hedefe ulaşmak için büyük bir istek olduğunu görüyoruz. Gerek Sayın Türkiye Cumhurbaşkanı gerekse Sayın Diyanet İşleri Başkanı faizle mücadele başlattıklarını belirtmekte bu konuda başarıya ulaşacaklarına inanmaktadırlar.
Bugün itibariyle Küresel Finans Sisteminin içinde İslami Finansın yeri %1 olup yaklaşık 2.2 trilyon dolarlık bir hacme sahiptir.
İslami Finansın Türkiye’nin ekonomik sorunlarını çözmesi mümkün gözükmüyor. Zaten Türk İnsanı buna çok inanç göstermemiştir. İslami Ekonomik kuralların küresel ekonomide geçerliliği yoktur. Emek piyasasının işlemediği reel üretimde dar boğazların yaşandığı dış finansmana muhtaç olunan bir ortamda kar payına dayalı bir sürecin krizi çözmesi mümkün değildir.
Türkiye’de İslami Finans sistemi şuan için rağbet görmüyor. Türk İnsanında dolar ve altın birikimi çok yaygın ve Türkiye’deki İslami Finansın toplam finans içindeki payı %5 gibi düşük bir seviyede. Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı tarihinde hiç olmadığı kadar yüksek. Dış fonların ve yabancı finans yatırımcısının İslami Finans modeline katılım gösterdiği hiçbir İslam Ülkesi bulunmamaktadır.
Ortaya konan bu görüş ve uygulanmak istenen finans modeli ciddi bir yapısal değişikliği ortaya çıkarmakta ve bu süreç bizi de direk olarak etkilemektedir. Sonuç itibariyle Türk lirasını kullanıyoruz ve para politikamız olmayıp finans sistemimizde direk Türkiye Cumhuriyetine entegredir.
Dolayısıyla ilerleyen süreçte bizlerde böyle bir model olacağız gibi gözüküyor.
































