Büyükelçi Halil İbrahim Akça aradı.
Bu ayın yirmi ikisinde veda kokteyli düzenleniyor, iki gün sonra da resmen ayrılacak.
Bu yazının konusu Halil İbrahim Akça değildir.
Bir başka yazıya değerlendiririz.
Konumuz Talip Atalay.
Havadis’in dünkü manşeti herkes gibi beni de şok etti.
Haberde yer alan belgelerde Talip Atalay’ın KKTC Din İşleri Başkanlığı’na Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından atandığı ve Diyanet’in “görevden alınması” yönünde Büyükelçilik üzerinden KKTC Başbakanlığı’na yazı gönderdiği anlaşılıyor.
Tabii ki benim gibi birçok kişi “KKTC Diş İşleri Başkanı’nı da Türkiye mi atıyor?” şoku yaşadı.
Büyükelçi bir açıklama yaptı.
Talip Atalay Türkiye’de üniversitede görevliydi ve maaşının devam etmesi için Diyanet İşleri’ne müşavir olarak görevlendirildi, oradan da KKTC’ye geldi.
Diyanet’in yazısı “müşavir olarak görevine son verdik” yazısıymış.
Bunlar teknik birtakım detaylar ve elbette detaylarla uğraşmayacağız.
Talip Atalay projesi çöktü.
Ve bu çöküş her yönüyle zarar vermeye başladı.
Şimdi çöken enkazı süratle kaldırmak gerekiyor.
Umarım, yeni hükümetin ilk işlerinden biri de bu olur.
***
Birkaç günlük ömrü kalan hükümetin bakanı Hasan Taçoy buyurmuş ki polisin sivil otoriteye bağlanmasına karşıymış.
Hayret ki ne hayret.
Birkaç günlük ömrü kalan hükümetin kurulduğu ilk gün halka verdiği söz “polis sivil otoriteye bağlanacak” olmuştu.
Bu söz hükümet programında da yer almıştı.
Demek ki inanmadıkları sözleri vermişler.
İnanmadıkları ve yapmayacakları halde hükümet programına yazmışlar.
Yani anlayacağınız vatandaş ile dalga geçmişler.
Hem de ne dalga geçme.
Şimdi aldı beni bir merak;
Yeni hükümet de benzer bir söz vermeye hazırlanıyor.
Yenileri sözlerini tutacaklar mı?
Yoksa yine birleri çıkıp bizimle dalga mı geçecek?
***
Yenilere bir çift sözümdür;
Artık vatandaşla dalga geçenin sonu haraptır.
Bunu çok iyi anlayarak ve her gün ama her gün hatırlayarak işe başlasınlar.
Kendileri için hayırlı olur…
































