Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Serbest ekonomik bölge

Serbest bölge, gümrük bölgelerinin sınırları dışında bulunan yerlere verilen addır. Bu bölgeler dış ticaret ve gümrük çalışmaları açısından gümrük hattının dışında olan yerlerdir. İnsanlar bu bölgelere girip alışveriş yapabilirler. Ancak serbest bölgelerden alınan mallar bölge dışına çıkarılmak istendiğinde bu mallar yurt dışından gelir gibi yasal mevzuata tabi tutulurlar.

Serbest bölgeler transit ticaretin olduğu ülkelerde transit ticaretin gelişmesine katkıda bulunabilirler. Örneğin Türkiye, Asya ve Avrupa arasında ulaşım konusunda bir köprü olduğu için Transit ticaret gelişmiştir. Serbest bölgeler ayrıca ihracat ülkesiyseniz ihracatın artmasına yardımcı olabilir. Serbest bölgelerde ticari faaliyetler için ülke genelinde sağlanandan daha geniş muafiyet ve teşvikler sağlanır. Serbest bölgelerde Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi, Katma Değer Vergisi muafiyetleri vardır.

Serbest bölgelerde enerji diğer bölgelere göre daha ucuz fiyatlandırılmaktadır. Serbest bölgelerde kambiyo uygulamaları serbesttir.

Dünya kapitalizminin gelişiminde sermayenin farklı dinamiklerle faklı biçimlere bürünerek evrilen serbest bölgeler kapitalizmin rekabet mantığı içerisinde anlam bulur. Sermayenin uluslararası ölçeğe gelmesinde serbest bölgeler sermayeye sağladıkları ayrıcalıklarla birikimi hızlandırıcı bir rol üstlenmişlerdir.  Serbest bölgeler sermayeye istediği ölçekte istediği hareket serbestliğini sunarak sermaye birikiminin küresel çapta ilerletilmesine hizmet etmişlerdir.

Serbest bölgelerde işçi haklarını kısıtlayan ve ortadan kaldıran düzenlemeler vardır. Serbest bölgelerde koşulsuz ve sınırsız kar transferi vardır.

Serbest bölgeler farklı ölçülere göre değişik şekillerde sınıflandırılabilirler. Bu sınıflandırmalar sermayenin ölçütlerine ve şekline göre olur.

Çeşitli sermaye gruplarının serbest bölgeler ile ilişki kurması ve bunların kontrolünün hayli zor ve neredeyse imkansız olması serbest bölgelerde kanun dışı ticaretin oluşmasına ve devletin değil de bireylerin bundan menfaat sağlamasına yol açmaktadır. Bu açıdan serbest bölgelerde oluşan ekonomik faaliyetler yerel ekonomiden daha iyi bir iklim sunmaktadır. Serbest bölgeler artık neoliberal politikaların yerel ekonomilerine nüfus etmesinde bir köprü olarak görülmektedir.

Dünya Bankası raporunda serbest bölgelerin emek üzerinde olumsuz etkilerinin olduğunu ve iktisadi büyüme ve kalkınma amaçlarına hizmet etmekte başarısız olduğumun altını çizmektedir. Uzak Doğu ve Latin Amerika kısmen başarı sağlamış olsa da Afrika bu konuda hiçbir başarı gösterememiştir. Avrupa Birliği içinde serbest bölgelerde sinai üretim faaliyetleri istisna olup ticari faaliyetler esastır.

Türkiye’ye baktığımızda ise 19. Yy başlarında serbest bölge kurma deneyimleri başlamış fakat başarılı olamamıştır. Tekrar 1982 yılında düzenlemeler yapılmış ve 20 civarında serbest bölge kurulmuştur. Türkiye’deki serbest bölgelerin Türkiye Ekonomisine kayda değer katkıyı sağlayamadığı da bilinen bir gerçektir. Sonuç itibariyle serbest bölgeler emeğin sömürüldüğü ve kapitalizmin hat boyutlara ulaştığı sermayenin uluslararası transferiyle sonuçlanan ve kaçakçılık üst boyutlara ulaştığı bir yapı olduğu gerçeğiyle bugün hiçbir gelişmiş ülke de uygulanan bir ekonomik aktivite değildir.

KKTC Başbakanı’nın bu tür söylemlerle popilist yaklaşımları yapması bizlerin ekonomik konularda bilinçsizliğimizi ortaya koyarken gündemi de böyle başarısız modellerle meşgul etmenin anlamsızlığını belirtmek isterim.  Avrupa Birliği hedefinde olan bir Kuzey Kıbrıs AB’de uygulaması kalkan bir modeli gündeme alması biraz acemilik olmuyor mu?