Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DİN ADAMLARININ REZALETİ…

Din İşleri Başkanı Talip Atalay, AK Parti’den milletvekili aday adayı oldu.

Mersin bölgesinden ön seçime girecek.
Kazanırsa milletvekili adayı olacak.
Mersin CHP’nin ve MHP’nin güçlü olduğu bir bölge.
Onları da geçip kazanırsa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde AK Parti milletvekili olarak yerini alacak.
Yusuf Suiçmez’e yapılan haksızlığı bir kez daha not ederek belirtmeliyim ki Talip Atalay ile tanıştığımızda ve sohbet ettiğimizde aslında Mağusa-Maraş’ta büyümüş, büyüdüğü yeri sevmiş ve aidiyet ve bağlılığını da bu topraklarda saydığı için profesör olarak memleketine geri dönüp kendi alanında memleketine hizmet etmeye hazır birisi olarak görmüştüm.
Atalay, aday adayı olduktan sonra bambaşka bir kimlik olarak karşımıza çıktı.
Nereden biliyoruz?
Aday adaylığı ile ilgili hazırlayıp da Youtube’da yayınladığı propaganda videolarından.
Bu videolarda “Allah’ın ilk emri oku (ikra)” uyarak çocuk yaşta okumaya başlamış ve hatta çocuk yaşta dağda davar güderken kendini okumaya o kadar çok veriyormuş ki güttüğü davarlar ziyana kaçıyorlarmış.
Propaganda videosu baştan sona dini motiflerle dolu.
Daha okuma yazmayı yeni öğrenen bir çocuğun Allah’ın ilk kelamı oku emrini nasıl idrak ettiği bir yana vidoyu izleyen müftü seçimi yapılacak ve Talip Atalay da müftülük makamına adaydır sanabilir.
Propaganda videosu dinin siyasete alet edildiğinin profesyonel kanıtlarını sunuyor.
Ve Anadolu’da seçim işlerinin nasıl organize edildiğini gayet iyi anlatıyor.
Mesele bununla kalsaydı yeni Kıbrıslılardan saydığımız Talip Atalay’ın aslına rücu ettiğini düşünür ve işgal ettiği makamdan istifa etmesi gerektiğini belirtir, unutur giderdik.
Fakat, propaganda videolarında Talip Atalay bir fecaate de imza atıyor.
Din İşleri Dairesi çalışanları din görevlileri ve cami imamlarını da kullanıyor.
Din görevlileri ve imamlar AK Parti amblemi altında Talip Atalay’ın adaylığını destekleyen, Talip Atalay’ı övücü konuşmalar yapıyorlar.
Ne kadar mükemmel olduğunu ve Kıbrıs’a nasıl maneviyat getirdiğini anlatıp duruyorlar.
Hayretler içinde izledim vidoları.
Skandaldan öte bariz bir biçimde suç işleniyor.
Devletin camilere bakması, ezan okuması ve namaz kıldırması için maaş ödediği insanlar Anayasa’nın laiklik ilkesini yerle bir etmenin ötesinde dini kimliklerini siyasete meze yapıyorlar.
Hiç utanmadan da dini kullanıyorlar.

      ***

İşin yasal ve cezai kısmına Talip Atalay ve din görevlisi memurların bağlı olduğu yer (Başbakanlık ve Vakıflar İdaresi Müdürlüğü) elbet bakacaktır.
Benim kafama takılan Talip Atalay’ın ve imamların yaşadığı kimlik bölünmesidir.
Veya kimlik reddi.
Onları bu topraklara bağlı ve bu ülkenin kalkınması için çalışan yeni Kıbrıslılar sanıyordum.
Yanılmışım.
Buradaki varlıkları bir ideolojinin propagandasını yapmak ve buradan kazanıp doğdukları yerlere yatırım yapmakmış.
Anlayacağınız kendilerini bu toprakların geçici sakinleri olarak görüyorlar.
Yazık.
Yazıklar olsun…