AK Parti’de alışkın olmadığımız gelişmeler yaşanıyor.
Hem de eyvah eyvah dedirtecek türden.
Ya da bir yazarın belirttiği gibi “büyü bozuluyor.”
14 yıldır hiçbir krize geçit vermeyecek kadar birbirlerine destek olanlar şimdi birbirleri hakkında el galiz küfürleri etmeye başladılar.
Hem de ne küfür.
Ankara Belediye Başkanı Gökçek, AK Parti’deki troykanın bir üyesi olan ve 14 yıldır hem hükümette hem de AK Parti’de etkili olan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı Fettullah Gülen’in parti içindeki casusu olduğunu iddia ediyor. Bu iddiasına Arınç’ın ailesini de ekliyor.
Arınç Gökçek’e yanıt veriyor ve “seçilmek için Gülen’in kucağına oturdu” diyor.
Tüm bunların gerisinde aslında Kürt sorunu bulunuyor.
Bugüne kadar birçok partiyi törpüleyen ve hırpalayan Kürt sorunu AK Parti’ye de bulaşmış gibi görünüyor.
Kürt sorununu çözme sürecini başlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hükümetten farklı düşünmesi ve bunu açıklaması, Arınç’ın hükümet adına ona cevap vermesi AK Parti’de sadece birlik ve düzenin bozulmasını değil ciddi görüş ayrılıklarının da ortaya çıktığını gösteriyor.
Gelinen kritik aşamada Türkiye’nin hiç de ihtiyacı olmayan bir çatışmanın ortaya çıkması ihtimali önümüzdeki dönemde tüm dengelerin değişebileceğine de işaret ediyor.
Değişecek dengelerin Türkiye’nin ve bizim hayrımıza olmayacağı gerçeğinin altı çizilerek.
Çünkü Türkiye de biz de bu filmi rahmetli Bülent Ecevit’in adeta yoktan var ederek Cumhurbaşkanı seçtirttiği Ahmet Necdet Sezer zamanında da görmüştük.
Ecevit’in kafasına fırlatılan bir anayasa kitapçığının ne felaketlere mal olduğunu yaşayarak görmüştük.
AK Parti’deki kavga elbette o boyutta değildir.
Ama henüz değildir.
2000 yılında AK Parti’nin önünü açan ve tek başına iktidara gelmesini sağlayan iç kavgalar şimdi AK Parti için start almıştır.
Ve bugünlerde olanları sonun başlangıcı olarak nitelendirmek için hiç de karamsar olmaya gerek yoktur.
Çünkü 90 yıllık süreçte Kürt sorunu yanlış adımlar atıldığında değil AK Parti AK Parti’den çok daha güçlü yapıları bile zor durumda bırakmıştır.
Doğru bir şekilde çözülmediği sürede bırakmaya devam edecektir.
***
Türkiye’nin elbette birçok sorunu vardır.
Fakat Kürt sorunu ile Kıbrıs sorunu hem iç yapısını hem de uluslar arası alandaki pozisyonunu etkileyecek güçtedir.
AK Parti Kıbrıs sorununda fetihçi zihniyeti terk ederek, yeni açılımlar yaparak ve bu açılımları Türkiye halklarına iyi anlatarak güç toplamıştı.
Aynı şekilde Kürt sorununda da inkarcı politikaları terk ederek ve barışa yönelik adımlar atarak güç toplamıştı.
Tarihsel soru şudur:
AK Parti şimdi her iki sorunda da geri adım mı atacak?
Geri adım atılmasını isteyenler AK Parti’de bir iç savaş mı çıkaracak?
Verilecek yanıt hem AK Parti’nin hem de Türkiye’nin yakın geleceğinin ta kendisi olacak…
































