Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞINDAN BETER…

 

Yılın son günlerinde, ülkedeki korkunç adaletsizliğin gerçeklerini yeniden görüyoruz.

Bir yanda hükümetten daha fazla para isteyenlerin eylemleri, diğer yanda para kazanmak, iş yerini açık tutmak, personelini yılbaşı ödeyip de mağdur etmemek için uzun saatler çalışanların telaş ve stresi.

Üstelik hükümetten para isteyenler, gazetelerin, televizyonların gündemini belirliyorlar, mikrofona yakın oldukları için de sesleri gür çıkıyor da geri kalan sessiz çoğunluk stres altında çalışarak izliyor olup biteni.
Bir yanda yılbaşı öncesi paralarını bir tamam ödenmesini isteyen ve kamyonlarla başkent sokaklarını kilitleyen narenciyeciler, diğer yanda başkentin delik deşik sokaklarında, lağım kokan caddelerinde nasıl iki kuruşluk daha fazla mal satarım kavgasında olanlar.
Bir yanda kırık dökük otobüslerle öğrenci taşıyıp da hükümetin daha fazla para vermesi için eylem yapan otobüsçüler, artan hayat pahalılığın karşısında düşen alışverişi nasıl artırıp para kazanırım, borç öderim derdinde olan esnaf.
Bir yanda eşelmobil tartışmalarında herkese eşit mi dağıtılsın yoksa düşük maaşlılar daha mı fazla alsın kavgasında devlet çalışanları, diğer yanda yeni yılın son anına kadar çalışıp da 3 kuruşluk maaşını anca alabilecek olan özel sektör çalışanları.
Ve sanki de savaştan dün çıkmış gibi bir ülke.
Ne yollarda rengarenk süslemeler ne de yeni yılı heyecanla kutlayacak olmanın en küçük bir heyecanı.

      ***

“Bu devleti memurlar kurdu” demişti emekli bir bürokrat.
Devleti memurlar kurdu ve yasaları dahil her şeyini de kendilerine göre düzenlediler.
İşte bu yüzden 70 bin kişilik özel sektör çalışanları kimsenin umurunda değildir.
Tıpkı özel sektörün umurlarında olmadığı gibi.

      ***

Hükümetin gücü ve takati kaynak dağıtmaktan ibarettir.
Bu yüzden Maliye Bakanlığı, ülkenin en önemli bakanlığı gibi muamele görmektedir.
Ve “nereden bulursan bul ama bizi öde” mantalitesine maruz kalmaktadır.
Bu mantalite 1974 sonrası Kıbrıs’ın kuzeyinde oluşturulan statükonun ta kendisidir.
Tek gücü ve takati para bulup dağıtmak olan, Maliye Bakanlığı’na bağımlı bir hükümetin ekonomi politikası asla olamaz.
Ya Türkiye’den isteme ve alma becerisi olur ya da kemer sıkacağız, tasarruf yapacağız tekerlemesi kalır geriye.
Kemer sıkmakla, tasarruf yapmakla ekonominin ayağa kaldırılamayacağını iktisat dersine yeni başlayan öğrenciler bile bilirler.
Herkes bilir ama herkes bu statükonun tutsağıdır.
Ve aynı zamanda bağımlısı.
En tehlikeli uyuşturucu bağımlılığından daha beter bir durum.