Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BİR VİRGÜL BİLE DEĞİLİZ…

Hani en gergin günlerde çıkıp demişti ya “biz deniz kuvvetlerini boşuna beslemiyoruz” diye.

Ve savaş gemileri Akdeniz’e açılmıştı.
Herkes “Türkiye Amerikan malı sondaj platformunu vuracak” diye panik yapmıştı.
Sonra araya ayakkabı kutuları ve şeker kutuları girmişti de konu unutulup gitmişti.
İşte o unutulan günlerde “eğer gücün varsa, savaş gemilerini değil bir sondaj platformu gönder de bakalım Rum tarafı ne yapacak” falan demiştik de gargaraya kurban gitmişti bu önerimiz.
Öyle ya “vurmak ve kriz çıkarmak” her eli  silah tutanın yapabileceği basit bir iştir. Denizin beş bin metre altını kazıp da bir üç bin metre daha aşağılara inip de doğal gaz çıkarmak ancak büyük devletlerin işidir.
Ve tabi ki boruları uç uca ekleyip ta Avrupa’nın ortalarına kadar gidebilmek.
Türkiye Azerbaycan ile anlaşmış. Azerilerin petrol sondaj platformu Aliyev’i (adı başka bir şey olsaydı çok şaşırırdım) kiralamış ve yakında Kıbrıs’ın güney batısında sondaja başlayacakmış.
Bu haber doğru ise deniz kuvvetleri olmadığı için savaş gemilerini besleyemeyen Rum yönetiminin ne yapacağını doğrusu çok merak ediyorum.
Öyle ya Amerika’yı, Rusya’yı ve İsrail’i arkasına alıp Türk savaş gemilerine meydan okumuştu da şimdi hangisi Rum adıma Türk platformunu vuracak.
Anastasiadis’in tüm yapacağı “görüşmeler bitti” demek olacak. Zaten şimdi de onu yapıyor. Belki Azerbaycan’ı protesto eder falan.
Kimin gücü yetecek Aliyev’i Akdeniz’in dibine göndermeye?

***

Neyse bunlar büyük işler, bizi aşan konular da yine de insan bir tuaf oluyor.
Aliyev’in Kıbrıslı Türklerin Akdeniz’deki doğal zenginlikler üzerindeki hakları için sondaj yapacağını işitince insanın içini hüzün basıyor.
Televizyonlarda naklen yayınlanan bir satranç maçı izler gibi izliyoruz olanı-biteni, bizim adımıza oynayan oyuncu ha bire agresif hareketler yapıp şah falan çekiyor da bizim olan bitenden haberimiz yok.
Bu maçın nereye varacağını bilenimiz yok.
Hani numaradan da olsa yüce meclisimiz toplansa, haklarımızı tüm dünyaya ilan eden bir deklerasyon yayınlasa, sonra balıkçı gemilerimizi de olsa sorunlu bölgeye göndersek, “ey dünya bizim de hakkımız var” diye haykırsak, sonra Azerbaycan’a gidip görüşmeler yapsa “ey Azeri kardeşlerimiz bu platformcuğunuzu verin de biz de kullanalım” desek.

***

Bu büyük oyunda Kıbrıs Türkü bir virgül bile değildir.
Kıbrıs Türkü’nü bu duruma düşürenler utansın…