Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

FİGÜRAN BİLE DEĞİLSİN…

Malumun ilanı oldu.

Eğer aranızda varsaydı görüşmelerden medet uman biçareler son umutlarını da kaybetmiş oldular.
Ey optimistler, görüşmeler dün itibarıyla bitti.
İyimserliğinizi şimdi askıya asma vaktidir.
Biliyorum sizin için hazmetmek zor olacak ama bu durum hepimizi aşar.
Bunu da kabullenmek zorundasınız.
İtiraf ediniz ki öyle gaz işleri, sondaj gemileri, peşinden savaş gemileri bizim fersah fersah ötemizdedir.
Biz “ey Denktaş kalemin yoksa verelim” neslinin çocuklarıyız.
Daha realistiklerimiz “ama Rum’u da eleştirmek lazım” deyip dururlardı.
Liderler görüşmesinde güvercinler uçururdunuz da gece vakti. Uçamadıkları için biçare hayvanları telef ederdiniz.
Saçlarınıza zeytin dalları takardınız da barış şarkıları söylerdiniz iki dilde.
O dönem herkes bundan etkilenirdi.
Çünkü herkes barıştan medet umardı.
Şimdi dehşet günleri başladı.
Öyle bir öncesi gibi kör milliyetçilik de değil.
Milyarlarca dolar dönüyor ortalıkta.
Bir yandan gaz, diğer yandan su.
Büyükler ellerindeki en büyük kozlarını sürüyorlar masaya.
40 milyar dolarlık gaz ile rest çekiyor biri, diğeri 5 milyar dolarlık suyun yanına birkaç da savaş gemisi ekleyerek resti görüyor.
Anlayacağınız veya anlamak zorunda olduğunuz geçmişin romantik halleri artık fayda etmiyor.
Büyükler büyük oynuyor artık.
Biz Kıbrıslılar figüran olma şansını bile kaybediyoruz hızla.

***

Şimdi herkes birbirini suçlayıp duracak da konuyu anlayacak olanların sayısını çok merak ediyorum doğrusu.
Münhasır ekonomik alanda birçok sondaj yaptı “Kıbrıs Cumhuriyeti.”
Şimdi ne oldu da bu alana savaş gemisi gönderdi.
Ve en önemlisi kimin için savaş gemisi gönderdi.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu dün “Türkiye ciddidir” deyiverdi.
Bu da kafa karıştırdı.
Türkiye, Kıbrıs’ın doğal gaz rezervlerinde hak mı iddia ediyor?
Kıbrıs’ta çıkacak gazdan pay mı talep ediyor?
Bize bugüne kadar söylenen çıkacak gazda Kıbrıs Türkü’nün de hakkı olduğudur.
Türkiye’nin de bu hakkın savunucusu olduğudur.
Şimdi “Türkiye çok ciddidir” demek ne demektir?
Yani “ben umursamıyorum ama Türkiye öyle istiyor” mu demektir.
Ve geçelim Eroğlu’nu da esas meseleye bakalım.
Bu savaş gemileri, bu gerginlik neyin nesidir?
Hiç olmazsa haberimiz olsaydı da böyle kontrpiyede kalmasaydık.

***

Dolayısı ile ey sevgili barışçı kardeşim.
Kabul et ki artık figüran bile değilsin.
Bu konu seni çoktan aştı.
Ama itiraf et ki bunu sen kabul ettin.
Geçmişte partilerin, sendikaların bir-iki açıklama yaparlardı, birkaç eylem düzenlerdi de sesin çıkardı.
Kadınlar güvercin uçururlardı da mutlu olurdun.
Şimdi tamamen devre dışısın.
Bu da senin tercihindir…