İki bisiklet bir motosikleti geçer miydi?
Geçemeyeceği belliydi.
Zaten biz de “geçemez” demiştik.
Çünkü yapılan siyasetin doğasına aykırıydı.
Siyasette ittifakları veya iş birliklerini ihtiyaçlar belirler.
Siyasetçilerin değil, halkın yani vatandaşların ihtiyaçları.
Halkın “bir hükümet ve bir muhalefet partisi bir araya gelsin ve bütün belediyeleri kazansın” diye bir ihtiyacı yoktur.
Böylesi bir ihtiyaç ancak partileri yönetenlerin veya partileri yönetenleri kumanda altına almaya çalışanların olur.
İlgili partilerin önemli bir bölümü ve vatandaşın ekseri çoğunluğu bu ittifak girişimlerine sıcak bakmıyordu.
Parti yönetimleri bunu gördüler.
Hoş görmeseler ve yanlışta ısrar etseler vatandaş yine sandıkta kendi ihtiyaçları doğrultusunda davranacaktı.
Yani bisikletliler yolda kalacaktı.
Niye?
Çünkü vatandaş henüz daha 10 ayını bile doldurmamış hükümetin bezirganca planlanmış yerel seçim ittifaklarıyla istikrasızlığa girmesini istemez.
Ve daha önemlisi vatandaş artık belediyelerden hizmet bekler. Hem de ivedi, kararlı ve sonuç alıcı hizmetler.
Bunu yapacak olana da oy verir.
***
Anayasa değişikliği ile ilgili yaşanan gelişmeler doğrusu beni şaşırttı.
Beklemiyordum.
CTP’nin Kıbrıs Türkü’ne verdiği en önemli söz olarak saydığım ve aslında CTP için namus borcu kadar önemli bir konu olan anayasa değişikliğiyle ilgili ciddi ve hızlı adımlar atıldı.
Önce Asım Akansoy sonra da Tufan Erhürman ile meseleyi etraflıca konuştum.
Tam istedikleri gibi olmasa da önemli değişiklikler içeren bir metin çıktı ortaya.
Bu metin yani tasarı hızlı bir şekilde meclisten geçecek ve yerel seçim sandıklarının yanında kurulacak sandıklarla oylanacak.
Şahsi eğilimim bu haliyle evet demektir.
Tabii ki eksikliklerini de gidererek.
Örneğin polisin sivile bağlanması konusu anayasa değişikliğiyle değil ayrı bir yasa ile gündeme getirilecekmiş.
Üstelik çok kısa bir sürede.
Partiler Yasası, Seçim ve Halkoylaması Yasası ve benzerleri de öyle.
Her iki vekile de söyledim;
Bu görüşümü buradan da sık sık tekrarlıyordum zaten.
Şükür ki bu konuları tartışıyor olacağız artık.
Yoksa bu kısır ortam hepimizi hasta edecek.
Bazılarımızı da etti zaten.
Etrafınıza baksanıza, o kadar mutsuz insan var ki…
































