Bir Hint öyküsüdür:
Kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür.
Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevinemez ve avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür.
Ve der ki:
“Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem.”
***
Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda şöyle der:
“İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin değerini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.”
***
Galiba tüm bunlar bu hükümete tam da uyuyor.
Bu hükümet, icraat yapmaktan korkma sendromu yaşıyor.
İcraat yapamadığı için de sürekli kriz üretiyor.
Daha kurulalı 10 ay bile olmamasına rağmen irili-ufaklı birçok krize imza atıyor ama bir türlü memleketi dönüştürecek icraatlara imza atamıyor.
O icraatların startını bile veremiyor.
Başbakan hala icraat vaadinde bulunuyor.
Başbakan Yardımcısı ne yapacağını bilmez vaziyette bütün sorunları kendine çekiyor.
Hükümeti bozmak istiyor, yapamıyor.
Muhalefetle seçim ittifakı kurmak istiyor, beceremiyor.
En yetkili organlarını toplayıp, tamam bu kez kesin karar üreteceğiz” diyor ama hiçbir karar alamıyor.
Ve bu iş böyle sürüp gidiyor.
***
Birkaç noktayı açıkça ortaya koyup bunları korkularından arındırmak gerekir galiba.
Hintli büyücünün yaptığı gibi asıllarına döndürmek.
Veya Shakespeare’in dizelerinde yaptığı gibi cesaretlendirmek.
Bir kere başta Başbakan ve Başbakan Yardımcısı korkmasınlar, bu hükümetin bozulacağı yoktur.
Başka türlü bir koalisyon hükümetinin de kurulacağı yoktur.
Başbakan ve Başbakan Yardımcısı istedikleri kadar o koltuklarda oturabilirler.
Ne parti içinden ne parti dışından tehdit altında değildirler.
Dolayısı ile önlerinde ciddi bir icraat yapma opsiyonu vardır.
Hükümet protokolü de rehberleridir.
Zaten kendileri de sık sık hükümet protokolüne atıfta bulunmaktadırlar.
Hükümet protokolü açıklandığında geniş kesimler tarafından desteklendiğini de unutmamalıdırlar.
Anlayacakları şudur;
Kolları sıvayıp icraata başlamaları şarttır.
Vatandaş (kısır kavgalardan bezmiş durumda) kendilerinden bunu beklemektedir.
Umarım en kısa sürede anlarlar…
































