Mesele Haziran 2014’te CTP’nin UBP ve DP’nin toplamından daha fazla oy alacağı ve dolayısı ile en azından elinde bulundurduğu 3 büyük şehri muhafaza edeceği meselesi mi?
Yoksa Nisan 2015’e yönelik UBP ile DP’nin şimdiden ittifak kurması meselesi mi?
Serdar Denktaş liderliğindeki DP, tarihinde ilk defa UBP’nin önüne geçme be sağın lideri olma fırsatını yakaladı.
Genel seçimlerde aradaki düşük oy farkı bunu gösteriyor.
“İktidar nimetlerine bağımlı” UBP tabanının çokum çokum DP’ye kayması bunu söylüyor.
Tarihinin en zor günlerinden geçen UBP’nin bir türlü toparlanamaması ve aslında böyle bir umudun da zayıf olması bunu kanıtlıyor.
Peki öyleyse DP’nin UBP ile yerel seçim ittifakı için mesai harcamasının nedeni nedir?
Akla gelen şudur;
Nisan 2015 için uğraşanların DP’yi teslim alması.
Veya DP’yi bu yola sürüklemesi.
DP sürüklenecek mi?
Orijinal DP’liler şiddetle karşı çıkıyorlar.
Bakalım başarılı olabilecekler mi?
***
2010 Lefkoşa Belediye Başkanı seçimlerinde CTP’nin adayı Semavi Aşık 7005 oy almış ve seçimi kaybetmişti.
Çünkü seçimi kazanan rakibini hem UBP’li hem de DP’li seçmen desteklemişti.
2013 Lefkoşa Belediye Başkanı seçimini CTP’nin adayı Kadri Fellahoğlu Aşık’tan sadece 50 fazla alarak 7055 oyla açık ara kazandı.
Çünkü hem UBP’nin hem de DP’nin adayları kıyasıya yarıştılar.
CTP’nin adayı aradan fırladı.
Bu rakamlarla değerlendirildiğinde UBP ile DP’nin ittifak yapması yararlı olabilir.
Fakat yerel seçimin mantığı bu değildir.
İttifaklardan çok adayların kimliği ön plana çıkar yerel seçimlerde ve belirleyici olan adayların kimliği olur.
Örneğin İskele’de, Güzelyurt’ta ve Mağusa’da bu kural tıkır tıkır işliyor.
Dolayısı ile suni parti ittifaklarına bel bağlayanlar hüsrana uğrayabilirler.
***
Gelelim Nisan 2015 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine.
Daha 13 ay gibi uzun bir süre vardır.
Üstelik Kıbrıs sorununda da önemli gelişmelerin ortasındayız.
Mantık “konuşmak için henüz çok erken” diyor fakat birileri şimdiden kolları sıvadı ve yerel seçimler üzerinden Cumhurbaşkanlığı seçimlerini dizayn etmeye çalışıyor.
Saraya gidip-gelen belediye başkanları veya aday olma niyetlilerinin haddi hesabı yok.
Sendikalar, sivil toplum örgütleri be kurumlar “güçlü bir görüşmeci heyeti oluşturulsun” diye feveran ederlerken Saray mesaisini kendisine de yarayacak güçlü belediye başkan adayları bulmak için harcıyor.
“Bu kafayla Kıbrıs görüşmelerinde halimiz ne olur” diyenleri duyar gibiyim.
Bu soruya cevap vermek abes olur herhalde.
Uluslararası güçlerim desteğini alan ve her kesimi dahil edip güçlü bir müzakere heyeti kuran Anastasiadis bizim tarafa bakıp da kıs kıs gülüyordur herhalde…
































