Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

İki toplumluluk, iki bölgelilik ve siyasi eşitlik

Yüksek mahkeme başkanlığı yapmış olan Dimitrios H. Hacihambis tarafından kaleme alınan aşağıdaki makaleyi önce Celia Habibi, sonra da Kyriacos Djambazis’in Facebook sayfasında gördüm. Bana bu konuda yazılmış en doyurucu makalelerden biri gibi geldi. Bu yüzden başkalarının da yararlanması için bunu Türkçe’ye çevirdim.

XXXXX

İki tarafın da mutabık kaldığı ve uluslararası alanda onaylanan siyasi eşitliği olan iki toplumlu, iki kesimli federasyon yoktan var edilmedi. Üç yüzyıllık Osmanlı yönetimi süresince Kıbrıs’ta çoğunluğu oluşturan yerli Helenlerin yanı sıra kendi ulusal kimliği, dini, dili ve gelenekleri bulunan oldukça büyük bir Türk toplumu oluştu. Daha küçük toplumlar gibi bu toplum da Kıbrıslı oldu. Seksen yıllık yönetimleri boyunca İngilizler, daha küçük toplumlarda olduğu gibi Kıbrıslı Türklerin ulusal kimlik, din, dil ve geleneklerindeki toplumsal farklılıklarını kabul etmişler ve nüfus oranlarına bakılmaksızın yönetimin her kademesinde onlara katılım hakkı sağlamışlardı.

Bağımsızlıkla birlikte Kıbrıslı Türklerin toplumsal varlığı, Kıbrıslı Helenlerin toplumu ile birlikte bir üst mertebeye yükseltildi ve bu durum anayasanın tüm temel ve değiştirilemez hükümlerine dahil edildi. Bu anayasa, öteki üç toplumu politik olarak yutmuş ve kendi seçimleri ile Helen veya Türk toplumuna bağlanmalarını emretmiş ve yeni devlet iki toplumlu bir temel üzerine bina edilmiştir. Bu iki topluluk anayasanın tümünde bulunmaktadır; resmi diller, Yunanca ve Türkçedir. Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Muavini yönetimde karşılıklı veto haklarına sahiptirler. Yürütmede karşılıklı veto hakları bulunmaktadır. Aynı durum Meclis başkanı ile başkan muavini için de geçerlidir. Anayasa değişikliklerinde, seçim yasası değişikliklerinde, belediyelerin vergileriyle ilgili konularda, dinle ilgili konularda, eğitim ve öğretim konularında, yargıda, özerk olan mevkilere yapılan atamalarda, güvenlik güçlerinde ve ayrı olan kent belediyeleriyle ilgili konularda,  mecliste bulunan iki toplum milletvekillerinin ayrı ayrı çoğunluk oyu gerekmektedir.

Türk istilâ ve işgalinden sonra nüfusta oluşan yer değişikliği, 1964 yılından beri kökleşmekte olan toplumların ayrı yaşamları fiilen iki farklı toplum oluşturmuştu. Kıbrıs Cumhuriyeti tarafından denetlenen bölgelerdeki Türklerin tümü, Türkiye’nin işgali altındaki bölgeye aktarılmaları; öte yandan da Tüm Kıbrıslı Helenlerin Cumhuriyet tarafından denetlenen bölgeye yerleştirilmeleri, ülkenin iki toplumlu özeliğine fiilen iki bölgeliliği de eklemiştir.

Oluşan gerçekler karşısında, iki toplumluluğa iki bölgelilik de eklenince ve bunun çözüm için temel alınmış olması, ayrıca siyasi eşitliğin de kabul edilmesi, kaçınılmaz olarak Kıbrıslı Helenlerin ve Kıbrıslı Türklerin iki ayrı bölgede iki toplumlu ve iki ayrı bölgede varlıklarını sürdürme durumu hasıl olmuştur.

1991 yılından beri yürütülen zirve toplantılarında çözümün temelini iki toplumlu, iki kesimli ve siyasi eşitliğe dayandırılmıştır. En azından diyebiliriz ki, 716’ıncı kararda şekillenen bu çözüm şekli ondan sonra da birçok defa taraflarca onaylanmıştır.

İki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı tarafların üzerinde anlaştığı bir federasyon, devletin varlığına ve birliğine bir tehdit oluşturmadığı gibi tarihsel olarak tek gerçekçi çözüm şeklidir.

Bu çözüm şekli, on yıllarca günlük Kıbrıslı Helenler ile Kıbrıslı Türklerin günlük hayatı paylaşmadıklarını kabul eder ve bu çözümle anayasanın karmaşık mekanizmalarını basitleştirerek iki toplumun ulusal, dinsel ve dil ayrımcılığını ve çatışmalarını önleyecek, kendi yargılarında rahat edecekler. Federe devlette ve merkezi devlette kriz çıkarmayacaklar.  Federe devlet vatandaşlarının yerel yönetimin her alanında genişletilmesine ve federal hükümetin sorumluluklarının uluslararası işlerde tek bir devleti temsili gerekli görülen alanların dışındaki yetkilerinin sınırlandırılması gerekmektedir. Tarafların anlaştığı çapraz oylama sistemi, toplumların işbirliğine büyük katkı sağlarken hem Bakanlar Kurulunda hem de yasama meclislerinde bir uyum geliştirecek, ayrıca ortak algılar temelinde toplumların işbirliğini sağlayacaktır.

Unutmamak gerekir ki Federal Kıbrıs, AB üyesi olmaya devam edecektir. Bu nedenle o kadar çok şey Avrupa hukuku ile halledilecek ki gerek federal devlet gerekse federe devlet düzeyinde farklılıkların azalacağı bekleniyor. Siyaset alanında da farklılıkların en aza inmesi beklenmekte ve farklılık ortaya çıksa bile bunlar sonuç alıcı bir mekanizma ile çözümlenecektir. Guterres çerçevesinin her yerinde siyasi eşitlik yer almaktadır. Siyasi eşitlik, federal devlette sorun yaratmayacak, aksine Türkiye askeri birliklerinden, garantilerden ve istilacı haklardan kurtulmak gibi çok olumlu sonuçlar doğuracaktır.

Geri kalan sorunları zaman ve özellikle de ekonomi halledecektir. Ekonominin bir tek etnik kökeni, tek dini, tek dili, tek gelenek ve göreneği vardır. Bu nedenle başka sebeplerle anlaşmazlığa düşen insanları, o birleştirir. Tüm boyutları ve tezahürleriyle ekonomi; kozmopolitlik, saygı, birlikte var olma ve farklılığın olumlu etkileşimi ile birlikte varlığını sürdürür.

En sonunda, bu yer de, başkaları için doğal bir veri olan barışın ve nimetlerden azami derecede refah elde etmenin zevkini çıkarabilsin.