Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

“OKUMAMAK İÇİN KİTAP ALSAK”

Bir zamanlar postacının yolu gözlenirdi.

Duyguların üzerine bir halı gibi serildiği yoldu bu.

Postacının yolunu beklemek kimi zaman sessiz, kimi zaman endişeli, kimi zaman kederli bir bekleyişti.

Zaman zaman da bir uçurumun başında bekler gibi…

Bir yazar “okumamak için kitap alsak” diye başlar bir sözüne ve “konserlere gitsek, ama ne müzik dinlesek, ne de kimlerin geldiğine baksak” diye devam eder, sonra da “yürümekten yorulduk deyip uzun gezintilere çıksak ve gidip kırlarda kalsak, sadece ve sadece kırlar bizi uyuşturduğu için” der.

Yazar ironi yapıyor elbette ama bahsetmeğe çalıştığı şey insanın olur olmaz duygulara kapılması olsa gerek.

İnsan duygularından ibarettir.

Bazan hiç yapmadığınız bir şeyi yapmak ister, bazan yaptığınız bir şeyden vaz geçmek istersiniz; böyledir…

İnsanın kendisini bir uçurumun başında bekler gibi hissetmesi, hayatla bir düello anıdır.

Ve insanlığın kavgası hayatladır.

Bu düello anı, eskiden, sırasında beklenen bir mektuba bağlıydı, sırasında bir okul imtihanına.

Her düello anı kötü sonuçlarla sonlanmazdı elbette.

İnsana aktarılan iyi ile kötü, doğru ile yanlış hakkındaki genel geçer bilgiler o anın üstesinden gelmeye yeterli olabilir.

Çıldırma halleri hariç.

Demek istediğimiz, kim ne isterse olsun, eğer insansa duygulardan ibarettir; ona yön veren bu duygulardır; sevinci kederi bu duygulara bağlıdır.

Hiçbir yazı, hiçbir müzik, hiçbir şiir, hiçbir resim duygusuz yapılamaz.

Hayat, bir annenin çocuğunu sevmesi gibi sevilmeyebilir çünkü hayatı bütün sevinçleri ile yaşamak gerçekten zordur.

İnsan kendisinde doğruların olduğunu bildiği gibi yanlışlarının olduğunu da bilmeli ve bir yanlışı kabul ettiği doğrular kadar kabul etmelidir.

Buna “erdem” derler belki ama hayat beylik lakırdılarla üstesinden gelinecek bir şey değil; duygular sırasında erdem merdem dinlemiyor…

Bugünkü dünyaya bakıldığında çok okumuşların yanlışları, pek okumamışların doğrularının yanında daha çok, daha sarsıcı değil mi? Ve sırasında insanlığı yok edici o uçurumun başına sürüklemiyor mu?

Kendi bölgemiz için söylersek, Kıbrıs meselesi okumuşların mı yoksa okumamışların mı eseridir?

Bu eser (!) üzerinde oluşan duyguları madde madde sıralasak ortaya toplamında sadece “düşmanlık” çıkar.

Sıralanacak maddeler arasında doğrular olsa da.

Bir kişiye veya herhangi bir topluma düşmanlık beslemek zihinsel bir hastalıktır ki bunu tetikleyen duygulardır.

Düşmanlık duygusunun panzehiri dostluk ve kardeşlik duygusudur; sorun bunu seçmekte zorlanmak…

Yazar “okumamak için kitap alsak” diyor.

Bizde çok var…