Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

MASADAKİ KOZ KIBRIS

Gelecekteki muhtemel gelişmeleri yorumlayabilmek için ,Kıbrıs’ın yakın tarihini iyi bilmek gerekmektedir.

Bu yakın tarihe, Eski Rum Dışişleri Bakanı Rolandis’in bir değerlendirmesiyle başlayalım.

Şubat 2008’de Kıbrıs Cumhuriyeti Eski Dışişleri Bakanı Rolandis Alithia gazetesinde yayımlanan makalesinde, “Bazı istisnalar hariç, Kıbrıs’ın modern tarihinde liderliği doğru siyasi karar verme yeteneğine sahip olmayan klasik bir ülkeyiz. Son 60 yıldır en büyük ‘başarımız’ Kıbrıs’ı ikiye bölmekti”  diye yazmıştı.

Rolandis, Kıbrıs sorununu çözmek için yapılan 15 öneriyi de Rumların reddettiklerini belirterek,  bir özet yapmıştı.

  • 1948: Toplantı… Reddettik.
    2) 1955-1956: Harding önerileri… Reddettik.
    3) 1956: Ratcliffe anayasası… Reddettik.
    4) 1958: Macmillan planı… Reddettik.
    5) 1959-1960: Zürih-Londra Anlaşmaları… Başlangıçta bu anlaşmaları kabul etmiş olmamıza rağmen, sonuç
    olarak 1963 yılında reddettik (Anayasayı değiştirme çabası)…
    6) 1964: Achesson planı… Reddettik.
    7) 1972: Klerides-Denktaş anlaşması… Reddettik.
    8) 1975: İki toplumlu çözüm… Reddettik.
    9) 1978: İngiltere-ABD-Kanada planı… Reddettik.
    10) 1981: Waldheim Değerlendirmesi… Reddettik.
    11) 1983: Perez de Cuellar göstergeleri… Reddettik.
    12) 1985-86: Perez de Cuellar’ın birleştirilmiş belgeleri… Reddettik.
    13) 1992: Gali fikirler dizisi… 1993 yılında reddettik.
    14) 1997: Annan önerileri, Troutbeck-Glion… İlerletilemedi.
    15) 2002-2004: Annan planı… Reddettik.

 

Rolandis’in bu özetine, Montana Sürecinde Anastasiadis’in oynadığı uzlaşmaz rolü de eklemeliyiz.

Rolandis yaptığı bu özetlemenin devamında “Türk tarafının tezlerini aktarmayacağım. Önemli olan bizim tezlerimizdir. Çünkü zayıf halka her zaman biziz. Çünkü kaybedilmiş toprakları, kaybedilmiş rüyaları ve kaybedilmiş umutları geri almaya bizim ihtiyacımız vardı. Başka bir deyişle, daha fazla siyasi cesarete sahip olmalıydık bölünmeye gitmemek için…”diye yazmıştı.

Rolandis’in bu tespitlerinde gerçeklik payı yüksektir. Ancak Türk tarafı da Rumların bu retçi tavırlarını mahkum edecek ve uluslar arası arenada tanınacak doğru bir politika izleyemediği için, hala Kıbrıs Sorunu devam etmektedir.

Bugünkü haliyle devam eden STATÜKO da en fazla KIBRIS TÜRKLERİNİ mağdur etmektedir.

Nisan ayında yapılacak 5 ARTI BİR gayrı resmi konferansta, Türk tarafı bu kez iki devletli çözümde ısrar edecekse, Rum tarafını Uluslararası Arenada, Kıbrıs Sorununda avantajlı bir pozisyona kendisi getirmiş olacak ve Türkiye ile Kuzey Kıbrıs dünyada iyice yalnızlaşacaktır.

Türkiye, Kıbrıs sorununu AB ve ABD ile olan pazarlıklarda ve Doğu Akdeniz mücadelesinde bir koz olarak tutmak isteyecektir. Ancak oyundaki kozlar, gerektiğinde MASAYA SÜRÜLMEK için saklanmaktadır.

Oyun,  AL-VER noktasına geldiğinde, Türkiye ,Kıbrıs Türklerini 1878deki gibi mi, 1923 Lozan antlaşmasındaki gibi mi MASAYA SÜRECEKTİR.

Ne yazık ki, Kıbrıs Türkleri Nisan ayındaki toplantıya bir ÖZNE değil, FİGURAN bile olamayacak bir pozisyonda oturacaklardır.

Bu duruma düşme nedenleri de ayrıntılı olarak incelenecek derin bir yazı konusudur.Formun Altı