FIRSAT KAÇMADI: Türkiye Cumhurbaşkanı Gül: Amacımız; en kısa sürede eş zamanlı referandumların yapılmasıyla yeni ortaklık devletinin hayata geçirilmesi aşamasına gelinmesidir. Bu fırsat kaçırılmamıştır. Gayet kararlı bir şekilde bu müzakerelerin bir takvime bağlanıp bitirilmesi bizim esaslı düşüncemizdir
BOŞLUKLARI BM DOLDURSUN: Türkiye Cumhurbaşkanı Gül, müzakerelerin ucu açık devam etmemesi gerektiğini vurguladı. Gül: İki tarafın uzlaşamadığı noktalar gerekirse BM’ye verilir, BM o boşluğu doldurur, ondan sonra eş zamanlı referanduma gidilir. Bundan daha mantıklı, bundan daha çok ikna edici bir öneri söz konusu olabilir mi?
KIBRIS TÜRKLERİ AZINLIK OLAMAZ: Gül: Eğer bu hiç mümkün olmayacaksa farklı çözüm seçeneklerinin müzakere edilmesi düşünülebilir. Şu gayet iyi bilinmelidir ki; Anavatan ve garantör olarak Türkiye Kıbrıs Türklerinin bir Kıbrıs Rum devletinde azınlık hale getirilmesine asla izin vermeyecektir
HEDEFİMİZ BİRDİR: Cumhurbaşkanı Eroğlu: Anavatan Türkiye ile tam bir gönül ve iş birliği içinde milli davayı götürdük. Kısa süre zarfında istediğimiz sonuca ulaşacağımıza inanıyorum. Gönlümüz bir, yolumuz, hedeflerimiz birdir
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ortak basın toplantısı düzenledi.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le düzenledikleri ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, bugün kendileri için çok özel ve tarihi bir gün olduğunu vurguladı.
Anavatan Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Barış ve Özgürlük Bayramı’na onur konuğu olarak katıldığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Eroğlu, şahsı ve Kıbrıs Türk Halkı adına Gül’e teşekkür etti.
Kıbrıs’ın stratejik konumu
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, konuşmasında Kıbrıs’ın Orta Doğu’da enerji ve ticaret potansiyeli yüksek olan son derece stratejik bir bölgede bulunduğuna da değindi.
İsrail ve Mısır’da bulunan hidrokarbon yatakları ve bu konuda yaşanan gelişmelerin, Türkiye’nin Ortadoğu’daki enerji hatlarının bir kavşak noktası haline gelmesinin Kıbrıs’ın stratejik önemini daha da yükselttiğini vurgulan Cumhurbaşkanı Eroğlu, bu stratejik konumun asırlardır Kıbrıs Adası’nın değişmeyen özelliği olduğuna dikkat çekti.
Bu durumun gayet doğal olarak bir takım fırsatlar ve tehditleri de beraberinde getirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Eroğlu, konuşmasında Kıbrıs sorununa da değindi.
“Kıbrıs konusu milli bir davadır”
Kıbrıs konusu dedikleri sorunun 50 yıldır kendilerinin ve uluslararası toplumun gündeminde olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Kıbrıs konusu, Anavatan Türkiye ve bizim için milli bir davadır” dedi.
Bu konunun kendileri ve Anavatan Türkiye’nin yaşamsal hak ve çıkarlarını çok yakından ilgilendirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Eroğlu, yarım asırdır Anavatan Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının, Kıbrıs’ın medeniyetlerin kesiştiği, istikrarlı bir barış adası olması için samimi gayret gösterdiğini, göstermeye devam ettiğini vurguladı.
“Kıbrıs Türk halkı daha fazla belirsizlik içinde tutulamaz”
“50 yıl geçti, ancak hala bir antlaşma olamıyorsa bunun tek nedeni Rum komşularımızın belirli ülkelerin çıkarları doğrultusunda kendilerine verilen destek nedeniyle hala gerçekleri kabule yanaşmamasından dolayıdır” şeklinde devam eden Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs Türk halkının daha fazla belirsizlik içinde tutulamayacağına işaret etti.
“İnsanlık ayıbı”
Cumhurbaşkanı Eroğlu, yarınların ne olacağını bilmek ve görmenin Kıbrıs Türk halkının hakkı olduğunu vurgulayarak, Rum tarafının olumsuz tutumu ortadayken, kendi iş insanlarının, sporcuların, sanatçıların, kısacası halkın her kesiminin hala ambargolar ve izolasyon altında tutulmasının bir insanlık ayıbı olduğunu söyledi.
Konuşmasına, “Bunlara karşın hala masadayız ve bunun tek nedeni barışçı, uzlaşıcı oluşumuzdur” şeklinde devam eden Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, barışçı ve uzlaşıcı olmalarının bir 50 yıl daha haklarının gaspına tahammül edecek niyetleri olduğu anlamına gelemediğini kaydetti.
Gül: Kıbrıs sorunun 50 yıldır çözülmemiş olması üzücüdür
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile birlikte düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, 7 yıl önce Cumhurbaşkanı olduğu dönemde ilk ziyaretini KKTC’ye yaptığını, şimdi de görevi biterken son ziyaretini de yine KKTC’ye yaptığını belirtti.
Gül, bu ziyaretten memnuniyet duyduğunu, ayrıca bu ziyaretinin Barış Harekatı’nın 40. yılı kutlamalarına denk gelmesinin de kendisi açısından anlamlı olduğunu belirterek, Anavatan’ın sevgilerini iletti.
Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir kapsamlı çözüme ulaşılması için Türk tarafının üzerine düşeni yerine getirdiğinin uluslararası toplum tarafından da yakından bilindiğini ve takdir edildiğini söyleyen Gül, 2013 sonu itibariyle 50. yılını dolduran Kıbrıs sorunu meselesinin daha fazla gecikmeden bir çözüme kavuşturulmasının Türkiye’nin öncelikli dış politikası olduğunu vurguladı.
“50 yılda çözümlenmemiş olması üzücü”
Gül, yarım asırdır dünyada konuşulan bir sorun kalmadığını, BM’nin 50 yıl önce adaya geldiğini ifade ederek, bu sorunun 50 yılda çözülememiş olmasının üzücü olduğunu kaydetti.
Bu bakımdan Türkiye olarak önceliklerinin, adil kalıcı bir çözümden yana olduğunu işaret eden Gül, bu yüzden tutarlı ve sonuç almaya yönelik çizgilerini sürdürdüklerini, Kıbrıs Türk tarafının çabalarına tam destek verdiklerini vurguladı.
“Müzakerelerin başarıyla sonuçlanması için pek çok olumlu faktör var”
Abdullah Gül, 11 Şubat’ta yeniden başlayan müzakere sürecinin bu kez başarıyla sonuçlanması için pek çok olumlu faktör bulunduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Amacımız; en kısa sürede eş zamanlı referandumların yapılmasıyla yeni ortaklık devletinin hayata geçirilmesi aşamasına gelinmesidir. Bu fırsat kaçırılmamıştır.
“Takvime bağlanıp bitirilmesi esaslı düşüncemiz”
Daha önce maalesef fırsatlar kaçırıldı, ucu açık müzakere süreçleri bu fırsatları kaçırmaktadır. Bu yüzden gayet kararlı bir şekilde bu müzakerelerin bir takvime bağlanıp bitirilmesi bizim esaslı düşüncemizdir.
Müzakereler ve karşılıklı uzlaşıyla sağlanacak kapsamlı siyasi çözümün hem adadaki iki taraf, hem tüm bölge açısından çok önemli getirileri olacaktır. Doğu Akdeniz ve çevresinde son dönemde yaşanan trajik gelişmelerle, Kıbrıs meselesinin daha fazla gecikmeden çözülmesini adeta mecbur etmektedir.
Çözüm hedefine ulaşılması Doğu Akdeniz’in bir barış istikrar ve işbirliği adası haline gelmesine fırsat verecektir. Doğu Akdeniz’deki böyle bir barış ve istikrar, sinerji oluşturacak, ekonomik faaliyetlerden tutun, güvenlik alanlarına kadar sadece Ada’nın değil bütün bölgenin faydalandığı imkanları ortaya çıkaracaktır.”
“Mevcut durum süremez”
Türkiye Cumhurbaşkanı Gül, ortak milli davaya desteklerinin kararlılıkla devam edeceğini, Türk tarafının çözüm yönündeki samimi yaklaşımından kimsenin şüphe duymaması gerektiğini, bunun 2004 yılında referandumda gösterildiğini işaret ederek, bundan sonra da bu kararlılığı devam ettireceğini kaydetti.
Gül, mevcut durumun ilahi nihayet böyle devam etmesine de müsaade edilemeyeceğine dikkat çekerek, bir an önce adanın ortak sahibi olan Kıbrıs Türk halkının eşit statüsünü güvence altına alacak bir anlaşmaya varılması, Kıbrıs’ta iki kesimli, siyasi eşitlik ve eşit statüye haiz iki kurucu devleti içeren yeni ortaklık gibi, BM parametreleri çerçevesi içerisinde çözümün bulunmasını samimi olarak Türkiye’nin garantör ülke olarak ve Kıbrıslı Türklerin arzu ettiğini söyledi.
Ancak ortaklığa dayalı bir çözüm üzerinde anlaşma olmayacaksa, bütün tercihlerinin bir anlaşma olduğunu ve bunun için tüm gayretleriyle hep birlikte çalıştıklarını, kararlılıklarını sürdürdüklerini söyleyen Gül, şöyle devam etti:
“Farklı çözüm seçenekleri düşünülebilir”
“Eğer bu hiç mümkün olmayacaksa farklı çözüm seçeneklerinin müzakere edilmesi düşünülebilir. Şu gayet iyi bilinmelidir ki; Anavatan ve garantör olarak Türkiye Kıbrıs Türklerinin bir Kıbrıs Rum devletinde azınlık hale getirilmesine asla izin vermeyecektir.
Türkiye her koşulda Kıbrıs Türkü’nün yanında olacak, güvenlik ve kalkınmasına kararlılıkla destek verecek, adada ve bölgede huzur istikrar ve refahın yerleşmesi yolundaki sorumluluklarını hassasiyetle yerine getirmeyi sürdürecektir.
Kıbrıs Türkü ekonomik ve siyasi istikrarını birlik ve beraberliğini güçlü şekilde sürdürdüğü müddetçe her geçen yıl daha büyük mesafeler kaydedecektir. Bu yolda da Türkiye’yi her zaman yanında bulacaktır.
Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin geleceğe güvenle bakması önemlidir. Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıs Türk halkının hürriyetini hukukunu ve refahının devamı yönünde sorumluluklarını yerine getirmeye devam edecektir.”
Sorular ve yanıtlar
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile TC Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, düzenledikleri basın toplantısında basın mensuplarının sorularını da yanıtladılar.
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bir soru üzerine, Kıbrıs sorununa adil çözüm bulunamaması halinde alternatiflerin değerlendirileceğini, alternatifin uluslararası hukukta mümkün olduğunu belirtti.
Gül ayrıca, müzakerelerin ucu açık bir şekilde devam etmesinin doğru olmadığını, uzlaşılamayan noktaların Birleşmiş Milletler tarafından doldurulabileceğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Eroğlu ise Yunanistan’ın Kıbrıs Türk müzakerecisini kabul edecek noktada olmadığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Gül, İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkinin gergin olmasının adadaki çözüm sürecini nasıl etkileyeceği sorusuna karşılık, İsrail’in öncelikle Kıbrıs meselesinin bir tarafı olmadığını belirtti.
KKTC’nin tanıtılması
KKTC’nin tanınması ile ilgili bir soruya karşılık Gül, Kalıcı bir antlaşma için samimi olduklarını bunun 2004’de referandumda da görüldüğünü kaydetti ve “50 senelik ihtilafın bir 50 sene daha gitmesini herhalde hiç kimse arzu etmez” dedi.
Gül, “(Çözüm) Samimi olarak arzu edilmiyor gibi bir durum söz konusu olursa, o zaman tabi ki alternatifler müzakere edilir. Yine uluslararası hukuk/camia içerisinde bunun gerçekleşmesi mümkündür. Dünyanın başka yerlerinde olmuştur” dedi
BM Güvenlik Konseyi’nin tutumu
ABD dışında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Daimi Temsilcileri ile Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorununa karşı tutumunda bir değişiklik olup olmadığı sorusu üzerine Gül, “Kıbrıs Meselesi uluslararası toplumun en tartışmalı konularından biridir” dedi.
Kıbrıs’ta ateşkes hukukunun uygulandığını, gerçek durumun bu olduğunu ifade eden Gül, 2004’te referanduma sunulan çözüm planına BM Güvenlik Konseyi Daimi Üyeleri ile AB’nin birlikte destek verdiğini anımsattı.
Müzakerelerin ucu açık devam etmemesi gerektiğini, iki taraf arasında anlaşılamayan noktaların BM tarafından doldurulması gerektiğini kaydeden Abdullah Gül, “(İki tarafın)Uzlaşamadığı noktalar gerekirse Birleşmiş Milletler’e verilir, Birleşmiş Milletler o boşluğu doldurur, ondan sonra eş zamanlı referanduma gidilir. Bundan daha mantıklı, bundan daha çok ikna edici bir öneri söz konusu olabilir mi?” dedi.
Çapraz ziyaretler
Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum temsilcilerin Ankara ve Atina’ya ziyaretleri çerçevesinde, Müzakereci Kudret Özersay’ın Atina’ya gitmesine engel çıkartılmasıyla ilgili olarak Eroğlu, “Çapraz ziyareti engellemeye kalkan Yunanistan’dır. Yunanistan şu anda bizim müzakerecimizi kabul etme noktasında değil” dedi.
Abdullah Gül ise çapraz ziyaretlerin olumlu adımlar olduğunu, benzer ziyaretlerin iki yıl önce düşünülemez olduğunu ifade etti.
































