Fuat Fegan’ı intihara sürükleyen nedenler
Fadıl Çağda’nın yayınlanan “BirKayıp Devrimci – Fuat Fegan” adlı kitapla ilgili olarak kaleme aldığım makalede şunları yazmıştım:
“Fadıl Çağda’nın dile getirdiği “bildik güçlerle ortadan kaldırılan” ifadesindeki “bildik güçleri”, doğrusu, ben bilemedim. Emperyalist güçler mi, Türkiye’deki derin devlet ve onun Avrupa’daki uzantısı olan bazı Ülkücü gençler mi, yoksa Kıbrıs’taki uzantısı TMT mi, hangisi kastediliyor? Bu işi yapabilecek başka bir güç de rakip sol klikler olabilir. Yanlış hatırlamıyorsam, Kıvılcımlı’nın entelektüel mirasına sahip olmak isteyen Kıvılcımlıcılar arasında bile sürtüşmeler olmuştu. En sonunda bu mirasın Fuat ile onun eşi Lâtife hanımın elinde olduğu ortaya çıktı. (Yanılmıyorsam bu miras, daha sonra, Hollanda’da doğru dürüst bakımı yapılabilecek bir araştırma enstitüsüne teslim edilmiştir. Fuat ile Lâtife ikilisi, hayatları pahasına mirası korumuşlar ve dağılıp kaybolmasını önlemişlerdir.) Ne yazık ki kitapta Fuat’ın intiharı ile ilgili yeni bir bilgi yoktur.” (Havadis, 19.11.2017)
Merak ettiğim ve aradığım bilgiyi Lâtife Fegan’ın “Yazmasaydım olmazdı” adlı kitabında buldum. Fuat Fegan öldürülmemiş, intihar etmişti.
Fuat zaten 1977 yılında intihar girişiminde bulunmuş ama son anda vaz geçmişti. Niyeti, Fransız Calais limanından Britanya’nın Dover kentine giderken kendini Manş denizine atmaktı. Yıllar sonra bu olayı Lâtife’ye itiraf ederken şöyle demişti: “O gece, o vapurda nasıl acı çektiğimi anlatamam.” (s. 184)
Aslında Fuat’ın bu konuda rol model olarak aldığı kişiler, Karl Marks’ın kızıyla damadıydı. “Sosyalizm tarihinde meşhur örneklerden biri olan Paul Lafargue ve eşi Laura Marks’ın (Karl Marks’ın kızı) birlikte intiharları Fuat’ın doğru ve haklı bulduğu bir olaydı. Hayatlarını adadıkları idealleri için artık yapacak bir şey kalmadığını düşündüklerinde, kişilerin kendi elleriyle hayatlarına son vermesini doğru bulurdu. Lafargue’ların cenazesinde Rus Sosyal Demokrat Partisi adına konuşma yapan Lenin de daha sonra Nadejda Krupskaya’ya (Lenin’in karısı -BA) şunları söylemiş: ‘Kişi artık Parti için çalışamaz duruma gelirse, Lafargue’ler gibi ölmeyi düşünebilir.’ Fuat’ın o dönemde içinde bulunduğu ruh hali de buna benzer bir durumdu.” (s. 185) Zaten “Fuat, sosyalizmin tarihindeki bazı intihar olaylarını yüceltirdi. Marks’ın kızı Laura Lafargue’ın, eşi Paul Lafargue ile birlikte intiharından hayranlıkla bahsederdi mesela. …Fuat’ın aktardığına göre, Lafargue’lar, Paris Komünü’nün yenilgisinden ve Enternasyonal içindeki tartışmalardan sonra ‘artık yapacak başka bir şey kalmadı’ diyerek birlikte intihar etmişler.” (s. 209)
Ağırlıklı olarak Kıvılcımlı sempatizanlarının kurduğu ve Fuat’ın belli bir süre eşbaşkanlığını yapmış olduğu bir örgüt olan “Partizan Yolu” Fuat’ı intihara götüren yolu, renkli mermerlerle döşemişti. Örgütün içi çürüdükçe Fuat, intihara bir adım daha yaklaşıyordu.
Karı koca bu konuda yaptıkları tartışmaları şöyle anlatır Lâtife: “En sonunda, Fuat’la ben geceler boyu Partizan Yolu’nu tartışmaya ve eleştirmeye başladık. Gene de Fuat, bu tartışmaların sonunda ‘bana gene fraksiyon yaptırdın’ demeyi ihmal etmiyordu. Komünist partiler, özellikle Stalinist partiler geleneğinde fraksiyon, yani örgütte hizipçilik/grupçuluk yapmak neredeyse ölümcül suçtur. Fuat hâlâ Partizan Yolu’nu devrimci bir örgüt olarak görüyordu. Örgüt fetişizminin insanı ne hale getireceğine güzel bir örnektir bu durum.” (ss. 203-204)
Lâtife hanım, Fuat’la geçirdikleri son günleri şöyle anlatır:
<<1983 yılı 1 Mayıs’ını Türkiyeli devrimciler Kürtlerle birlikte Almanya’da Köln şehrinde büyük bir mitingle kutlayacaklardı. Mitinge Partizan Yolu da katılacaktı. Sosyalist gazetesinin son sayısı ile Köln’e gittik.
<<Miting günü şimdi detaylarını hatırlamadığım bir sürü aksilikler oldu. Partizan Yolu, Köln şehrinde miting yerini önce bulamadı! Kırk elli kişilik bir kortej şehrin sokaklarını dolaştık durduk. Sonunda bulduk ama gecikmiş ve örgüt olarak kötü bir izlenim vermiştik. Bu durum “Lider”i kızdırmıştı. Mitingden sonra benim katılmadığım bir toplantı yapılmış; bu toplantıda, Sarp Kuray, sorumlu arkadaşları bir güzel paylamış. Fuat da ona göre haksız bir sürü eleştiriye muhatap olmuş. Örgütün beceriksiz elemanları, büyük lideri diğer devrimci örgütlere karşı kötü bir duruma düşürmüşler! Her zamanki gibi, lider eleştirmiş, diğerleri başları öne eğik eleştirileri dinlemişler.
<<Biz o geceyi Köln’de oturan bir kuzenimin evinde geçirmiştik. Fuat’ın morali son derece bozuktu. Bütün gece, hep aklı başka yerlerde, düşünceli bir haldeydi. Birlikte olduğumuz son gece oldu o gece. Ali de babasını son kez orada gördü. Sekiz yaşındaydı.>> (s. 205)
2 veya 3 Mayıs günü Latife hanım, tren dönüş biletini Fuat’a verip kendisi oğluyla birlikte uçakla Stockholm’a döner. 16 Mayıs’a kadar da her gün telefonda konuşurlar. Ondan sonra ip kopar, Fuat kayıplara karışır.
Ve Lâtife hanımın eşi hakkındaki son kararı şöyle: “Ben Fuat Fegan’ın kendi isteğiyle “kaybolmuş” olması ihtimalini …daha ağırlıklı görüyorum. Kaybolduğu gün ve oturduğu şehirden oğluna bir kart göndermiş. Bana tren biletini iade ederek ve seyahat çantasını özenle düzenleyip içine ev anahtarımızı bırakarak “gelmeyeceğim” demiş. Tüm bunlar, Fuat’ın başına “bir iş” gelmiş olduğu yolundaki tezi zayıflatıyor.” (s. 208)
Fuat bilerek ve isteyerek kayıplara karışmış çünkü yaşamını adadığı idealler için yapacak katkısı bulunmadığı sonucuna varmıştı.
































