Şahsen sevdiğim, yaptığı işte başarılı bulduğum ve görüşlerine değer verdiğim bir dostum, dünkü yazılma ilgili aşağıdaki düşüncelerini paylaştı;
Başaran Bey,
Bizimkiler tek egemenlik, tek vatandaşlık zaten istemiyor.
Golifa dağıtır gibi vatandaşlık dağıtmamız lazım her seçimde olduğu gibi.
1974’te hayal bile edemeyeceğimiz kadar toprak (ki bizim bile değildi!), dağ, taş bize kaldı. Onları da vatandaşlık dağıtır gibi dağıttık ve hala daha yetmiyor. 74’ten sonra türeyen toprak ve mülk ağaları hala daha yaratmış oldukları rant ekonomisi ile geçiniyor.
Tüm bunlara göz yumup önayak olan da geçmiş siyasilerdir, çünkü onlar da nemalanmaktadırlar. Çirkefin içinde boğulmaktayız ama kimsenin umurunda değil.
Yazıklar olsun!..
***
Bu satırlar 1974 sonrasının özeti gibidir.
Farklı alanlarda farklı eklemeler yapılabilir.
Fakat sistem rant dağıtma üzerine kuruludur.
Okuyucunun da belirttiği gibi “hayal dahi edemeyeceğimiz” kadar fazla topraklar, evleri bahçeler, fabrikalar, oteller.
O kadar ki bir kısmını kapatıp elimizde koz olarak da tutuyoruz.
Örneğin kapalı Maraş gibi.
Tüm bunları yapmak için uluslararası hukukun dışında olmamız gerekirdi.
Yani kapılarımızı uluslararası hukuka kapatıp, kendi kendimizle yaşamak.
Bunu da yaptık.
İnsanların buna alışmaları için, fetihçi, aşırı milliyetçi bir ideoloji gerekiyordu.
Onu da sağladık.
Yıllarca birbirimize aşırı milliyetçi propagandalar yaptık.
“Kanla aldık bir karış vermeyiz” şeklinde fetihçi zihniyetin peşinde koşturduk.
Bunlar yetmeyince Türkiye’den milyar milyar paralar pompalandı.
Bu çerçevede fetihçi zihniyet karşıtı gibi görülen ama aslında ikiz kardeş olan “Türkiye vermek zorundadır” zihniyeti de gelişti.
Rum’un toprağı alınmak zorundaydı.
Rum’un fabrikaları, bahçeleri yağmalanmak zorundaydı.
Türkiye gerekli bütçeyi veriyordu.
Aksattığında o da parayı vermek zorundaydı.
Böylece bu günle geldik.
***
Bu bir durum tespitidir herkesin malumu olan.
Benim merak ettiğim şudur;
Türkiye’den bir yetkili Rumlara sinirlendi “Maraş’tan tek karış vermeyiz” dedi.
Peki aynı yetkili “artık usandık Maraş’ı açıyoruz” dese ne olur?
Kaçımız sıraya girer ve lebi derya evlerden bir tane kapmak için kıyasıya kavga eder?
Kaç tane turizmcimiz Maraş’taki otellere üşüşür. Üstüne tamir parası da ister?
Barlar, cafeler, eğlence mekanları için kimler kimlerle dövüşür?
Merak ettiğim budur.
1974 sonrasını çok iyi hatırlayan birisi olarak kendimce cevaplarım vardır.
Cevapları düşündüğümde kan ter içinde kalırım.
Peki sizce cevap nedir?
































