“Amerikan rüyası” bir yalandan ibaretti.
Amerikan halkına pompalanan bu düşüncenin kökü 19. Yüzyıla dayanıyor ve halka daha çok çalışma ile başarı ve refahın sağlanabileceği düşüncesi aşılanmaya çalışılıyordu.
Bu fikir ortalıkta salına dursun, kapitalizm tüm vahşeti ile ilerliyor, çalışan kesim gereğinden çok çalıştırılıyor; sömürülüyordu.
Diğer yandan Amerika ırkçılığın üstesinden bile gelememişti; ırkçılık sürüp gidiyordu.
Irkçılık bu topraklara o kadar kök salmıştı ki, çok uzun yıllar bunun sancıları çekilecek, birçok iç çatışmalar olacak, nice insanlar ölecekti.
Bugün oldu ırkçılığın belirtilerinin bu ülkeden kalkmadığı görülüyor…
Bunun başlıca nedenlerinden biri, azgın ırkçılık döneminde birçok neslin beyaz üstünlüğü ile yetiştirilmiş olması ve haliyle okulların ırk temelli veya içinde ırkçılığı barındıran “ulusal” temelli eğitime önem vermesiydi…
…
- yüzyıl buharlaşma çağı olarak bilinir.
İngilizlerin adaya gelişi İngiltere’de fabrikaların bacalarından kara dumanlar çıktığı; fabrikaların sekiz iş saatinden fazla insan çalıştırdığı bir döneme rastlar.
Amerika’da olduğu gibi İngiltere’de de çok çalışmak başarıyı getirecekti.
O yüzyılda çok çalışmak, emekçi kesimin kanını emmekti.
Ama bir şey olacaktı.
Çalışan kesimler kitleler halinde fabrikalara yerleşirken işçi sınıfı diye bir sınıf belirecek ve bu sınıf kapitalizmin başına bela kesilecek ve her şey başka türlü gelişmeye başlayacaktı ama konumuz bu değil.
Konumuz, İngiliz’in adaya böyle bir yüzyılda gelmiş olmasıdır…
…
“Sarı karıncalar” (!) adaya geldiğinde, ilk ele aldıkları konu ticaret ve eğitimdi.
Bugün İngilizlerin adada yaşayanlara hitaben “Kıbrıslılar” (Cypriots) demesine bakmayın.
Bu kimliğin oluşmaması için Amerika’daki gibi ayırımcı ve “ırkçı” denebilecek bir eğitim sistemini yerleştiren onlardır.
Amerika’da uzun yıllar siyah çocuklarla, beyaz çocuklar nasıl birlikte değil ayrı ayrı okullarda eğitim görmüşlerse, burada da Kıbrıslı Elenlerle Kıbrıslı Türkler ayrı ayrı okullarda eğitim aldılar.
Tek fark kurulan tek tük birkaç okulun birlikte eğitim vermeye olanak sağlamasıydı, bu da ortak bir kimliğin yükselmesinde yeterli bir oluşum olmaktan uzak olacaktı…
…
Sonuç bugünkü durumdur…
…
Amerikan rüyası çökmüştü.
Ama neticede onlar “Amerikalı” kimliği ilerleyen süreçlerde pekiştireceklerdi.
Kıbrıs adasında yaşayanlara ise rüya görmek bile engellenmişti!
































