Nadire BAHADİ
Gazimağusa’da para meselesi yüzünden 27 Aralık 2013 tarihinde öldürülerek Yeniboğaziçi bölgesinde bulunan Crystal Rocks isimli otelin 1 kilometre uzağında bulunan toprak alana gömülen Ahmet Aybak’ın cinayet zanlıları İbrahim Maraşlı ve Mustafa İlhan Tuncay dün yeniden Gazimağusa Kaza Mahkemesi Yargıcı Hasan Dağlı karşısına çıkarıldı. Taammüden adam öldürme ve adam öldürme suçlarından haklarında soruşturma başlatılan ve yaklaşık 85 gündür soruşturmanın devam etmesi nedeni ile Gazimağusa Polis Müdürlüğü’nde tutuklu bulunan Maraşlı ve Tuncay, yargı sürecinde mahkemede hazır bulunmaları masadı ile ve yargılanmaktan kaçmamalarını temin etmek maksadı ile 3 ayı geçmemek üzere Lefkoşa Merkezi Cezaevi’ne gönderildi.
Öldürülerek gömüldü
Gazimağusa Polis Müdürlüğü’ne bağlı Adli Şube Amirliği’nde görevli ve olayın soruşturmasını yürüten Müfettiş Muavini Ömür Dalkıran dün mahkemeye cinayetin detaylarını aktardı. Şahadetinin başında 21 Ocak 2014 tarihinde aldıkları bir bilgi ışığında saat 23.15’te Yeniboğaziçi’nde bulunan Crystal Rocks isimli otelin 1 kilometre uzağında, denize 65 metre 60 santimetre uzaklıkla kumluk bir alanda, 1 metre 34 santimetre derinliğinde, 1 metre 10 santimetre genişliğinde ve 2 metre 10 santimetre uzunluğundaki bir çukurda erkek cesedi bulunduğunu ve Adli Tıp Doktoru İdris Deniz huzurunda cesedin çıkarıldığını anımsattı.
Dalkıran, cinayeti anlattı
Müfettiş Muavini Ömür Dalkıran, Ahmet Aybak üzerinden çıkan telefondan yapılan incelemeler sonucunda 1 Şubat 2014 tarihinde cinayet zanlısı olarak Mustafa İlhan Tuncay’ın ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne geçmek üzereyken İbrahim Maraşlı’nın tespit edilerek tutuklandığını söyledi. Müfettiş Muavini Ömür Dalkıran, Mustafa İlhan Tuncay’ın poliste verdiği ilk gönüllü ifadesinde Ahmet Aybak’ı kendisine daha önceden kendisinden dolandırılan250 bin TL’nin geri alınmasına yardım etmesi için İbrahim Maraşlı’nın tanıştırdığını ve Aybak’ın öldüğünü İbrahim Maraşlı’dan duyduğunu söylediğini açıkladı. Zanlı Tuncay’ın daha sonra verdiği gönüllü ifadede “Ben Ahmet abiyi gördüğümde gözleri kaçmıştı, sanırım İbrahim Maraşlı tatlısına zehir koydu” diyerek Tuncay’ın cinayet ile ilgili bildiklerini kamera kayıtları karşısında anlatmasının sağlandığını söyleyen Dalkıran, zanlı Tuncay’ın ikinci verdiği gönüllü ifade de zanlı İbrahim Maraşlı’nın kendisini Marinero isimli restoranın bulunduğu bölgeye gelmesi için aradığını, çağırıldığı yere gittiğinde ise Aybak’ın gözlerinin kaçmış şekilde olduğunu gördüğünü, Aybak’ı İbrahim Maraşlı’nın gömdüğünü kendisinin ise hiç yardım etmediğini söylediğini açıkladı. Konu ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında zanlı İbrahim Maraşlı’nın aracında yapılan aramada bagaj içerisinde valiz bulunduğunu ve valiz içerisinde Mustafa İlhan Tuncay’ı dolandırdığı iddia edilen kişinin 8 adet fotoğrafı ile yapılan ödemeler ile ilgili çok sayıda dekont ve ödeme fişinin bulunduğunu söyleyen Dalkıran, akabinde zanlı İbrahim Maraşlı’nın evinde yapılan aramada ise çok sayıda silah, tabanca ve patlayıcı maddenin bulunarak emare alındığını açıkladı. Bulunan fotoğrafların zanlı Mustafa İlhan Tuncay’a gösterilmesinin ardından Tuncay’ın üçüncü kez gönüllü ifade verdiğini söyleyen Dalkıran, Tuncay’ın kamera karşısında verdiği gönüllü ifadesinde olay günü İbrahim Maraşlı’nın kendisini arayarak tatlı alıp Marinero Restoran’ın olduğu yere gelmesini istediğini ve kendisinin de profiterol aldıktan sonra çağrıldığı yere gittiğini itiraf ettiğini söyledi. Tuncay’ın ifadesinde, aralarında konuştukları sırada İbrahim Maraşlı’nın tatlı yiyip tatlı konuşalım diyerek Ahmet Aybak’a tatlı ikram ettiğini söylediğini belirten Dalkıran, Aybak’ın tatlıyı yedikten yaklaşık 10 dakika sonra fenalaşarak midesi bulandığını ve o esnada İbrahim Maraşlı’nın kendisini alarak olay yerinden uzaklaştıklarını anlattığını söyledi. 15 dakika sonra yeniden olay yerine döndüklerini anlatan zanlı Tuncay’ın Ahmet Aybak’ın o esnada gözlerinin kaçtığını ve yere düşerek nefes alış verişinde zorlandığını gördüğünü söylediğini belirten Dalkıran, Aybak’ı gömmeden önce göğsüne iğne batırmaya çalıştıklarını ancak girmemesi nedeni ile iğnenin eğrildiğini daha sonra ise iğneyi Aybak’ın boğazına batırarak içerisindeki sıvıyı enjekte edip ölmesini sağladıklarını anlattığını kaydetti. Zanlı Tuncay’ın Aybak’ın ölmesinin ardından araçtan çıkarılan kürekler yardımı ile kuyu kazdıklarını anlattığını ifade eden Dalkıran, zanlı İbrahim Maraşlı ve kendisinin yardımlaşarak Ahmet Aybak’ı gömdüklerini ve üzerine torbalardan çıkarılan çimentoyu döktüklerini itiraf ettiğini söyledi.
“Oğlum kurban oldu”
Zanlı avukatları Emre Kadri ve Yunsal İlhan zanlıların tutuklu yargılanmalarına itirazda bulundu. Avukat İlhan zanlılar hakkında başlatılan soruşturmanın henüz tamamlanmadığını ve Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek raporun beklenmesi gerektiğini söylerken, avukat Kadri ise Mustafa İlhan Tuncay’ın yargılanmaktan kaçmak için bir girişimde bulunmayacağını iddia ederek mahkemede 3 tanık dinletti. Mustafa İlhan Tuncay’ın dayısının kızı olan ve müşavir olan Emine Sarı tanık kürsüsünde tüm mal varlığı ile Mustafa İlhan Tuncay’ın yargılanmaktan kaçmayacağına kefil olabileceğini söylerken, tanık olarak dinlenen ve öğretmen emeklisi olan Emine Tuncay ise “oğlum kurbandır, kandırıldı” diyerek zanlı Tuncay’ın tutuklu yargılanmasını istemediğini, gerekirse sabah akşam polise giderek imza verebileceklerini ve oğlunu zincire bağlayabileceğini söyledi. Oğlunun yargılanarak isminin temize çıkmasını istediğini söyleyen anne Emine Tuncay, “Oğlum yerine ben hapse girmeye razıyım, onunla birlikte bende hapse girerim” dedi.
Cezaevine gönderildiler
Gazimağusa Kaza Mahkemesi Yargıcı Hasan Dağlı, zanlıların yargılanmaktan kaçabilecekleri hususunda bulgu yaparak İbrahim Maraşlı ve Mustafa İlhan Tuncay’ın 3 ayı geçmemek üzere hükümsüz tutuklu olarak cezaevine gönderildi.
































