Türkiye’deki 19. Eğitim Şurası’ndan sonra hem Türkiye’de hem de KKTC’de Osmanlıca gündem oldu. Türkiye’de genel liselerde seçmeli, imam hatip liselerinde ise zorunlu ders olması önerilen Osmanlıca’nın günümüzde konuşma dilinden çok bir yazı dili olduğunu unutmayalım. KKTC’de de kraldan çok kralcı olanların türediğini, daha Türkiye’de bile uygulamaya konulmayan şura kararlarının ardına KKTC’de “Osmanlıca kursu” tartışmaları yaşandı. Bu ülkede önüne gelen istediği kursu açabiliyor mu?
Geçen gün markette karşılaştığım ve eskiden beri tanıdığım yaşlı bir amca beni görünce uzaktan seslendi; “Be hoca mamur ettik İngiliccayı da galdı Osmanlıca” dedi. Ben de gülümseyip, yaşlı adamın söylediklerini onaylarcasına başımı sallayıp yoluma devam etti. İlkokul mezunu olduğunu bildiğim bu yaşlı amcanın bu söylediklerinden çok önemli fikirler çıkarılabilir. Birincisi daha çok gereksinim duyduğumuz İngilizce’yi bile tam olarak öğrenemiyoruz. İkincisi Osmanlıca’yı öğrensek işimize nerde yarayacak. Ya da yaşlı adamın ifadelerinden “çok mu acil bu Osmanlıca” da denilebilir bu Osmanlıca meselesine…
Çok ilginçtir ki KKTC’de geçtiğimiz Mart ayında yapılan 5. Milli Eğitim Şurası’nda onlarca alınan karar içerisinde en çok tartışılan “andımız kaldırıldı mı kaldırılmadı mı?” tartışmasıydı. Türkiye’deki eğitim şurasında da onlarca karar alındı ama gündemi Osmanlıca tuttu. Ayrıntıda takılıp kalıyoruz. Türkiye’de şu anda eğitimdeki esas sorun Osmanlıca mı?
KKTC’de eğitimde en önemli sorunumuz Osmanlıca veya dini bulanmış eğitim ya! Sendikalarımız da buna karşı endişelerini belirterek Milli Eğitim Yasamızdaki 22. Madde’nin kaldırılmasını talep ettiler. Çünkü bu madde eğitim sistemimizin Türkiye ile uyumlu olmasını öngörüyor. Eleştiride haklı olmakla birlikte, onlarda bu gereksiz gündem içerisinde kendilerine yer buldular ne yazık ki…
******
Yazıyı kaleme alırken eğitimde biz Osmanlıca’yı konuşurken dünya eğitimde ne konuşuyor diye birkaç yabancı gazeteye göz attım.
İngiltere’nin en saygın gazetesi The Guardian İngiltere’de bu yıl ana dili İngilizce olmayan ve gelir düzeyi düşük ailelerin çocukları 11 yaşında yapılan ulusal sınavlarda bugüne kadar elde edilen başarıların en iyisini gerçekleştirdiğini yazıyordu.
Amerika’nın en önemli gazetelerinden biri olan Washington Post da, Obama hükümetinin okul öncesine katkı için bir milyar dolar harcayacağını yazdı.
Bizde ise gündem Osmanlıca.
Bizdeki tartışmalara bakıyorum herkes eğitimde mevcut durumdan şikayetçi…
Meclis’teki bütçe görüşmeleri sırasında eğitim bütçesi sırasında konuşan tüm milletvekilleri ve bakan eğitimin değişmesi gerektiği üzerinde duruyor. Herkes durum tespiti yapıyor. Sorunu nasıl çözeceğimizi söyleyen yok denecek kadar az. Bu konuda birlikte siyasi kararlılık gösterelim diyen yok.
Ben de anlamadım bu işi… Sanki de eğitimdeki sorunları ben çözeceğim? Eğitimi yönetenler ve mecliste bu topluma yararlı olmak için orda bulunan vekiller değil midir eğitim adına kararlar alacak olanlar?
Sayın bakan Meclis kürsüsünden de ifade etti. Eğitimde köklü bir değişiklik için düğmeye basıldı. Gerekli çalışmalar başlatıldı. Açıkçası ben de merak ediyorum ne kadar köklü bir değişiklik olacak.
Gerçekten eğitim sistemi uzun süredir “SOS” veriyor. Bu konuda eğitimin tüm paydaşları ve tüm siyasi partiler ortak bir vizyon çerçevesinde buluşma zorunluluğu vardır. Kimilerinin “devlet politikası” dediği bir eğitim anlayışının geliştirilmesi, uçurumun kenarına gelmiş eğitim sisteminin kurtarılması gerekmektedir.
Galiba gerek eğitimde gerekse toplumsal değişimde herkesin elini taşın altına koyma zamanı geldi de geçiyor bile…
































