CTP-TDP GÜÇLÜ DESTEK VERİYOR, DP TEMKİNLİ, UBP UZAK: Ortak metin, CTP ve TDP’yi tatmin ederken, DP sürece temkinli yaklaşıyor. UBP ise metni uygun bulmadı. Havadis’e konuşan siyasi parti temsilcileri girilen süreçten dolayı umutlu olduklarını ifade ediyor
Bertuğ TOPAL
Kıbrıs’ta müzakerelerin başlaması için Kıbrıs Rum tarafının şart olarak gösterdiği ortak açıklama metninin geçtiğimiz hafta her iki kesim tarafından onaylanmasının ardından yarın başlayacak olan kritik süreç Rum tarafının aksine Kıbrıs’ın kuzeyinde ciddi heyecana neden oldu. Siyasi partiler ve sendikalar başlayacak olan yeni süreçten umutlu olduklarını ifade ederek “bu kez bu iş bitmeli” görüşünde birleşti. Toplumcu Demokrasi Partisi Gazimağusa milletvekili Hüseyin Angolemli eskiye oranla bu kadar umutlu olduğunu ifade ederken Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler Gazimağusa Milletvekili Asım Akansoy Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözümün herkesin çıkarına olduğunu ifade etti.
Sendikalar da umutlu
Havadis’e konuşan sendika başkanları ise Kıbrıs sorununda gelinen noktanın kritik olduğunu bundan sonraki adımın müzakerelerden çıkacak bir anlaşma olması dolayısıyla umutlu olduklarını ifade etti. Bazı sendikalar ise halkın süreç hakkında gerektiği kadar bilgilendirilmediğini belirterek endişelerini belirtti.
DP deklarasyon yayınladı
Demokrat Parti Ulusal Güçler ise Kıbrıs sorununda gelinen aşamada tavır belirlemek ve ilerisi için pozisyon alma nedeniyle dün bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda Kıbrıs sorunu ile ilgili bir deklarasyon oluşturuldu çözüm odaklı bir siyaset izleyecekleri belirtildi.
AB aktif göreve hazır
Cumhurbaşkanı Eroğlu ve Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in kapsamlı bir ortak açıklamayla müzakerelere başlayacak olması Brüksel’de heyecan yarattı. AB daha sürece aktif bir destekle katkı koymaya hazırlanıyor. Bu çerçevede AB Komisyonu’nun Genişleme ve Komşuluk Politikalarından Sorumlu Üyesi Füle, AB Komisyonu Başkanı Barosso Kıbrıs ziyaretini programına aldı
Pazartesi önerildi salıda uzlaşıldı
Her iki liderin ortak açıklama metnine onay vermesinin ardından BM Kıbrıs ofisinin, liderleri pazartesi günü için görüşmeye davet etmesi üzerine liderler zaman istedi. Her iki liderin programını gözden geçirerek toplantının Salı günü yapılması için uzlaştı. Downer’ın salı günü adada olmaması halinde ise görüşmenin toplantın ev sahipliğini Ban Ki-moon’un Kıbrıs Özel Temsilcisi Lisa Buttenheim yapacak.
Siyasiler ne dedi? Siyasiler ne dedi? Siyasiler ne dedi?

Hüseyin Angolemli (TDP Milletvekili)
“İki liderin ortak açıklama metninde uzlaşması güzel bir olay. İlk kez eskiye oranla daha fazla umutluyum. Eğer samimi çalışırlarsa sonuca ulaşılır. İlgili tarafların çıkarları örtüştü. Bu taraflar çözüm konusunda daha net tavır izlediler. Petrol yataklarının Kıbrıs’ın etrafında olması süreci hızlandırdı. Dış güçler petrolün daha rahat dünyaya ulaşması için Doğu Akdeniz’de istikrar olmasını istedi. Bu adada artık barışın hakim olması gerekir. Türkiye’nin önünün açılması ve hem kuzey hem de güneydeki ekonomik durumlar bu süreci hızlandırdı. AB’nin ve ABD’nin beklentileri de ortak bir çizgide buluştu. Şimdi daha umutluyum. Taraflar en güzel kararı verdi. Bu da bizi umutlandırdı.”
Asım Akansoy (CTP Milletvekili)
“Önceye göre umutluyum. 2004’ten sonra Talat-Hristofyas zamanında ciddi bir görüşme süreci vardı. İki sağ liderin bu denli görüşmesi nedeniyle daha umutluyum. Hassas bir süreç. Ortak metin çok önemlidir. Geçiştirilecek bir metin değildir. Bundan sonraki süreç bu metin üzerine inşa edilecek. Bu metin Kıbrıs sorunun hangi zeminde çözüleceğine işarettir. Bundan sonraki süreç aklı selim bir süreç olmalı. Umut pompalanan ya da göz ardı edilen bir süreç olmamalı. Meclisin devrede olması ve siyasi partilerin bilgilendirilmesi önemli. Bu konuda da Eroğlu’na ciddi bir görev düşer. Geçmiş dönemde olduğu gibi ayda bir bilgilendirme olursa süreci iyi yönetme adına bir zafiyet oluşur. Bilgi eksikliği gerilimi, spekülasyonu ve eleştiri dozunu artırır. Bizim istediğimiz bundan sonraki adımlarda Eroğlu’nun Dışişleri ve siyasi partileri sürekli olarak sürece dahil edecek bir model kurgulamasıdır. Elbette ABD’nin devreye girmesi ve sürecin başlamasında tetikleyici rol alması önemlidir. Bugün gelinen noktada özellikle İsrail-TC doğal gaz hattı döşenme projesi Kıbrıs sorununun çözümünü de zorunlu kılmıştır. Ancak biz bunu bir fırsata çevirebiliriz. Kıbrıs Türk ve Rumlar olarak ortaya çıkan bu yeni durumu adanın istikrar adası olması, adanın AB’nin siyasal ve hukuksal normlarına kavuşması ve elbette bölgedeki ekonomik kaynaklardan yararlanması adına oldukça hassas ve önemli bir döneme giriyoruz. Kıbrıslı Türkler bu süreçte edilgen olmamalıdır. Özne olmalıdır ilgili aktörlerle istişaresini sürekli kılmalıdır ve toplum içi uzlaşı gözeterek kaçak dövüşmeyerek sistemli davranarak yol almalıdır. Biz elbette bu süreci çok yakın takip edeceğiz. Gerekli her türlü katkı yanında eleştiriyi eksik etmeyeceğiz ki Kıbrıs Türk toplumu için kalcı ve gerçekten artık adanın birleştirilmesi ile huzurlu bir döneme girilebilsin.”
Ersin Tatar (UBP Milletvekili)
“Rum tarafındaki haberleri okuduğumuzda Anastasiadis’e büyük tepkileri görmek mümkün. Tamamıyla umutsuz değiliz. AB ve ABD bu adada iki halk olduğunu görmüştür. Aceleci davranmaya gerek yok. Dengelere ve hassasiyetlere dikkat etmelidirler. İki bölgelilik şarttır. Mülkiyet meselesi egemenlik meselesi nasıl halledilecek. İçte iki ayrı kurucu devletin vazgeçilmez olması gerekir. Farklı düşüncelerimiz var ama dışa bir bütün görünmemiz gerek. Ne kadar az toprak verilir ve göçmen yaratılırsa o kadar iyidir. Karanlıkta gidip da sırf çözüm olsun diye imza atılmamalı.”
Sendikacılar ne dedi? Sendikacılar ne dedi? Sendikacılar ne dedi?

Mehmet Özkardaş (Kamu-Sen Genel Başkanı)
“Ben Kıbrıs konusunda hiçbir zaman umudumu kaybetmedim. Hiç umutsuz olmadım. Ortak akıl Kıbrıs’ta Kıbrıs Rum ve Türk halkının ortak çıkarlarında kalıcı bir çözümü gerektiriyor. TC, Yunanistan ve bölgemiz için de geçerlidir. Petrol, doğal gaz ve TC’den suyun gelmesi gibi büyük projeler çözüme olan istenci daha da artırmıştır. Enerjinin dağılımı ve enerji yolları da çözümü AB ve ABD’nin çıkarları için gerekli kılıyor. 6-8 aydır iki liderin ortak bir metin üzerinde uzlaşarak liderlerin masaya oturması için ABD de devreye girdi. Her iki tarafı da tatmin eden bir ortak açıklama yapıldı. Bazı siyasi partilerin karşı çıkmasına rağmen AKEL tam destek verdi. TC destek verdi. Bütün siyasi partiler destek verdi. STÖ’ler tam destek verdi. Ayrıca Özersay’ın da tekrar görüşmeci olarak atanması konunun ciddi boyutta ele alınacağını gösteriyor. Her iki halkın da çıkarlarına uygun bir federal Kıbrıs kurulmasını istiyoruz. Kurucu devletlerin de kendi ayrı özerk kimlikleri olacak. Her iki tarafın da barış içerisinde yaşamalarını sürdürebilecek.”
Sami Dilek (Kamu-İş Başkanı)
“Ortak açıklama bizi tam anlamıyla tatmin etmedi. Rum tarafındaki ekonomik çıkmaz ve görmüş olduğumuz haritalardaki göçler halkı sıkıntıya sokacak. Hani bir karşı toprak verilmeyecekti? İki kesimli federasyon çatısı altında bir çözümün olmasından yanayız. TC’nin garantörlüğü önemli. Bilgilendirme yapılmadan sürecin gelişmesi bizi endişelendiriyor. Halk Konseyi’ne devamlı katılıyoruz. Orada bize aktarılan ile bugünlerde duyduklarımız örtüşmüyor. Kıbrıs Türkünün yararı iki kesimli bir federasyon çatısıdır. Kendi ülkemiz ve devletimizde yaşamak için böyle bir durum istiyoruz. Bilgilendirme istiyoruz. Halkın beklentisi olan çözümün ne olduğunu anlaması yönünden önemlidir.”
Şener Elcil (KTÖS Genel Sekreteri)
“Hiçbir zaman umudumu yitirmedim. Süreçle ilgili bir çözüme ulaşacağını statükonun devam etmeyeceğini söyleyebiliriz. Endişem Eroğlu ve ekibindendir. Çözüm konusunda eski anlayışı devam ettiriyorlar. Bu metni imzalayan ve onay veren TC oldu. Eroğlu’na kalsa suçlama oyununa devam edeceklerdi. 100 yıl daha böyle gidecekti. Hallerinden memnundular. Çözüm istemeyen çevreleri ve sayın Eroğlu’nun liderliğini sıkı bir takibe almak gerekecek. Özersay’ın tekrardan göreve gelmesini olumlu bulmuyorum. Çözüm konusundan tutumu çok iyi değil. Bu tavrı yakinen takip etmek gerekecek. Olayın bir diğer yüzü de Güney tarafıdır. DIKO, EDEK ve EURO.KO da bu işten memnun değiller. Statükodan nemalanırlar. Umutlu olmakla beraber her iki taraftaki mevcut statükoyu devam ettirmeye çalışanları takip edeceğiz. Süreci onların isteğine göre devam ettirmemek gerek. Sonuç alınacağını düşünüyorum. Toplumun bu konuda ayağa kalkması gerekir. Her alınacak karar bizi yakından ilgilendirir. Yapılan bir ön anlaşmadır. 2004’ten daha önde bir noktadayız. Geriye dönüşü olmayan bir sürece girildi. Annan Planı’ndan ileri bir noktadayız.”
































