Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Çözüm için eşsiz fırsat var

AKEL DESTEK OLACAK: Doğal gazdan kaynaklansa da, başta ABD olmak üzere, Kıbrıs’a artan bir ilgi olduğunu belirten AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, buna Türkiye’nin ilgisini de ekledi ve “Çözüm için yeterli fırsatlar var. AKEL bu sürece destek olacak” dedi

 YASA DIŞI GELDİLER AMA: “Kuzey’de yaşayan Türkiye kökenli nüfusun” anlaşma sonrası bir bölümünün adada kalabileceğini belirten Kiprianu, “İnsani nedenlerle burada doğanlar ve evlenenler öncelikli olmak koşuluyla” dedi. Kiprianu, önce bu nüfusun uluslararası hukuku ihlal ederek Kıbrıs’a geldiklerinin kabul edilmesini istedi, rakamın daha sonra tartışılabileceğini belirtti

 170 BİN GÖÇMENE GERİ DÖNME HAKKI: Kiprianu 1974 sonrası 170 bine yakın Rum’un Güney’e göç ettiğini hatırlattı. Kiprianu, çözümle birlikte 100 bin Rum’un Kuzey’e yeniden döneceğini ancak Rum Yönetimi kontrolünde yaşayacaklarını belirtti. Geri kalan 70 bin için ise “Diğer kurucu devletin yönetiminin altında da olsa geri dönüp dönmeme kararını Rum göçmenler vermeli” dedi

TALAT SEÇİLSEYDİ: Kiprianu, Talat-Hristofyas sürecinde önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirterek, “Eğer Talat yeniden seçilseydi çok daha iyi bir ilerleme sağlayabilirdik, işler farklı gelişebilirdi. Maalesef yerine seçilen Eroğlu iş birliği yapmadı, bundan kaçındı ve bir anlaşmaya varamadık” dedi

DOĞRU YÖNDE BASKI: Kıbrıslı Türklere mesaj gönderen Kiprianu, çözüm için kendilerine yardımcı olmalarını istedi. Kıbrıs Türk halkından Eroğlu’na her iki taraf için de kabul edilebilir anlaşmanın ortaya çıkabilmesi için doğru yönde baskı yapmasını istedi

Havadis-ÖZEL
AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, Kıbrıs sorununun yakın gelecekte çözülmemesi durumunda Kıbrıs’ta işlerin düzelmeyeceğini ifade etti. Kıbrıs ile ABD’nin son dönemde yakından ilgilendiğini, Türkiye’nin ilgisinin de devam ettiğini ifade eden Kiprianu, bunun çözüm için fırsat yarattığını belirtti.
Kıbrıslı Türklerin AKEL’in Kıbrıs sorunundaki duruşundan dolayı aklının karışmaması gerektiğini belirten Kiprianu, AKEL’in süreci destekleyen net bir duruşu olduğunu söyledi.
Süreci tamamıyla desteklediklerini kaydeden Kiprianu, bu süreçte sadece Rum Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis’in taktiklerini eleştirdiklerini söyledi. 
Emekçi Halkın İlerici Partisi (AKEL) Genel Sekreteri Andros Kiprianu, Havadis Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Başaran Düzgün, Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Ekmekçi ve gazeteci Esra Aygın’ın sürece ilişkin sorularını yanıtladı.

Tavrımız net
Kiprianu, AKEL olarak en başından bu yana gecikme olmadan müzakerelere başlanmasını savunduklarını belirterek, “Kısa bir ortak açıklama ile ‘müzakereler kaldığı yerden yeniden başlatılacak’ denilebilirdi. Anastasiadis’e Talat ve Hristofyas’ın kurduğu ortak açıklamada her şeyin olduğunu söyledik. Maalesef korktuğumuz oldu ve süreç 5-6 ay gecikti” dedi.

Soru: Kıbrıs sorununda gelinen aşama nedir? Türk tarafında AKEL’in tavrı ile ilgili bir kafa karışıklığı var. AKEL ne yapıyor?
Kiprianu:
Kıbrıs sorununu yakın gelecekte çözemezsek işler düzelmeyecek. Aslında kafa karışıklığı olmamalı. AKEL’in süreci destekleyen net bir duruşu var. Bu süreci tamamıyla destekliyoruz. Biz sadece Anastasiadis’in taktiklerini eleştirdik. Bizim en başından dediğimiz, müzakereler çok kolay şekilde kısa bir ortak açıklama ile yeniden başlatılabilirdi. Bu ortak açıklamada da müzakereler kaldığı yerden yeniden başlatılacak denilebilirdi.
Biz ayrıca Anastasiadis’e dedik ki Talat ve Hristofyas’ın oluşturduğu ortak açıklamada her şey var. Maalesef korktuğumuz oldu. Çabalarının sonucu ile ilgili de Anastasiadis’i eleştirdik.
Tavrımız nettir. Bu süreci destekliyoruz. Anastasiadis’in de temel ilkeler bağlı kalmasını istiyoruz.

Soru: Bugüne kadar asla bir araya gelmeyen AKEL ve DİSİ vardı. Bu fotoğraf değişti mi?
Kiprianu:
Biraz farklı bir yaklaşımımız var. Biz DİSİ’nin tüm ulusal sorun ve konulara yaklaşımını benimsemiyoruz. Biz Cumhurbaşkanı ve diğer siyasi partilerle ulusal konsey çerçevesinde işbirliği yapmaya hazırız.
Kıbrıs konusu da Ulusal Konsey’de tartışılıyor, kararlar orada alınıyor. Ancak Kıbrıs konusu dışındaki siyasi konularda DİSİ ile aramızda çok büyük farklılıklar var. Kıbrıs sorununda verdiğimiz destek, diğer konularda destek vereceğimiz anlamına gelmez.

Soru: Bu süreçte DİSİ ve AKEL ile birlikte bir “evet” çıkar mı?
Kiprianu:
Aslında referandumda çıkacak sonucu belirleyecek olan AKEL- DİSİ işbirliği değil, anlaşmanın içeriği olacak. Eğer adil, işlevsel ve yaşayabilir bir anlaşma içeriği olursa, Rum halkı da bunu destekleyecektir. AKEL de böyle bir anlaşmayı savunarak insanları ikna edecektir.

Soru: DIKO ve EDEK’in ortak açıklamaya muhalefet etmeleri sanki bir “hayır” cephesi oluşmasına neden oldu. Böyle bir cephe oluştu mu Güney’de?
Kiprianu:
Bütün partiler arasında sürmekte olan bir tartışma var ve işler değişebilir. “Hayır” cephesindeymiş gibi görünen partilerin tutumu değişebilir. Örneğin Başpiskopos iki hafta öncesine kadar müzakerelerin başlamasına karşıydı ama şimdi süreci destekliyor, Cumhurbaşkanı’na destek veriyor.
Henüz partilerin kendi içinde fikir birliği yoktur ve durumları değişebilir. Şunu tekrarlamalıyım ki, partilerin pozisyonunu anlaşmanın içeriği belirleyecek.

Soru: 10 yıl önce AKEL’in “hayır”ı Kıbrıs Türk tarafında çok büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştı. Ne değişti bu sürede. Kuzey’deki algı şu anda AKEL’in tavrının çok pozitif olduğu yönündedir ve çözüm güçleri bunu selamlıyor.
Kiprianu
: Hiçbir şey değişmedi. AKEL, 10 yıl önce savunduğu pozisyonunu savunuyor. 10 yıl önce de çözüm yanlısıydık, şimdi de. AKEL’in bir anlaşmayı kabul etmesi için belli ön şartların yerine gelmesi gerekiyor.

Soru: Nedir bu ön şartlar?
Kiprianu:
Kısaca açıklayayım. İki toplumlu iki bölgeli bir federasyon, BM kararlarında yer aldığı şekilde siyasi eşitlik, Eroğlu’nun yorumladığı şekliyle değil. Birleşik bir ülkeye yol açabilecek bir anlaşma olması gerekiyor. Ve bu ülkenin de tek egemenliği, tek kimliği ve tek vatandaşlığı olmalı.
Aynı zamanda tüm Kıbrıslıların insan hak ve özgürlüklerine saygı duyacak bir anlaşma.
Aslında bu kadar spesifik olarak söylediklerimiz ortak açıklamada yer almıyor. Tek egemenlik ortak açıklamada var ama egemenliğin iç durumunun kurucu devletlerde nasıl olacağı halen daha görüşülecek.
Artık yetkilerin federe birimlere bırakılmasını destekliyoruz, kabul etmeye hazırız ama önce merkezi hükümetin yetki ve gücünün ne olacağına karar verilmeli ve daha sonra artık yetkiler kurucu devletlere bırakmalı.

Soru: Toprak ve Mülkiyet Annan Planı’nda AKEL’in “hayır” dediği konulardı. Bu konuda AKEL ne bekliyor?
Kiprianu:
Öncelikle toprak ve mülkiyetin bir arada tartışılması gerektiğini düşünüyoruz. Toprak konusundaki kararların mülkiyet konusuna etkisi olacağını düşünüyoruz.
Toprak konusunda savunduğumuz, toprak düzenlemeleri 100 bin Kıbrıslı Rum göçmenin Kıbrıs Rum Yönetimi altında kendi mallarına geri dönmelerini sağlamalıdır.
Genel olarak da Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum göçmenlerinin haklarının korunması gerekiyor. Diğer kurucu devletin yönetiminin altında da olsa geri dönüp dönmeme kararını Rum göçmenler vermeli.

Soru: Peki böyle bir durumda Kıbrıslı Türkler nereye gidecek. İki bölgelilik nasıl sağlanacak?
Kiprianu:
İki bölgelilik olacak tabii. Nedir bu? Her iki toplumun da kendi kontrol ettiği bölgeler. Ben tüm göçmenlerin mallarına geri dönmek isteyeceklerini düşünmüyorum. Hatta eminim. Geriye kalan yaklaşık 70 bin Rum göçmenin büyük çoğunluğu dönmek istemeyecektir.
Geçmişte bir teklif vardı, Annan Planı’nda da yer aldı. İnsanların mallarına dönmeden önce çıkacak olanlar için yeni evler öngörülüyor ve belli bir süre veriliyordu. Bu süre yeni anlaşmada da verilmeli ve Kıbrıslı Türkler için yeni evler yapılmalı.
Ben sadece kişisel görüşümü söylemiyorum. Birçok insanla konuşuyorum ve görüşüyorum. Güney’de hayatını kuran ve geri dönmek istemeyenler var. Çok az bir kısım dönmek istiyor. Ancak geri dönme hakkı bütününe verilmelidir.

Soru: Türkiyeli göçmenler konusunda geçmişte 50 bin rakamını Hristofyas kabul etmişti. Türkiyeli göçmenler için şu an pozisyon nedir?
Kiprianu:
Tabii ki bir kısım Türkiyeli yerleşiğin burada kalacağı kabul ediyoruz. İnsani nedenlerle burada doğanlar ve evlenenler öncelikli olmak koşuluyla. Ancak bizim için önemli olan bu insanların uluslararası hukuku ihlal ederek Kıbrıs’a geldiklerinin kabul edilmesidir. Bu kabul edilirse eğer, rakamı tartışmaya açığız.

Soru: Şu anda kabul edilen 50 bin rakamı için AKEL aynı noktada mı, ne düşünüyorsunuz?
Kiprianu:
Aslında müzakere masasında bunlar belirlenecek. Burada iki ilke önemli. Birincisi uluslararası hukuku ihlal ederek geldiklerinin kabulünü istiyoruz. Diğeri de insani nedenlerle doğan ve evlenen kesimin kalmasını kabul ediyoruz. Bu iki ilke kabul edilirse, sayı belirlenebilir.

Soru: 100 bin Kıbrıslı Rum göçmen Kuzey’e geçecek. AKEL’in bir harita çalışması var mı?
Kiprianu:
Bu temelde tartışmaya başlamak hatadır. Müzakerelerde konular birbirine bağlantılı şekilde görüşülecek. Bu nedenle bu konuları birbirinden izole tartışmak hatadır. Konuları birbirine bağlantılı tartışmalıyız. Büyük resmi görmeden, benim net cevaplar vermem yanlış olur. Tüm konularla ilgili kararlar birbiri ile bağlantılı verilecek.
Örneğin, belki de masaya oturduğumuzda ve garantilerle ilgili olarak alınan karar geri dönmesini istediğimiz göçmenlerle ilgili kararımızı etkileyecek. Bazı uzlaşılar, başka kararları etkileyecek.
Toplumların ana endişelerine hitap edip, ana endişeleri giderebilirsek, diğer şeyleri kolay bir şekilde çözebiliriz.

Soru: Talat-Hristofyas, CTP-AKEL masada sorunu çözemedi, bu başarısızlık mı, Kıbrıs için kayıp mı?
Kiprianu:
Aslına bakarsanız, Hristofyas ve Talat birçok konuda anlaşmaya varmayı başardı ama yeterli olmadı. Yakaladıkları ilerleme kesinlikle bir tarafa bırakılamaz. Eğer Talat 2010 yılında yeniden seçilseydi çok daha iyi bir ilerleme sağlayabilirdik, işler farklı gelişebilirdi. Maalesef yerine seçilen Eroğlu iş birliği yapmadı, bundan kaçındı ve bir anlaşmaya varamadık.
Ben şu anda eşsiz bir fırsat olduğunu düşünüyorum çözüm için. ABD’nin ilgisi var. Doğal gaz aramalarından kaynaklanan bir ilgi olsa da ABD ilgisi iyi bir fırsat hali yaratıyor. ABD girişiminin içeriğini görmemiz gerekiyor. İçerik yanlışsa, çözüm yönünde ilerleme yerine zorluk yaratabilir, bu içeriğin doğru olması gerekiyor.
Bir de Türkiye ilgisi var. Bu da eşsiz bir fırsat. Eğer bizler temel ilkeler üzerinde anlaşabilirsek, o zaman mümkün olan en kısa zamanda iyi bir sonuca varabileceğimizi düşüyorum.

Soru: Hristofyas sonrası AKEL’in duruşunda bir değişiklik oldu mu?
Kiprianu:
Siyasi ve ideolojik platform ve tutumda bir değişiklik yok.

Soru: Ortak açıklamada AKEL’i rahatsız eden şeyler var. Bunlar nelerdir?
Kiprianu:
Talat ve Hristofyas arasında varılan anlaşmada, daha iyi bir çerçeve vardı. Egemenlik konusunda vardıkları mutabakat daha iyiydi.
2010 Ocak ayında Egemenlik konusunda bir anlaşmaya varıldığını ve şimdi bundan geri adım atıldığı saptamasında bulunan Kiprianu, 2010’da tek bölünmez egemenlik ifadesi vardı. Şimdi tek bölünmez ifadesi ortak metinden çıkarıldı.
Artık yetkiler konusunda geçmişte vardığımız anlaşma, bu yetkilerin ancak federal hükümet yetkileri saptandıktan sonra belirleneceği kararını içermekteydi.
Şimdi Anastasiadis artık yetkileri federal devletlere, merkezi devletin yetkilerini belirlemeden vermiş oldu. Ama bunlar müzakereleri desteklemememiz için neden değil.

Soru: DİSİ’ye desteğiniz ne kadar daha sürecek?
Kiprianu:
Desteğimizin devam etmesi için mutlaka bizim bilgilendirilmemiz gerekiyor. Görüşlerimizi vermemiz için fırsat verilmeli.
DİSİ’nin tek taraflı karar alarak bize empoze etmesini kabul etmeyeceğiz. Çözümün temel ilkelerine bağlı kalınması AKEL için olmazsa olmazdır.

Soru: Kıbrıslı Türklere mesajınız nedir?  Kıbrıslı Türkler için bir travmaydı AKEL’in “hayır”ı ve böyle bir şey yaşamaktan korkan insanlar var. Onlara mesajınız nedir?
Kiprianu
: Çözüm için bizlere yardımcı olunuz. Eroğlu’na her iki taraf için de kabul edilebilir anlaşmanın ortaya çıkabilmesi için doğru yönde baskı yapmanız gerekiyor.
“AKEL’in ‘hayır’ı hayal kırıklığı yarattı” saptamasını kabul etmiyoruz. Asıl biz Kıbrıslı Türklerin tutumundan dolayı hayal kırıklığına uğradık. 2004’te Kıbrıslı Türkler sadece kendi çıkarlarını gözeten bir anlaşmaya destek verdiler. Rumların çıkarlarını düşünmediler. Bu adil değildi.
Bu kez her iki toplumu da tatmin edebilecek bir anlaşmanın ortaya çıkabilmesi için Eroğlu’na doğru yönde baskı yapsınlar.