Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

O mahur beste çalarken

Sisli bir sabah vaktiydi, vapurlar gidip geliyordu Karşıyaka’dan İzmir’e ancak bir hüzün vardı havada, hatta uçuşan martılarda.

Radyolar haberi sabah sabah vermiş üç fidanın idamını duyurmuşlardı.

Şair bu hüzünle biner vapura, aklında o delikanlılar; bir köşeye çekilir gözleri ağlamaklı.

Denizin bulanık sularına bakarken ilk mısra düşer aklına:

“Bir ormandan püskürmüş genç fidanlardı”

Sonra diğer mısralar izler birbirini:

“Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı”

 

Şiir daha sonra tamamına erer.

Yazdığı bu şiir üzerine çok sonraları şunları söyleyecekti Attila İlhan:

“12 Mart sonrasının kahır günleriydi. Bir sabah radyoda duyduk ağır haberi: Denizlere kıymışlardı. Karşıyaka’dan İzmir’e geçmek için vapura bindim. Deniz bulanıktı; simsiyah, alçalmış bir gökyüzünün altında hırçın, çalkantılı… Acı bir yel esintisinin ortasında aklıma düştü ilk mısra… Vapurda sessiz bir köşe bulup yüksek sesle tekrarladım. Vapurdan indikten sonra da rıhtım boyunca bu ilk mısraları tekrarlayarak yürüdüm”.

Tamamlanan şiirin bir diğer kısmı şöyle:

“Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımız da sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız”

Bir gün Ahmet Kaya ile karısının Attila İlhan’a gittikleri,

Gülten Kaya’nın “ Abi, Ahmet bir şiirini beste yaptı ama biraz çekiniyor sana söylemeye utanır” dediği söylenir.

Ama bir mesele vardı!

Kimdi Attila İlhan’ın birlikte ağlaştığı Müjgan?

Şair açıklık getirir.

Müjgan Farsçada “kirpik” demek.

Şairin Denizler için ağlaştığı şey kendi gözleri ile kendi ıslak kirpikleridir, o mahur beste çalarken…