DEĞERLER NORMALİN ÜSTÜNDE: 2012 yılında AKSA’dan denize sızan 100 ton civarındaki fuel-oil’in çevreye bıraktığı etki yapılan araştırma ile gözler önüne serildi. Canlı yapılarını kirleten ve ağır metal etkisi taşıyan Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar (PAH), yapılan araştırmalarda olması gereken değerlerin üzerinde çıktı. Veriler, uluslararası kriterlerin üstünde
DOĞADA KALMIŞ OLABİLİR: Uzmanlar tarafından yapılan araştırmada felaketin izlerinin silinmediğini ortaya koydu. Araştırmada balık dokularında ağır metal miktarlarının <0,005 – 349,90 mg/kg arasında değiştiği gözlemlendi
PAH NEDİR?: Denizlerimizde yapılan araştırmada Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar’ın az da olsa verilerin üstünde çıkması PAH’ın ne olduğu ile ilgili soru işareti doğurdu. PAH başta insan olmak üzere diğer canlı yapıları içinde çok önemli kirleticidir. Çoğu kanserojen, mutajen ve üremede zehir etkilere sahiptirler. Bir kez doğaya bulaştıklarında karakteristik özelliklerinden dolayı çok uzun zamanlar bozulmadan kalırlar
BUNDAN SONRA DOĞA KENDİNİ TEMİZLEYECEK: Araştırmada yer alan Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Osman Kesbiç Havadis’e yaptığı açıklamada AKSA’dan denize sızan 100 ton civarındaki fuel- oil ciddi bir çevre tahribatının temizlenmeye çalışıldığını bundan sonraki süreçte doğanın kendini temizlenmeye başlayacağını belirtti
Bertuğ TOPAL
AKSA’dan denize sızan 100 ton civarındaki fuel-oil’in yarattığı ciddi çevre tahribatı yapılan araştırma ile gün yüzüne çıktı. Bölgedeki denizlerde metal kalıntısına rastlandı.
Girne Amerikan Üniversitesi Akdeniz Sualtı Araştırma Merkezi’nin gerçekleştirdiği Kalecik Bölgesi Kirlilik Analiz Araştırması tamamlandı. Rapora göre AKSA’dan denize sızan 100 ton civarındaki fuel- oil’in çevrede yarattığı felaketin izlere halen duruyor. Denizlerimizde yapılan araştırmada Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar’ın az da olsa verilerin üstünde çıktı. Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Osman Kesbiç ise yaptıkları araştırmada elde ettikleri verilere göre az da olsa fazla çıkan Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar (PAH)’ın korkulacak düzeyde fazla olmadığını söyledi. Kesbiç, PAH’ın canlıdan canlıya geçebilen bir madde olduğunu ancak KKTC’de olayın bu noktada olmadığını söyledi. Kesbiç ayrıca üzerinde tetkikler yapılan balıkların tüketilmesinde sorun teşkil edecek herhangi bir sorun da olmadığını söyledi.
EPA’ya göre az da olsa sınırı geçiyor
Araştırmaya göre deniz suyu örneklerinde tespit edilen PAH miktarları <0,001 µg/L ve 0,002 µg/L arasında olduğu belirtildi. Elde edilen veriler Amerika’da faaliyet gösteren Çevre Korum Örgütü, Environmental Protection Agency (EPA), tarafından belirlenen tatlı ve tuzlu su kalite parametreleri ile karşılaştırıldığında verilerin çok az da olsa sınır değerleri aştığı gözlemlendi.
Sürekli tetkikler yapılmalı
Raporda yer alan bir diğer önemli nokta ise şöyle: “PAH’lar lipofilik karakterde olduklarından su sütunu içerisinde çözünmeden katı partiküllere tutunurlar. Böylelikle zamanla çökelirler. Dolayısıyla bundan sonraki dönemlerde sedimentten ve sudan örnekler alınarak zaman içerisinde kirlilik durumu ve mikrobiyal faaliyet hakkında gözlem yapmak gerekmektedir. Çünkü PAH’ların giderimin de kullanılan ana yöntemlerden birisi mikroorganizmalardır.”
Balıklar da incelendi
Uzmanlar sadece deniz suyu değil felaketin etkilediği yerlerde balıklar üzerinde de araştırmalar yaptı. Araştırma sonuçlarına göre balık dokularında ağır metal miktarlarının <0,005 – 349,90 mg/kg arasında değiştiği gözlemlendi. Dokular arasında en yüksek ağır metal birikimi karaciğerde ardından solungaç ve kasta bulunduğu belirtildi.
Kalıntılar normal
Deniz dibinde yapılan analizler sonucu ağır metal değerlerinin 0,03 mg/kg ile 3879,76 mg/kg arasında değiştiği belirlendi. Sonuçlar, Amerika’da faaliyet gösteren Minnesota Kirlilik Önleme Örgütü (Minnesota Pollution Protection Agency) tarafından belirlenen sedimentte yaşayan canlılar için sediment kalite parametreleri ile karşılaştırıldığında verilerin sınır değerlerin çok altında olduğu ortaya çıktı. Raporda “Bu açıdan bakıldığında sedimentte ağır metallerden kaynaklı kirlilik söz konusu değildir. Az da olsa bulunan ağır metaller ise başta 15 Temmuz 2013 gecesi kaza sonucu oluşan fuel-oil sızıntısı, bölgede bulunan limandan kaynaklı gemi trafiği ve termik santral ile açıklanabilir” denildi.
Doğada kalmış olabilir
Raporda ayrıca Kıbrıs’ın Kalecik mevkisinde 15 Temmuz 2013 tarihinde bölgede faaliyet gösteren AKSA Enerji’ye ait “Kuzey Kıbrıs Enerji Santrali”nin depolarına yakıt pompalanması sırasında olan yaklaşık 100 ton civarında fuel-oil’in denize karıştığı sızıntı olayının çevreyle ilgili etkilerinin ortaya konduğunu her ne kadar kirliliğin giderilmesi için önlemler alınmış olsa bile bu çalışmalar da %100 verimle giderim yapılamamakta olduğu belirtildi. Uzmanlar belirli oranlarda kirliliğin doğada kalmış olma ihtimalinin yüksek olduğuna dikkat çekti.
Balıkların kas dokusu temiz
Raporda “üzerinde çalışılan balığın tüketilen kısmı kas dokusudur. Kas dokusu üzerinde yapılan ağır metal analizleri sonuçların insan sağlığı için toksit olan değerin altında olduğunu göstermiştir. Bu değerler Su Ürünleri Yönetmeliği ve Su Ürünleri Kanununa göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından belirlenen sınır değerleri aşmadığı tespit edilmiş olup bu noktada kirlilik söz konusu değildir” denildi.
Kesbiç: Konu risk boyutunda değil
Araştırmada yer alan Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Osman Kesbiç Havadis’e yaptığı açıklamada deniz suyundaki Polisiklik Aromatik Hidrokarbon oranının yüksek çıktığını ancak bunun çok büyük boyutlarda olmadığını belirtti. “Büyük kirlilik var diyemeyiz. Konu risk boyutunda değildir” dedi.
İnceleme barbun üzerinde yapıldı
Kesbiç balık olarak dipte en fazla gezen balık olan barbun üzerinde araştırmalarını yaptıklarını ve balığın kas, solungaç ve karaciğerinde değişik veriler elde ettiklerini söyledi.
Balıkların kasında yaptıkları araştırmada balıkların tüketilmesine mani olacak kadar bir kirlilik tespit edilmediğini de belirten Kesbiç, kirliliğin tam temizlenmesinin mümkün olmadığını söyledi.
“İnsanlar için korkulacak bir durum yok”
PAH ve ağır metallerin canlı vücudundan zor atıldığını belirten Kesbiç, insan vücudunda belirli bir doza ulaştıktan sonra farklı konsültasyonlar oluşturabileceğini söyledi. “KKTC’deki verilere göre halkın bu risk ile karşı karşıya olduğunu söylemek doğru olmaz” diyerek halkın korkmasını gerektirecek bir durum olmadığını söyledi.
“Bundan sonra doğa kendini temizleyecek”
AKSA’dan denize sızan 100 ton civarındaki fuel- oil ciddi bir çevre tahribatının temizlenmeye çalışıldığını bundan sonraki süreçte doğanın kendini temizlenmeye başlayacağını belirten Kesbiç, bunun için herhangi bir süre veremeyeceklerini söyledi.
Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar (PAH) nedir?
Polisiklik Aromatik Hidrokarbonlar başta insan olmak üzere diğer canlı yapıları içinde çok önemli kirleticilerdir. Çoğu kanserojen, mutajen ve üremede zehir etkilere sahiptirler (7). Bir kez doğaya bulaştıklarında karakteristik özelliklerinden dolayı çok uzun zamanlar bozulmadan kalırlar (2). Böylelikle insanlar, bitkiler, hayvanlar ve diğer organizmalarda birikerek zararlı etkilere sahip olurlar.
Bunun yanında KKTC’nde yük taşımacılığında Gazimağusa Limanı, yolcu taşımacılığında ise Girne Limanı kullanılmaktadır. Kalecik’te bir adet akaryakıt dolum tesisi ve bir adet alçı ve çimento iskelesi bulunmaktadır. Bölgedeki bu faaliyetlerde önemli ağır metal kaynaklarıdır.


































