Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

NE BİÇİM ŞEY BU?

Salgın başladığında hemen “Bilim Kurulu” kurdular, Türkiye Tabipler Birliği’ni bu kurula almadılar…

Salgın yayılırken, toplumun çeşitli kesimlerini temsil eden örgütleri topladılar, ne muhalefet partilerini, ne muhalif sendikaları bu toplantıya çağırdılar…

Salgın nedeniyle belediyelerle toplantı yaptılar, bu toplantıya kendilerine muhalif belediyeleri çağırmadılar…

Hastalık bütün ülkede ayırım gözetmeksizin yayılıp can alırken, mağdur vatandaşlara yardım etmek için bağış kampanyası açan belediyelerin bu yardım icraatını yasakladılar…

Derken, belediyeler kendi bölge halklarına kendi belediye aşevlerinden yemek dağıtmaya başlayınca, bunu da derhal yasakladılar…

Kendi belediyelerini devletin dışında görerek, “devlet içinde devlet olmaz” dediler…

Sonra kürsülere geçip halka seslenirken, kendinden olmayan muhalif çevrelerle muhalif medyanın virüsten beter olduğunu söylediler…

Son günlerde tutukladıkları gazetecilerin meclisten geçecek infaz yasasından yararlanmamaları için ek madde koydular; siyasi düşünceden içerde olanlarla gazetecilerin aftan yararlanmasının yolunu tümden kapattılar…

Birlik ve beraberlik söylemleri yapılmasına rağmen, sosyal medyada alınan önlemleri eleştirenlerin peşine polis taktılar, soruşturma başlattılar, aynı şekilde kimi muhalif bildikleri televizyonlara ağır cezalar yağdırdılar…

Dünyayı etkisi altına alan ve dünyanın ortak sorunu olan böyle bir salgın hastalık zamanında,

Bütün bunlara tevessül eden bir zihniyet nasıl izah edilir?

Kendi insanı, kendi partisi, kendi medyası, kendi belediyesi, kendi sendikası, kendi kurumları ile salgına karşı birlikte mücadele etmeyi tercih etmeyen,

Böyle tarihsel ve acı bir dönemde ayrışmayı, bölünmeyi, kutuplaşmayı siyasi bir manevra olarak gören siyasi bir akımın her gün yayınladığı istatistiklere kim güven duyabilir?

Derledikleri rakamları sürekli kimi Avrupa ülkeleri ve Amerika ile karşılaştırıp ölüm sayısı onlardan düşüktür diye bundan başarı elde etme peşinde olan bir zihniyete nasıl güven duyulabilir?

Ölenlerin sayısı üzerinden siyasi avantaj arayan bir anlayış nasıl olur?

Ne biçim salgın mücadelesi bu?

Salgın hastalıkla mücadeleyi bile kendi muhaliflerine karşı kullanmak, onları düşman bellemek, tutuklamak, sindirmek, cezalar yağdırmak, icraatlarını engellemek hangi mantığın ürünü?