Ve Türkiye’de bu hafta gündemde olan Bankalar Değişiklik Yasası,
KKTC’de Ocak ayı enflasyonu % 1.70, yıllık enflasyon ise % 12.96 olarak yayınlandı. Alım gücünün düşmesi dolayısıyla halkın genelinin ağırlıklı olarak yaptığı harcamalardan gıda grubunda %4.73’le en yüksek artışı görüyoruz. Gıda grubu içinde en çok artış ise kuzu eti, taze sebze ve meyveler ki hanehalkının en çok kullandığı yiyecek mallarıdır. Yani dar gelirlilerin, gelirini en çok sarf ettiği gıda, eğitim, sağlık ve konut giderleridir ki bu tür ana mallarda kalite ve fiyat kontrolü çok önemlidir. Tüketicinin de Hükümetler tarafından korunduğunu hissetmesi gerekir. Halkın genelinin kontrolsüz vahşi kapitalizm içinde ezilmemesini Hükümetler sağlayabilir.
Çeşitli mal ve hizmetlerdeki artışlar %3.61, ki bu artışı sağlayanın pasport, motorlu araçlar ve seyrüsefer ruhsatlarıdır ki bu zamlar enflasyona etki yapmakta ve belki de Bütçeye yıllık gelir artışından ziyade hayat pahalılığı ödemelerinde ve piyasaya enflasyon yansımasındaki etkiler dolayısıyla ekonomiye daha fazla maliyete neden olmaktadır. Dolayısıyla KDV, FİF ve devletin hizmet ücretlerinin artışı, dönüp enflasyona dolayısıyla bütçeye ve ekonomiye olumsuz etki yaptığı cihetle bu artışların iyi hesaplanması gerekir. Ortalama aylık enflasyonun üzerinde olan diğer artışlar, eğitim ücretleri, tüp gaz, ve haberleşme oldu.
Diğer taraftan bütçeyi olumsuz etkileyen Vergi Af’larının sürekli olarak gündemde olması ve sık sık vergi ve kamu alacaklarına aflar getirilerek devlete olan alacaklarının düşürülmesi ve yasal mükellefiyetlerini yerine getirmeyenlerin, vergilerini ödemeyenlerin sürekli ödüllendirilmesi, izah edilemez. Esasen vergi incelemeleri ve her yıl sonu stok sayımlarının yapılmaması sonucu gerçekçi bilançoların ortaya çıkmadığı ve kazançların belli bile olmadığı, ve vergi mükellefleri tarafından devlete sunulan kendi beyanlarına dayalı gelir üzerinden vergi hesaplaması olduğu bir ortamda, üstelik bir de afların ne kadar ayrıcalıklı ve adaletsiz olduğu ortadadır. Hükümetlerin ve Meclisin gerek Vergi gerek Kamu alacakları gerekse S.Sigorta prim yükümlülüklerini yerine getirmemiş olanlara yapılan sıkça aflar, devlet düzenini sarsmakta ve ödeyenlere karşı da caydırıcılık getirmekte olduğu cihetle bu tür yasalar ve kararlardan vazgeçilmesi, devlet ciddiyeti açısından en gerekli hususlardan biridir.
Türkiye’de Ocak enflasyonu; Türkiye’de de Ocak 2020 ayında enflasyon %1.35 ve yıllık enflasyon %12.35, 12 aylık ortalamaya göre ise %14.52 olarak yayınlandı. Yıllık artışın ana grupları olarak aylık gıdada %4.65 ile en yüksek artış oldu. Diğer en yüksek çeşitli mal ve hizmetlerde %4.88 ve sağlık’ta %3.96 olmuştur.
Türkiye’de 2019 yılı içinde enflasyon eğrisi Temmuz’a kadar yüksek seyretmiş, Temmuz’dan sonra düşüşe geçerek Ekim ayına kadar düşüş devam etmişti. Bu itibarla yapılan tahminlerde yıl sonu itibariyle yetkililerce ve bir çok tahminlerde tek rakama ineceği öngörüleri yapılmıştı. Mamafih Kasım ayından sonra tekrar yükselme eğilimine girerek Ocak ayı dahil enflasyon artışı devam etmiş ve %12.35 olmuştur. Bu yıl için Haziran ayından sonra düşüşe geçme öngörüleri yapılmaktadır. Geçen gün TCMB Başkanı enflasyon raporunu açıklarken yıl sonu enflasyonun % 8.2 olacağı tahmininde bulunmuştur.
Bu durumda faizlerin düşürülemeyeceği anlaşılmaktadır. Çünkü şimdiki durumda mevduatlara verilen faizlerin, enflasyon oranı ile paralel bir durumu var ve reel faiz sıfırlanma noktasına geldiği cihetle Türk Lirasından kaçış ve dövize talep artabilir. Bu durumda enflasyon düşene kadar faizlerin ya şimdiki gibi veya biraz yukarı kayması gelişecek hane halkı tercihlerine göre değişecektir.
Türkiye’de bu hafta gündemde olan Bankalar Yasasındaki değişiklikler,
Özet olarak tasarıya baktığımızda getirilen yeni hükümler içinde,
– Bankaların uygulayacakları ücret komisyonlar bundan sonra TC Merkez Bankası tarafından tespit edilecek.
Aslında kanaatimce bu çok isabetli oldu. KKTC’de de bu uygulamanın getirilmesi şarttır. Çünkü her banka kendine göre ve yüksek oran ve miktarlarda işlem ücreti ve komisyonlar uygulamaktadır.
Yeknesaklık ve makûliyet esaslarında KKTC Merkez Bankasınca da tespit edilmesi gereklidir. Küçük meblağlar için bile şaşırtıcı ve değişik bankalarda değişik ücretler uygulanıyor.
– Bahse konu Yasa Tasarısı ile Yatırım Bankalarına da mevduat yatırma elastikiyeti getiriliyor ve kısıtlama kaldırılıyor.
– Büyük ölçekli yatırımlara vatandaşlar da projelere finansman sağlamak amacıyla ortak olabilecek. Kamu alt yapı projelerine de kişiler ortak olabilecek. Kâr payından da hissesine göre yararlanacak. – Sermaye piyasası suçlarına karşı cezai müeyyideler ağırlaştırılıyor. Piyasa dolandırıcılığı yapanlara daha ağır cezalar getiriliyor.
– Bankalar mali bünyelerinde bozulma yaratacak hallerden herhangi birinin görülmesi ihtimalinden ortaya çıkması halinde alınacak önlemlerin önceden belirlenmesi için ‘Önlem Planı’ hazırlama yükümlülüğü getiriliyor.
– Banka-müşteri ilişkilerindeki bilgi ve belgeler ‘müşteri sırrı’ olacak.
–Faktoring Şirketlerinin kuruluş sermayeleri 20 milyon TL’den 50 milyon TL’ye çıkarılacak.
– Kalkınma ve yatırım bankalarının da Katılım Bankaları gibi ‘faizsiz’ esasa göre fon kullandırabilmesinin önü açılıyor.
-Borçlanma Aracı Sahipleri Kurulu’ oluşturuluyor. Bunun yatırımcıların değişen koşullara göre toplu şekilde hareket edebilmelerine imkân sağlayacağı öngörülüyor.
–Sermaye Piyasasının isteyeceği bilgi ve belgelerin verilmemesi halinde cezalar ağırlaştırıldı.
Koşullara ve bankacılık, sermaye piyasası ve yatırım konularındaki Hükümet politikalarına ve gerekliliklere göre düzenlemeler geliştirildi.
































