Amerika’ya gittiğimde, televizyonların, haber bültenlerine ayırdıkları süre kadar hava durumu bültenlerine de aynı süreyi ayırdıklarını görmüş ve hayrete düşmüştüm.
Bizde nerdeyse bir saate yakın haber bülteni yayınlayan televizyonlar haber bülteninin sonunda birkaç dakikalık hava durumu verirler.
O da statik bir harita üzerindeki rakamlardan ibarettir.
Amerika’da uydu meteoroloji raporları uydu görüntüleriyle desteklenir, bölge muhabirleriyle canlı bağlantı yapılır, stüdyodaki uzman de enine-boyuna değerlendirmelerde bulunur.
Böyle olunca da havanın durumu hayatınızın önemli bir parçasına dönüşür.
İndianapolis’teydik. Sadece belediye başkanı ya da şerifi değil hakimi, savcıyı, okul müdürünü ve kamuyla ilgili ne varsa hepsinin başkanını seçimle göreve getiren ilginç bir “yerinden yönetim” deneyimini görmek için belediye başkanıyla ayarlanan bir toplantıya gidecektik. Randevumuz ikindi saatlerindeydi.
Sabahtan ikindiye bütün televizyon kanalları “acil uyarı” koduyla ikindi vakti şehirde şiddetli rüzgarla karışık sağanak yağış uyarısı yapıyordu.
Televizyonlardaki uzmanlar “işiniz yoksa sokağa çıkmayın” diyorlardı.
Bizi de sıkı sıkıya tembihlediler “aman dikkati olun” diye.
Bir anda, büyük bir kasırganın üzerimize doğru gelmekte olduğu hissine kapıldık.
Biz belediye başkanı ile toplantıdayken sert rüzgar ile birlikte yağmur başladı, şimşekler çaktı. Abartmıyorum yarım saatten fazla sürmedi bu durum.
Sonra güzel bir gökkuşağı ile birlikte gün batımı başladı.
Dikkatimizi çekmişti belediye başkanı bir yandan bizimle konuşuyor, diğer yandan da odaya giren görevlilerden bilgi alıyordu.
Yağmurun dinmesiyle birlikte rahatlamıştı.
“Kentte ne gibi hasar var” diye sorduk.
Yüksek bir bina olan posta idaresinin camları kırılmış. Görevliler camları açık unutmuşlar, şiddetli rüzgardan kırılmış.
Başka?
Başka da bir şey yok.
Amerika’nın El-Kaide VE Bin Ladin travması yaşadığı dönemdi.
Espri yapayım dedim; “Ladin’den korktuğunuz kadar yağmurdan da korkuyorsunuz sayın Başkan, bizde bunlara kış yağmurları denir, güler geçeriz…”
Buz gibi bir hava esmişti odada.
***
Dün, sosyal medyadaki “abartılı” yağmur fotoğraf ve videolarını izlerken Amerikalılarla bu anım düştü aklıma.
Olağan bir kış döneminde “gök gürültülü sağanak yağışlı” günlerden geçiyoruz.
Ama kriz masası kurulmadı fakat vatandaş evlere hapsedildi.
“Aman Allahım” dedim kendi kendime.
Bu topraklar yüzlerce yıldır her 5 senede bir gelen yoğun yağmurlarla ıslanır.
Bazen şiddetli olur, doluya dönüşür, Trodos’a kar yağar, ender bir şekilde Beşparmaklara da.
O kadar.
Şimdilerdedir felakete dönüşmesi.
Onu da biz yarattık. Keyfimizin istediği yere evler, işyerleri inşa ettik.
Keyfimizin istediğince dereleri ve akarları ortadan kaldırdık.
Daha çok toprak elde etme, daha çok para kazanma hırsıyla doğanın tüm dengesini bozduk.
Sonra da dönüp ağlaşıyoruz.
Yağmur yağacak diye teyakkuza geçiyor, panik yaşıyoruz.
İçine düştüğümüz acizliğin farkında mısınız?
Bu memleketin içine ettik, mevsimlerin de…
































