Duygu ALAN
Uzmanlar, kadına yönelik şiddet uygulayan erkekleri, öz güveni olmayan, zayıf karakterli, kadını cinsel bir obje, cansız bir varlık olarak gören kişiler olarak tanımlıyor.
Uzmanlar, karakteristiksel, ekonomik, kültürel ve daha birçok nedeni altında barındıran kadına yönelik şiddetin devletin koruyucu destekleyici ve geliştirici rolünü yerine getirmesi ile önlenebileceği görüşünde.
KKTC’de halen daha tam teşekküllü bir kadın sığınma evi olmadığı gibi şiddeti önleme merkezleri ve çağrı merkezi de yok.
Susuyorlar çünkü…
Yapılan araştırmalara göre, KKTC’de şiddet mağduru kadınların büyük çoğunluğu ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlardan oluşuyor.
Ülkemizde şiddet mağduru çoğu kadın ise devletin tam teşekkülü bir kadın sığınma evi bulunmaması ve can güvenliği ile hukuki sürecin takip edilmesi konusunda yaşadıkları kaygı sebebi ile hakkını arayamıyor.
Uzmanlara göre, şiddet gören kadınların bazıları da “aile içi olayların dışa yansıması ayıp” olarak nitelendirildiği için şiddet döngüsüne sessiz kalıyor.
Başel: Şiddet öğrenilen bir davranıştır
Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, kadına yönelik şiddet uygulayan erkekleri, kadını duyguları olmayan bir varlık olarak algılayan, kadını korunması gereken eşya, cinsel obje, alınıp satılabilecek bir varlık olarak gören, karşı cins ile iletişim becerisi sıfır düzeyinde olan kişiler olarak tanımladı.
Şiddetin öğrenilen bir davranış olduğuna dikkat çeken Barış Başel, şiddetin en yaygın olarak aile ortamında öğrenilip içselleştiğinin görüldüğünü söyledi.
Şiddetin altında sosyal ve ekonomik nedenlerin de bulunduğunu ifade eden Başel, belli kişilik ve ruhsal bozukluklar, madde veya alkol kullanımının da şiddet etkenlerini arttırdığını belirtti.
“Devlet üzerine düşeni yapmalı”
Barış Başel, devletin koruyucu destekleyici ve geliştirici rolünü yerine getiremediği sürece ülkede kadına yönelik şiddet olaylarının devam edeceğini dile getirdi.
Uluslararası sözleşmelerin kabul edilmesine rağmen devletin yükümlülüklerini yerine getirmediğini ifade eden Barış Başel, “KKTC halen daha tam teşekküllü bir kadın sığınma evi ve şiddeti önleme merkezleri ile çağrı merkezi yok” dedi.
Gece kulüpleri başlı başına sorun
Gece kulüpleri konusuna da değinen Başel, “Gece kulüpleri her defasında seçim malzemesi olmasına rağmen bu yönde adım atılmıyor. Devlet insan ticaretine kar ortağı. Hep sözler, vaatler verilmesine rağmen yeni yapılandırma veya yasal düzenlemeden bahsedilemiyor. Gece kulüpleri mevcut şekilde devam ettiği sürece kadının insan hakları ve eşitliği konusundaki mücadele de olumsuz olarak etkilenecektir. Çünkü bir tarafta bunun mücadelesi verilirken diğer taraftan da devletin ortak olduğu bu kurumlar kadın bedenini cinsel bir obje gibi pazarlamaya devam ettikçe toplumdaki bu bakış açısını değiştirmek oldukça uzun bir zaman alacaktır” diye konuştu.
Barış Başel, “Devlet kadına yönelik şiddet ile ilgili koruyucu önleyici politikaları geliştirmediği sürece geçmişte olduğu gibi bundan sonra da gerçekleşmesi muhtemel kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin suç ortağı olmaya devam edecektir” dedi.
“Birçok kadın bir sürü nedenden susuyor”
Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, KKTC’de şiddet mağduru birçok kadının da gerek kendini rahat ifade edemeyeceği kaygısı, gerek can güvenliği endişesi, gerekse rezil olma korkusu şiddet döngüsüne sessiz kaldığını kaydetti.
Cinsel şiddet gören kadınların fiziksel şiddet mağduru kadınlara oran ile daha sessiz olduğunu kaydeden Başel, “Özellikle cinsel şiddet bir kadının çok da kolayca dile getirebileceği bir durum değildir. Kadına yönelik şiddet ve cinsel suçlarla ilgili bir kadın 10 tane erkeğin oturduğu bir odaya gidip rahatça konuşamaz, yaşadıklarını ifade edemez. Dolayısıyla polis müdürlüklerinde bununla ilgili ayrı bir birim olması lazım, bu birimlerde özel eğitimden geçmiş kadın polislerin bulunması lazım. Savcılık, mahalli baro ve sosyal hizmetlerle kurumlar arası ilişki sağlanmalıdır” diye konuştu.
“Sistemsizliğe rağmen şiddete sessiz kalmayın”
Barış Başel, kadınlara “şiddete sessiz kalma” çağrısında da bulundu. Başel, “Şiddet insan doğasında var olan bir potansiyeldir ve eğer ki bir kez size şiddet uygulanmasına izin verirseniz karşınızdaki kişi bu hakkı kendinde görecektir ve şiddetin dozu artacaktır. Bağırma ve sözel şiddet ile başlayan kavgalar dur denilmediği sürece fiziksel şiddete dönüşecek, tekme, tokat hatta silahla yaralama ya da hayatının sonlanmasına kadar gidecektir. Bu nedenle tüm kadınlara çağrımız; karşı tarafın sınırlarını bilip insanca davranış geliştirmesi için şiddetin hangi türü olursa olsun ilk karşılaştığımız anda dur demelisiniz. Yetkili kurumlara tüm sistemsizliğe rağmen başvurmalısınız ve haklarınız konusunda da bilinçlenmeli, diğer kadınlara da ışık tutmalısınız” dedi.
































