Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Çözüm yakın

DESTEK MESAJI VERECEK: Alman Dışişleri Bakanı Steinmeier, Salı günü geleceği Kıbrıs’ta liderlerle ayrı ayrı yapacağı görüşmede müzakere sürecine ellerinden gelen desteği vermeye hazır oldukları mesajı verecek. Steinmeier, çözüm sonrası uluslararası toplumun Kıbrıs’ın yanında duracağına da vurgu yaptı   
ALMANYA KATKIYA HAZIR: Alman Dışişleri Bakanı Steinmeier, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi durumunda, uluslararası toplum ve kuruluşların anlaşmanın uygulanmasına maddi katkı koymaya hazır olduğunu söyledi
“TEKRAR BİRLEŞME ARMAĞANDIR” : Steinmeier: Uzun yıllar süren bölünmüşlük Almanya ve Kıbrıs’ın ortak paydasıdır. Biz Almanlara, yakınlaşma, barışma ve tekrar birleşme armağanı sunuldu. Aynı armağanın Kıbrıs’taki dostlarımıza da sunulmasını umut ediyoruz
TÜRKİYE AB İÇİN ÇOK ÖNEMLİ: Alman Bakan, Türkiye’nin mülteci krizi ve dış politikada şu anda yaşanan gelişmeler sebebiyle AB için özel bir öneme sahip olduğunu belirtti. Steinmeier “AB ile Türkiye arasındaki Göç Diyaloğu mülteci krizinin üstesinden gelmek için ortaya koyduğumuz çabada etkili bir yapı taşıdır” dedi

Esra AYGIN
Almanya Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Almanya ve uluslararası toplumun Kıbrıs’ta varılacak bir anlaşmaya mali açıdan katkı koymaya hazır olduğunu belirtti.
17 Kasım Salı günü Kıbrıs’a bir ziyaret gerçekleştirerek hem Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıncı hem de Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis ile görüşecek olan Steinmeier, Kıbrıs Türk basınından sadece Havadis’e röportaj verdi.
Steinmeier, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının müzakereleri ciddiyetle ve birbirlerini anlamaya istekli bir şekilde yürüttüğünü, bunun da umut verici olduğunu söyledi. Anlaşma durumunda uluslararası toplumun Kıbrıs’ın yanında duracağının altını çizen Steinmeier “Biz Almanlara, yakınlaşma, barışma ve tekrar birleşme armağanı sunuldu. Aynı armağanın Kıbrıs’taki dostlarımıza da sunulmasını umut ediyoruz” dedi.
Alman Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin mülteci krizi ve dış politikada yaşanan gelişmeler sebebiyle AB için özel bir öneme sahip olduğunu belirtti, ancak bunun Türkiye’nin AB’ye katılım süreci ile bağlantılı olmadığının altını çizdi. Steinmeier, Almanya’nın itinalı bir inceleme sonrası, Türkiye ile ekonomi ve mali konular başlığını taşıyan 17. faslın açılması görüşünü desteklediğini söyledi.

Kıbrıs ziyaretinizin zamanlaması müzakere sürecinde yaşanan ilerleme ile alakalı mı? Süreç ile ilgili iyimser misiniz?

Steinmeier: Sene başında müzakerelerin tekrar başlaması iyi bir haberdi. Her iki tarafın ciddiyetle ve birbirlerini anlamaya istekli bir şekilde görüşmeye hazır oldukları kanaatindeyim. Bu da umut vericidir. Ziyaretim sırasında devam eden müzakereler hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek istiyorum. Taraflara, bu sürece elimizden geldiğince destek vermek istediğimizi açıkça belirteceğim.

Çözüm uzun vadede tüm Kıbrıs’a büyük ekonomik avantajlar sağlayacak. Ancak yeniden birleşmenin maliyetinin 20-25 milyar Euro civarında olması bekleniyor. Uluslararası toplum ve kuruluşlar bu maliyeti karşılamaya yardımcı olmak konusunda istekli mi?

Steinmeier: Yeniden birleşme durumunda uluslararası toplum kuşkusuz Kıbrıs’ın yanında duracaktır. Avrupa Komisyonu Başkan yardımcısı ve Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikasından sorumlu Yüksek Temsilci Federica Mogherini ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, birkaç hafta önce Kıbrıs’taydılar ve AB’nin müzakere süreciyle ilgili angajmanının tekrar altını çizdiler. Almanya da anlaşmaların uygulanmasına eşlik etmeye ve destek vermeye hazırdır. Ancak uzlaşmaya varmak için gerekli adımları taraflar kendi başlarına atmalıdırlar.

Hem siyasi hem ekonomik olarak AB’nin öncü ülkesi olan Almanya Kıbrıs çözüm sürecinde ne gibi bir rol üstlenebilir? Kıbrıs’ın yeniden birleşmesinden Almanya’nın çıkarı nedir?

Steinmeier: Biz Almanlar uzun zamandan beridir Kıbrıs müzakerelerini büyük bir ilgiyle takip ediyoruz. Uzun yıllar süren bölünmüşlük Almanya ve Kıbrıs’ın ortak paydasıdır. Biz Almanlara, yakınlaşma, barışma ve tekrar birleşme armağanı sunuldu. Aynı armağanın Kıbrıs’taki dostlarımıza da sunulmasını umut ediyoruz. Ayrıca, Kıbrıs sorununun çözümü Kıbrıs sınırlarını aşarak, bütün bölge için bir sinyal etkisi de yaratabilir. Bu nedenle, Almanya ve AB, süreci büyük bir ilgiyle izliyor.
Müzakerelerin BM himayesi altında olması iyidir. Bir hususu daha önemsiyorum, ki o da şudur: İki tarafın müzakere ettiği ve her iki tarafça kabul gören bir çözüm kalıcı olabilir. Son dönemdeki gelişmeler, tarafların böyle bir çözüm için çabaladıklarını gösteriyor.

Çözüm ve yeniden birleşme sürecinde tarafları birtakım zorluklar bekliyor. Uzun vadede elde edilecek faydalar göz önünde bulundurulduğunda bu zorluklara değecek mi? Almanya’nın yeniden birleşmesi sürecindeki tecrübenizden yola çıkarak Kıbrıs’taki insanlara tavsiyeniz ne olur?

Steinmeier: Her ülkenin deneyimleri kendine hastır ve başka ülkelerle benzetme yapmak zordur. Fakat biz kendi tecrübelerimizi anlatabiliriz: Almanya bölünmüşlüğü boyunca, duvarın ve hür olmamanın ne demek olduğunu acı bir şekilde öğrenmek zorunda kaldı. Bu nedenledir ki, birleşik ve barışık bir ülkenin değerinin ne olduğunu biliyoruz. Uzun süren bir uzlaşma ve birleşme sürecinde, tüm zorluklara ve geri tepmelere rağmen, “eğer”ler ve “ama”lar olmaksızın, birleşik ve barışık bir ülkenin değeri hep göz önünde bulundurulmalıdır. Biz Almanlar, bölünmüşlük boyunca Avrupa içindeki sınırları artırmak yerine azaltmaya ihtiyaç olduğu konusunda derin bir bilinç geliştirdik. Birleşik Almanya’nın “Avrupa Barış Projesi”ne bu denli bağlı olmasının sebebi de budur.

Almanya bir süre önce Türkiye’ye, mülteci krizinde işbirliği karşılığında daha hızlı bir AB katılım süreci için destek teklif etti. Ekonomi ve mali konular başlığının bu yıl içerisinde açılması, insan hakları ve adalet ile ilgili başlıkların açılması için de hazırlık yapılması gündemde. Türkiye’nin AB sürecini ilerletmek için Kıbrıs’tan nasıl onay almayı düşünüyorsunuz. Süreç şu anda hangi noktada?

Steinmeier: AB’nin ortağı olarak Türkiye, bilhassa mülteci krizi ve dış politikada şu anda yaşanan gelişmeler sebebiyle özel bir öneme sahiptir. AB ve Türkiye arasındaki Göç Diyaloğu’nu destekliyoruz; bu diyalog önemli bir yapı taşıdır ve hatta mülteci krizinin üstesinden gelmek için ortaya koyduğumuz çabada etkili bir yapı taşıdır. Bu, AB-genişleme konusu ve bilhassa şu an açılması gündemde olan ekonomi ve mali konular başlığını taşıyan 17. fasılla bağlantılı değildir. Almanya, itinalı bir inceleme sonrası bu faslın açılması için gerekli ön şartların yerine getirilmiş olduğundan ve her iki tarafın da bu görüşmelerden fayda sağlayacağı görüşünde olduğundan, bu faslın açılmasını desteklemektedir.