Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Talat intikam aldı

 

TASFİYE ETTİ: Denktaş, DP’nin bir önceki cumhurbaşkanlığı seçimde Talat’ı desteklemediğini, bu nedenle de beş yıl sonra kendilerinden intikam alındığını söyledi. Denktaş’a göre, Talat son intikamını CTP içerisinde, kendisini aday yaptırmayanlardan aldı

HÜKÜMET NE YAPACAĞINI BİLMİYOR: Denktaş, hükümetin çalışmalarını da değerlendirerek , “CTP ile UBP bir çıkar birlikteliği oluşturdular ama çalışma şevkleri yok. Bugün oldu, halen elle tutulan bir adım yok, ne yapacaklarını bilmiyorlar” dedi

ERCAN’IN SUÇLUSU CTP:  Geçmiş hükümet döneminde bir çok konuda yapılmayanların sorumluluğun kendisine yüklendiğinden şikayet eden Denktaş “Ercan Havaalanı ihalesinin iptalinde CTP ayak sürüdü. Yetki onların elindeydi” dedi, eleştirileri reddetti

Baykan Gürses Özdağ
Demokrat Parti Ulusal Güçler Genel Başkanı Serdar Denktaş, CTP-UBP hükümetinin işleyişinden, kendisine yöneltilen suçlamalara ve Kıbrıs sorunundaki müzakere sürecine ilişkin soruları yanıtladı. Denktaş, DP’nin hükümette yer almamasının nedeninin 2010 yılında Mehmet Ali Talat’ın Cumhurbaşkanlığında desteklenmemesinin intikamını almak olduğunu kaydetti. Denktaş “hükümette ortaklık yapmayarak bizden intikam aldı” ifadelerini kullandı. CTP-UBP koalisyonunun gücü elinde tutan bir hükümet yapısı olmasına rağmen fikir ve hedef birlikteliği konusunda son derece zayıf olduğu değerlendirmesini yapan Denktaş “bir çıkar birlikteliği oluşturdular ama çalışma şevkleri yoktur” diye eleştirdi. Kıbrıs müzakere sürecini yürüten görüşmeci heyetinin kurumsal hafızası olmadığını da öne süren Denktaş, “geçmişte ne konuşulduğu açısından kurumsal hafıza biraz daha fazla Özdil Nami’de var. Ama Burgenstock zirvesini bilen yok örneğin. O nedenle çıkılıp aniden “garantiler tabu değildir, tartışılır” denildi” diyerek Cumhurbaşkanını eleştirdi.
Soru: CTP-UBP hükümetinin şu anki gidişatını nasıl buluyorsunuz?
Denktaş: Reform yapmama hükümeti dersek daha doğru olur. Yapılacak bütün reformların omurgası konumundaki kamu reformu yasasını bitmiş şekilde kendilerine teslim ettik. Eski hükümet 2 hafta daha devam etseydi ya da Meclis tatile sokulmasaydı en geç 2 hafta içinde Meclis’ten geçecekti. İlk takvimlemede bunu 6 ay ötelediler. Bu 6 ayın 3 ayı geçti. Henüz görüşmeye bile başlamadılar. Yeni komite başkanı bunun kurultay nedeniyle olduğunu söyledi. Olacak şey değildir. Bir kurultay ülkenin önemle beklediği bir yasanın önüne geçmemelidir
Soru: UBP kurultayının hükümet işlerinin yürütülmesinde olumsuz bir etki yaratmasını nasıl yorumluyorsunuz?
Denktaş: Bu normal değildir. Son 2 UBP kurultayı maalesef ülkenin en önemli meselesi haline geldi. UBP’nin kendi iç yarışıdır ve hükümetin işlevini de engellememeli. Ama öyle olmuyor. Geniş tabanlı bir ama sorunlu bir hükümetten söz ediyoruz. En basit göstergesi 11 kişilik toplam muhalefet TDP ile birlikte oy veriyor ama Meclis Başkanı örneğin 34 oyla seçiliyor. Çıkın bunun içinden 11 oyu kalır 23 oy. 39 kişilik çok geniş tabanlı bir hükümetten söz ediyoruz. Sürekli bir nisap sorunu yaşanıyor biz engellemediğimiz halde. Onların bize yaptığını biz bu dönemde yapmıyoruz. İki parti her ne kadar tavanda bir çıkar birlikteliği oluşturmuşsa da tabana bu yansımış değil. Çalışma şevkleri yok. İşin doğrusu ne yapacaklarını bilmiyorlar.
Soru: Geçmiş dönemde sizin CTP-DP olarak başlattığınız ancak yarım kalan çalışmalar neler oldu?
Denktaş: Bir önceki hükümet İrsen Küçük’ten sonra 2013’ün ilk yarısını ve 2014’ü tamamen tamiratla geçirdi. 2014 bütçesi görüşülürken 2014’ün zor olacağını ve 2015’de nefes almaya başlayacağımızı, 2016’da da rahatlama dönemine gireceğimizi söylemiştim. Geçen gün orta vadeli programı inceledim, 2014’ün ortasından trend yukarıya doğru gitti. 2012-2013’de bozulan rakamlar 2014-2015 döneminde düzelme noktasına gelmişti. O hükümet devam etmiş olsaydı 2016 çok daha verimli olacaktı. O hükümet iyiye gidişi sağlamıştı. Görevde kalsaydı 2016-2018 yeni protokol döneminin hazırlığını yapacaktı.
Soru: Bir hazırlık ve çalışma bıraktınız mı bugünkü hükümete?
Denktaş: Evet. Bunu Türkiye’den gelecek muhataplarımızla tartışma süreci yaşayacaktık. Görüşlerimiz de sorulmuyor. Mevcut hükümetin hazırladığı programı gördüm ve eleştirilerimi de yaptım. Bu hükümette böyle bir kabiliyet görmüyorum
Soru: 2016-2018 programının içeriği sizin geçmiş hükümet döneminde hazırladığınızla benzerlik gösteriyor mu?
Denktaş: Hayır. Sil baştan değil. Geçmiş 2008’den beri uygulanan programın devamıdır öngördükleri. Yeni bir şey yok. 2008’den uygulanmakta olan program istikrarlı büyümeyi hedeflediğini iddia etmekteydi. Hâlbuki 2008’den beri reel ekonomide istikrarlı bir erime var. Bütçe rakamlarının düzelmiş olması başarılı bir program süreci geçirildiğini ifade etmiyor. Bütçe rakamlarını düzeltmek için siz vatandaşın cebine elinizi atıyorsunuz. Çektiğini her rakamla da vatandaşın alım gücünü düşürüyorsunuz. Bu programın tam anlamıyla değişmesi gerektiğine inanıyorduk. Vergi reformu ile çok daha fazla gelir elde edileceği, kayıt dışılığın azaltılabileceği sosyal politikalarla destekleneceği ciddi bir reel kalkınmanın sağlanabileceği noktasındayız. Türkiye ile serbest ticaretin başlaması da ana savunduğumuz noktalardan birisidir. Mevcut hazırlanan programda bunun yanından bile geçilmiyor. Öyle bir hedef yok. Türkiye ile imzalamış olduğumuz protokoller vardı. Bunların içinde en önemlisi Kıbrıs Türk Standartlar Enstitüsü’nün kurulması vardı. Türk Standartları Enstitüsü’yle çalışmaları da başlatmıştık. Tamamen göz ardı edildi.  Hâlbuki Kıbrıs Türk Standartlar Enstitüsü’nü kurmamız ve mallarla hizmetleri belgelendirmeye başlamamız dünyaya açılmamızın da önünü açacaktı. Türkiye’de “siz standart dışısınız, sizi alamam” diyemeyecekti. Bunu kaybettik. Hükümetin çok daha uzun süre devam edeceğinden benim ümidim yok. 2 yıl daha gitmez. Bu şekilde gitmesi de memlekete bir hayır getirmez. Hükümet öylesi şişirme bir umut yarattı. Anayasayı değiştirme gücüne sahip. Gücü elinde tutan bir hükümet yapısı olmasına rağmen fikir ve hedef birlikteliği konusunda son derece zayıf. UBP kanadı gösterdi ki tek dertleri birilerinin makamlarda oturmasıdır. CTP bu durumdan mesut, çünkü tek başına iktidar gibi hareket ediyor. 3 ayda 3 bakanın birden değişmesi son derece olumsuz bir yaklaşım. 25 yıllık siyasi hayatımda birçok bakanla çalıştım Aziz Gürpınar işini bilerek yapan ender bakanlardan birisiydi. Bir önceki hükümet döneminden başlayan çok yerinde bir atamaydı. Onu değiştirmek yapılabilecek en büyük hataydı. Siyasi tarihimizin en başarılı bakanlarından birisiydi. Siz onu yeni heyecan yaratacağınız gerekçesiyle değiştiriyorsunuz. Daha başarısız bakanlar var mıydı, evet vardı. Değişiklik yapacak saydınız onlardan yapsaydınız.
Soru: Bu değişimin nedeni size göre ne olabilir?
Denktaş: Maliye bakanının görevi bırakma istemi belli ki bakanların isteklerini karşılayamayacak bir bütçeye sahip olmasıydı. Anladığım buna dayanamadı. O ayrılmak istedi 2 bakan daha değiştireyim derken başarılı olan bir bakanı da alarak heyecan getiremezsiniz. UBP kanadında durum farklı. Ulaştırma Bakanlığında hiç geçmiş deneyimi olmayan bir bakan var bu görevde. Konusunda uzman kendi icatları olan, bilişimde dahi diyebileceğim bir müsteşar var orada ve bunu biz atamadık. Zamanında UBP atamıştı. Bizden sonra hükümet hiçbir bilişim ve ulaşımla alakası olmayan bir arkadaşımızı Ulaştırma Bakanlığı görevine getirdi. Bu konuda uzman ve son yıllarda yapılan bütün çalışmaların hafızasında da elinde tutan müsteşarı görevden aldı. Yerine atadığı kişinin ulaşımla bilişimle bilgisi yok. Orası demek ki bloke olmuş durumda. Turizmde benzeri bir yaklaşım ortaya koyuyorlar. Müsteşarı istemeyebilirsiniz ki onu da kendileri atadı. Ben geldiğimde birlikte çalıştım, görevden almadım, yıllardır turizmle ilgileniyordu. Biz görevden almadık diye bu insanlar görevden alındı. Böyle bir yaklaşımla reform yapamazsınız.
Soru: Siyasi bir intikam olarak mı görüyorsunuz bu durumu?
Denktaş: Evet, öyle… Kamu reformunu ertelemelerinin nedeni de budur. Değiştirelim biz adamlarımızı da ona göre devam edelim. Bu arkadaşlar kamu reformuna göre münhal açıldığında müracaat edecek kapasitede olan arkadaşlardır.
Soru: Hükümetin programı takvime bağlı… İçeriğini nasıl buluyorsunuz. Takvim işleyebilecek mi?
Denktaş: Takvimlendirme olması yeterli değildir. Programı okuduğumuzda bir önceki hükümetin programından farklı bir şey ortada yok. Takvimlendirme dışında. Biz hükümete ret oyu verdik. Burada oyladığınız program değildir çünkü. O programı uygulayacak olan ekibe güven duyup duymama meselesidir oylaması yapılan. Biz de buna güvenmedik.
Soru:  Geçmiş hükümetin programı ile bugünkü hükümetin programının aynı olduğunu söylediniz. Niye sizinle devam edilmedi hükümete?
Denktaş: Dönemin Elçiliği ve Yardım Heyetinden böyle bir talep gitti kendilerine. Çünkü bana yönelik rahatsızlıkları vardı. Aynı rahatsızlık da benden onlara vardı. Bununla Mehmet Ali Talat’ın intikam duyguları pekişti. 2010 Cumhurbaşkanlığı seçiminin intikamını benden almayı, Cumhurbaşkanına aday gösterilmemenin intikamını da CTP içerisindeki bir ekipten almayı kafasına koydu, ikisini pekiştirdi ve bu yönde bir karar aldı. Bu kararı da son gün almadı. Geçen yıl Mayıs ayından itibaren görüşmekteydiler ve aslında anlaşmış durumdaydılar. Bize göstermelik bir geliş yaptılar. Göstermelik geldiklerini anladığım için de bize getirdiği belgeye yazılı cevap verdim. Ama yazılı bu cevap hiçbir şekilde değerlendirilmedi. Bize gelirken bizimle kurmak niyetinde olmadıklarını hissetmiştim. Parti Meclisi’nde bizim durumumuz okunmuş olsaydı ve izah edilmiş olsaydı o Parti Meclisi başka bir karar üretmezdi. Ama Talat aklına UBP ile kurmayı aklına koyduğu için değerlendirme yapmaksızın o kararı ürettirdi. Bir CTP-UBP hükümetinin kurulması gerekliliği üzerinde yıllardan beridir dururum. Demokrasimizin en önemli eksikliklerinden biriydi bu. Bu iki parti iki ayrı kamp oluşturmak ve birbirlerine saldırmak suretiyle büyüdüler. Siyasi rantı bu kamplaşmadan elde ettiler. O nedenle bu ikisi hükümet kurmalıdır derdim. Şimdi görülüyor ki bu zıt düşmanlar aslında yapışık ikiz gibidirler. Biri olmadan öbürü yaşam şansını yitirir. Çok da uyumlular partizanlık konusunda. Ama memlekete yarar sağlayacak bir konu üzerinde etkileri yok.


Soru: Talat UBP ile DP’den bir fark oluşunu henüz tatmadıklarını söyledi. DP ile işlerin sürüncemede gittiğini de söyledi… Geçmiş hükümetlerde işleri sürüncemede mi bıraktınız?
Denktaş: Sürüncemede kalan hiç bir şey yoktu. Katı yakıttan enerji elde etme teklifleri kaldı. Buna karşı çıktık. Bizim yaptığımız araştırmalarda yeterli kaynak olmadığı sonucu çıktı. Dışarıdan çöp getirmemiz gerekecekti. Buna karşı çıktık. Yeterince çöpüm yoksa ve çöp ithal edecek bir ülke hakline geleceksem ne turizmden ne de eğitimden bahsedebiliriz. Onun için kabul etmedik. AB projesini kaybedeceğiz dedim CTP’den aldığım cevap “vallahi yapmayacaklarsa yapmasınlar” oldu. Bu sürüncemede kaldı. Muhalefette de olsak yine karşı çıkardık. Ne kaldı başka. Taş ocaklarıyla ilgili yasayı hazırladık ısrarla geçirttirmediler. Çöp depolama istasyonları, sürüncemede kalmış konulardan birisi de budur. Çünkü Girne’nin gelişim bölgesinde çöp istasyonu kurmak istediler. Kabul etmedik. Bu ayak sürüme değildir. Bu ülkenin çıkarları açısından olmaması gereken bir şeye dur demektir. Kamu reformu, iddialarında benim 2 atadığım başkanın sürüncemeye götürdüğü, görüşmediği söylendi. Benim de çok önemle üzerinde durduğum yasalardan biriydi. 5 ayımı harcadım, bütün sendikalarla görüştüm. Bakanlıktan ayrıldım komitenin başına geçtim, son noktasına getirdim oylaması kaldı sadece, ayak sürüyen UBP ve CTP oldu.
Soru: Peki niye sizinle ilgili böyle bir algı yaratılmak isteniyor?
Denktaş: Şunu yapmak istedik ve DP engelledi diyecekler. Benim şahsımda DP’yi itibarsızlaştırma planlarıdır bu. CTP de özellikle Talat vasıtasıyla tam bir değnekçi durumuna geldi. Böyle bir saptama yapmışsa “DP ile sürüncemedeydi” diyorsa bunu açıklamak zorundadır. Fonların kaldırılmasını başından beri kabul etmeyeceğimi söyledim. Turizm fonu, eski eserler fonunun asla kaldırılmaması gerektiğini görüşünü koydum, direttim ve kaldırtmadım. Bu mu sürüncemede bırakmak. Fonu kullanmak ister diye eleştiri aldım. Bunu söyleyenler de bile bile bu eleştiriyi yaptı. O fonu kullanmak için ilgili bakan ve maliye bakanının onayı gerekir. Tek bir onayla olmuyor, maliyenin kontrolündedir. Ben çok yıprandım. Örneğin Ercan Havaalanını iptal konusunda ayak sürüyen ve bu kararı hayata geçirmeyen bunu engelleyen CTP kanadıdır. Ama suçlusu halkın gözünde ben kaldım. Yetkinin Başbakanlarda olduğunu yıllardan beridir söylüyorum. Başbakan ve Maliyedir yetkili güç. Böyle bir güç bizim elimizde olmadı. Ama bunu aleyhime yıllardır kullandılar. Engelleyen tam anlamıyla CTP kanadıdır. Yetki benim elimde olsaydı bu ihale çoktan iptal olmuştu. Bugün CTP bunun devamından mutludur.
Soru: Turizm Bakanı görevi devraldığında sizin döneminizle ilgili bir soruşturma talep etti. Niye sadece sizinle ilgili bir araştırma gereksinimi duyuldu?
Denktaş: Bana bir bulgu iletilmedi. Yine o itibarsızlaştırma çalışmalarındandır. Her yere ortaktır, onu yapar bunu yapar deniliyor. Havadan suçlama yapmayın, somut bir şey koyun ortaya diyorum, kimse koymuyor. Sayıştay denetimi var denilince sevindim. Bir şey çıkmadı. Bu konuda neden benim üstümde oynanıyor diye hep kafa yoruyorum, ne zararım var bu ülkeye ki diye düşünürken tek bir sonuç ortaya çıkıyor, soyadımdan kaynaklanan eğer Kıbrıs sorununun gidişatı ile ilgili olumsuz bir yaklaşım sergilersem Kıbrıs’tan ziyade Türkiye’de bunun bir yansıması olacak. Bunun önlenmesi için uğraş var.
Soru: Olası bir plana referandumda şimdiden ret kampanyası için mi uğraşıyorsunuz?
Denktaş: Büyük bir ihtimalle reddetmek durumunda kalacağım unsurlar olacak. İlk defa Cumhurbaşkanlığı sözcüsü garantiler konusu tartışılabilir, tabu değildir dedi.Ardından Yunanistan, İngiltere açıklama yaptı ve çekilmeye hazırız dedi. Türkiye Dışişleri de açıklama yaptı “her şey konuşulsun, bitsin anlaşılsın, o safhada buna biz karar veririz” dedi. Garantiler konusunda Kıbrıslı Türklerin söz hakkı yoktur. Yunanistan, İngiltere ve Türkiye’dedir söz hakkı. Bunun son derece yanlış bir yaklaşım olduğunu söyledim. Kıbrıslı Türkler her konuda anlaşmışsa ve sadece garantiler kalır geriye, Türkiye’nin hayır deme şansı kalmaz. Çünkü diğer 2’si çekilmeye hazırım dedi. Bütün konularda da anlaşıldığını varsayalım, öylesi bir ortamda Türkiye nasıl “ben çekilmem” diyebilir. Dediği anda çözümü engelleyen taraf olacak. Kıbrıslı Türklerin bütün yapılan araştırmalarda ortaya çıkıyor ki % 85’i ve üzeri garantörlüğün devamını istiyor, çünkü Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletlere güvenmiyor. İlk kez bu noktaya getirildi. Talat’ın Cumhurbaşkanlığında bile bu noktaya gelinmedi. Belli çizgiler var ki onların olmadığı bir plana ben ve partim evet diyemeyiz. Garanti ve İttifak anlaşması da bunlardan biridir. O nedenle bu saldırı oluyor diye düşünüyorum. Kıbrıs’ta ne kadar doğru olanı söylersem söyleyim bir kısım insan bazı hallerde söylediğimi duymak bile istemiyor. Ama öylesi ciddi bir durumda Denktaş soyadıyla söylenecek bir söz Türkiye’de çok daha büyük etki yaratır. Bu benden kaynaklanmaz, soyadının getirdiğidir. Bu engellenmeye çalışılıyor.
Soru: Kıbrıs sorunun gidişatı ile ilgili değerlendirmeniz nedir?
Denktaş: Haftada bir parti temsilcilerimiz gidip görüşüyor ama yeterli değil. Şu andaki görüşmeci heyetinin en kötü tarafı o kurumsal hafıza, yani geçmişte ne oldu, ne konuşuldu açısından o kurumsal hafıza şu anda yoktur. Geçmişi diğerlerinden biraz daha fazla bilen Özdil Nami’dir. Ama Burgenstock zirvesini bilen yok örneğin. Bu heyette kurumsal hafıza açısından yoktur. O nedenle çıkılıp aniden “garantiler tabu değildir, tartışılır” denilebiliyor. Hiç söylenmeyecek bir söz. Bunu demokrasiyle alakası yoktur. Halkın en hassas olduğu konulardan biridir. Öyle bir sözle siz Türkiye’yi zor duruma koydunuz.


Soru: Türkiye’yi işaret ediyorsunuz. Bizzat nedir bu rahatsızlığın nedeni diye AKP yetkilileri ile konuşmadınız mı?
Denktaş: Partinin değilse bile üst kademede veya bir grupta böyle bir şey var. Bu çok açık da ifade edilen yerler de var, başkalarına söylenen de var. Bana hiç direkt olarak söylenmedi. Nedeni benim için hala bir soru işaretidir. Bir rahatsızlık varsa bana söylenmesi lazım. Yok, bana söylenmedi.
Soru: UBP’li yetkililer sizinle bir ortaklık kurmak için görüştü mü?
Denktaş: Ne kurultay öncesi ve sonrasında, ne de geçen hükümetin bozulma sürecinde hiç böyle bir temas olmadı. Bundan sonra oluşabilecek hükümet modelleri içerisinde DP yer alır mı, elbette koşullar uygunsa alır.