Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Kesintisiz su

 

SU BARAJA AKIYOR: Güzelyalı ve Geçitköy’de otomasyon çalışmaları bitti. Geçitköy Barajı’na 1 Ekim’den beri kesintisiz su veriliyor. Çamlıbel mevkiinde kurulan arıtma tesisinin performans testleri son hız devam ediyor. 480 km dağıtım hattının 380 kilometresi tamamlandı. Kalan 100 kilometrede çalışmalar sürüyor

TOPLAM MALİYET 1 MİLYAR 588 MİLYON TL: Projenin toplam maliyeti 1 milyar 588 milyon TL. Bugüne kadar yaklaşık 1000 (bin) kişi bu projede görev aldı.  Açılış itibari ile Lefkoşa hattına su hemen verilecek 2016 yılının ilk yarısında su tüm hatlara ulaşmış olacak

“ÖZEL İŞLETSİN KAMU YÖNETSİN”: Türkiye Cumhuriyeti Devlet Su İşleri KKTC Proje Müdürü Birol Çınar: Biz suyu kamu işletemez demedik. Suyun daha ekonomik, daha faydalı olması için işletmesini özel sektör yapsın, yönetim KKTC devletinde olsun önerisinde bulunduk. Bu sadece öneri, kararı elbette siyasiler verecek

SADECE İYİ NİYET: Çınar: Bu suyu başka bir yere satmak diye ne bir niyet ne de bir proje yok. Bunun belgesini de gösteriyorum.  Proje ortada, suyun geleceği yer belli, gideceği noktalar belli. Türkiye’nin bu işten hiçbir çıkarı yoktur. Bu güne kadar yapılan hangi niyette yapıldıysa, su da o iyi niyetle getirildi

Duygu ALAN
“Asrın Projesi” olarak nitelenen KKTC Su Temin Projesi kapsamında çalışmalar son aşamada.
Proje kapsamında deniz altındaki boruların boşaltılması işleminin tamamlanmasının ardından Güzelyalı ve Geçitköy’de otomasyon çalışmaları da bitti.
Geçitköy Barajı’na 1 Ekim’den beri kesintisiz su veriliyor. Çamlıbel mevkiinde kurulan arıtma tesisinin performans testleri ise son hız devam ediyor.
Öte yandan 480 km dağıtım hattının 380 kilometresi tamamlandı. Geri kalan 100 kilometrede çalışmalar devam ediyor. Lefkoşa hattının tamamı, Girne hattının 110, Mağusa hattının 105 kilometresi bitti. 95 kilometrelik  Dipkarpaz hattında da 60 km tamamlandı.
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Su İşleri (DSİ) KKTC Proje Müdürü Birol Çınar’ın verdiği bilgiye göre, su ilk olarak Lefkoşa’ya verilecek. 2016 yılının ilk yarısında ise su tüm hatlara ulaşmış olacak.

Duygu ALAN: Proje, DSİ açısından şu anda hangi aşamada? Ne kadar harcama yapıldı, ne kadar mesafe alındı, şu anda projede kaç kişi çalışıyor?
Birol ÇINAR: Proje iki aşamalı. Birinci aşama, suyu Türkiye’de depolayıp KKTC’ye getirmek. Bu iş bitti. Şuanda su baraja akıyor. İkinci aşama ise gelen suyu arıtarak dağıtmak. Bu amaca hizmet etmek için Çamlıbel’de, barajın üst kısmında bir İçme Suyu Arıtma Tesisi kurduk. 480 km dağıtım hattının da 380 kilometresini tamamlandık. Geri kalan 100 kilometrede çalışmalar devam ediyor. Girne hattının 110, Mağusa hattının 105 kilometresi bitti. 95 kilometrelik  Dipkarpaz hattında da 60 km tamamlandı. Türkiye’deki Alaköprü Barajı, Türkiye’deki kara yapıları, deniz geçişi, KKTC’deki kara yapısı, arıtma tesisi, 480 kilometrelik dağıtım hattı, hepsinin toplam maliyeti 1 milyar 588 milyon TL. Projede çalışan kişi sayısı ise süren çalışmalara göre dönem dönem değişiyor ancak idari bölüm de dahil olmak üzere toplamda yaklaşık 1000 (bin) kişi bu projede görev aldı. 

Duygu ALAN: Baraja akan su, ne zaman KKTC’nin farklı bölgelerine ulaşmaya başlayacak?
Birol ÇINAR: Lefkoşa’ya hemen. Açılış itibari ile Lefkoşa hattına hemen su verilecek. Diğer hatlar tamamlandığında peyderpey onlara da su verilecek. Yani Girne hattının eksik kısmı tamamlandığında Girne hattına su verilecek, Mağusa hattının eksik kısmı tamamlandığında Mağusa hattına su verilecek, Dipkarpaz hattı tamamlandığında Dipkarpaz hattına su verilecek. Bu konuda şöyle net bir şey söyleyebilirim; 2016 yılının ilk yarısında tüm hatlar tamamlanmış olacak. Dolayısıyla tüm hatlara su verilecek.

Duygu ALAN: Teknik olarak, KKTC makamları suyu nasıl yöneteceklerine karar vermede gecikirse, sizin uygulamanız ne olacak…
Birol ÇINAR: Benim görevim, projenin teknik işlerini yapmak. Ben işin bana düşen kısmını bitirdim. Suyun buraya gelmesini sağladıktan sonraki konu biraz siyasi bir konu. Bu sorunun cevabını ilgili makamlardan almak lazım. Benim yorum yapmam doğru olmaz. Daha önce de bu konuda çok fazla yorum yapmadım. Çünkü çok çarptırılabiliyor. İki ülke arasında anlaşmalar, protokoller var. Bunların gereğine uygun işletilmesi bizim tercihimizdir.

Duygu ALAN: “Su evlere çok pahalıya ulaşacak” gibi bir kalıp söylem gelişti. Daha önce siz, “En pahalı satan belediyenin fiyatından daha pahalı olmayacak” demiştiniz. Aynı noktada mısınız?
Birol ÇINAR:Türkiye’den KKTC’ye gelen su, mevcut sudan daha pahalı olursa bunu insanlar tercih etmez. Düzgün, doğru ve ehli kişilerce işletilirse bu suyun çok ekonomik bir su olduğunu söyleyebilirim. Ama siz gelen suyu boşa akıtırsanız veya bir arıza, bir problem olduğunda hemen müdahale etmezseniz ve ‘aksın gitsin, sabah olsun da onarırım’ derseniz, bu su o zaman pahalı bir su olur. Ancak bir problem çıktığında hemen müdahale ederseniz, kayıp kaçağı minimize ederseniz, ve doğru işletirseniz su neden ekonomik olmasın?

Duygu ALAN: Suyun satış maliyeti ile ilgili bir çalışma yapıldı mı?
Birol ÇINAR: Bizim amacımız suyu satmak değil. Biz projenin teknik kısmını yaptık, koyduk. Şimdi iki ülkenin yetkilileri oturup, satış maliyetini belirleyecek. Aslında bu maliyet biraz da suyu kimin işleteceğine yani işletmeye bağlıdır.
Dolayısıyla bu sorunun cevabı da bende değil. Ancak her zaman şunu söyleyebilirim; mevcutta suya 3 lira veriyorken sen bu suyu getirip 10 liraya satarsan kimse su geldi diye sevinmez. Bu yöntem hiçbir zaman akıl karı olmaz. Bizim her zaman dediğimiz bir şey var, kayıp kaçak minimize edilsin, su doğru işletilsin. Bu su Kıbrıs’ın ortalamasının altında satılsın. Biliyorum, aslında şuanda halkın daha çok merak ettiği ve projeye dair daha fazla ilgilendiği konu bu tip konular.
Ben de diyorum ki, Ali amca bize ‘Bu suyu kullandığımda benim cebimden çıkacak para kaç lira’ diye sorduğunda benim cevabım da şudur; Bey amca, bizim amacımız cebinden çıkan paradan daha az para vererek daha kaliteli su kullanabilmendir. Zaten çok yakın zamanda bu soruların cevabını halk alacaktır. Bunlar çok kolay çözülecek konular. Projede zor olan kısım teknik kısımdı o da tamamlandı.

Duygu ALAN: Projenin hangi kısımları hibe? Bu konuda birçok kafa karışıklığı var.
Birol ÇINAR: Bu sorunun cevabı da iki ülke arasında yapılan anlaşmada yazıyor. İlgililere sorarsanız onlar bunu size açıklayabilir.

Duygu ALAN: “Maliyet hesabını bilmiyoruz” diyen kamu yöneticileri var. Siz, gelen suyun maliyet hesabını yaptınız mı?
Birol ÇINAR: Bu çok basit hesap. Yatırım maliyetini, işletme maliyetini toplayıp, gelen suya bölerseniz 1 metre küp suyun maliyetini bulursunuz. Tabi suyu kim yönetecek gibi bazı şeylerin oluşması lazım. Yani cebinizden çıkan parayı bir kenara koyarsınız işte bunlar nedir yatırım maliyeti, işletme maliyeti, elektrik maliyeti vs. gibi tüm maliyetleri ortaya koyarsınız bunları toplarsınız ve tabi ne kadar su getireceğiniz de önemli.
Türkiye’den KKTC’ye bu proje kapsamında yılda 75 milyon metre küp su gelecek. İşte maliyetleri gelen suya bölerseniz bunun maliyet ortaya çıkar. Bunun üzerine belediyeye kar payı mı vereceksiniz yoksa işleten kişiye kar mı vereceksiniz işte bunun hesabını yapmak bu veriler varken çok kolay. Projenin tüm dökümanları, ilgili makamlarda, birimlerde var. Proje saklı gizli bir proje değil ki. Herkese açık bir proje. Maliyet hesabını yapmak çok güç bir şey değil.

Duygu ALAN: Entegre bir su yönetimi yapılmazsa, (Drenajlar, göletler, arıtmalar, kanalizayon) projenin bütünü başarıya ulaşır mı?
Birol ÇINAR: Bir projenin başarısı nedir, iki yönlü bakmak lazım. Suyun gelmesi bir başarıdır. Bu suyu vatandaşın hizmetine en ekonomik şekilde sunmak daha büyük bir başarıdır. Ancak teknik olarak bu proje gerçekten çok büyük bir başarıdır. Bence birinci aşama çok başarılı, ben ikinci aşamanın da başarılı olacağına inanıyorum.

Duygu ALAN: Tartışmalar sizi projenin başarısız olacağı noktasında endişelendiriyor mu?
Birol ÇINAR: Projede ikinci aşamayı işletme olarak düşünürsek benim bu hususta bir endişem yok.
Su geldikten sonra her şeyin karşılıklı diyalog ile çözüleceğine, bunun da başarılı olacağına inanıyorum. Dolayısıyla bir endişem yok.

Duygu ALAN: Bugün KKTC’de siyasetin ortaya koyduğu yönetim modeli ile projenin ilk gününden itibaren tasarlanan model sizi şaşırttı mı? Siz de daha önce “özele” vurgu yapmıştınız…
Birol ÇINAR: Biz hep suyun işletmesini özel sektör yapsın, yönetim yine KKTC devletinde olsun dedik. Yani işletmesini özel sektöre verelim, neler yapacağını söyleyelim ama bunu yöneten kamu olsun. Biz hep bu modeli savunduk. Çünkü dediğim gibi proje düzgün işletilirse çok ekonomik ve sağlıklı olacak. Örneğin gecenin üçünde dördünde bir problem çıktığında siz kamudaki bir vatandaşı araziye gönderemezsiniz ama özel sektör olursa 24 saat her yere yönlendirebilirsiniz. Tabi yine kararı verecek olan siyasettir. Ama şu da bir gerçek ki, her zaman kamuda beş kişinin yaptığı işi özel sektörde bir kişi yapıyor. İşletme maliyetini arttıran unsurlardan biri de personel giderleri değil midir? Şimdi siz bir kişinin yapacağı işi beş kişiye yaptırırsanız bunun maliyetini de suya koyarsınız bu defa su pahalıya mal olur. Yani bu çok basit bir denge. Bu işletmeyi az istihdam çok iş ile yapmak lazım. Hemen müdahale, hızlı sorun çözme, düzgün işletme, ehli insanların bunu yapması bunların tümü bu işin maliyetini etkileyen parametrelerdir. Bu noktada ne kadar doğru sistem kurulursa suyun metre küpü de o kadar uygun fiyatta olur. Bu ülkede elektrik neden pahalı? Bunu bile bile suyu da kamu işletsin der misiniz? Öte yandan ‘Suyu biz işletemez miyiz’ deniyor. İşletemez ayrı bir şey işletmesin ayrı bir şeydir. Biz suyu kamu işletemez demedik. İşletmesin zaten. İşletme ama yönet. Şöyle yap, bunu yap, bu hattı yenile de, ama bunu sen yapma, senin elemanına da yaptırtma. Sen yönet bırak işletmeyi de özel sektör yapsın. Sonuç olarak ben geleceğe ümitli bakıyorum. Biz ne badireler atlattık, neleri konuşarak çözdük. Bundan sonra da karşılıklı diyaloglarla her şeyin çözüleceğini düşünüyorum. 

Duygu ALAN: Türkiye’nin bu projede çıkarı nedir?
Birol ÇINAR: Bu suyu başka bir yere satmak diye ne bir niyet ne de bir proje yok. Bunun belgesini de gösteriyorum.  Proje ortada, suyun geleceği yer belli, gideceği noktalar belli. Türkiye’nin bu işten hiçbir çıkarı yoktur. Türkiye bu zamana kadar neden bu kadar yardım yaptı? Buradaki refah seviyesinin artması, ekonominin, turizmin canlanması nasıl Türkiye için önemli ise su da bir hayat kaynağı olarak çok önemli. Düşünün siz orada su içerisindesiniz, burada insanlar susuz. Türkiye olaya bu açıdan bakıyor.

Duygu ALAN: Deniz altındaki borularda bir teknik problem olursa kim müdahale edecek?
Birol ÇINAR: Bu noktada suyu kimin işleteceği de önemli. Bütün riskler minimize edilerek bir proje hazırlandı. Fakat çok düşük bir ihtimal de olsa bir arıza olabilir.
Bu arızayı giderecek olan belli, gelecek ve tadil edecek, gidecek. Şimdi artık ilki kadar zor da değil. Çünkü artık yapılmış bir sistem var. Arıza olduğunda gelecek, arızayı tadil edecek. Bir de bizim deniz geçişinde kullandığımız elemanların birer yedeği var. Hemen bir ekip gelecek yapıp gidecek bu arada arızaya müdahale edilirken halk mağdur olmayacak. Çünkü baraj dolu olacak. O depo dolduğunda içerisindeki su miktarı 26.5 milyon metreküp olacak.

Duygu ALAN: KKTC’de, su yönetimi için teknik eleman yapısı bu projenin işleyişinde yeterli donanıma sahip mi?
Birol ÇINAR: Genel anlamda konuşursak, buradaki kurumları siz de biliyorsunuz. Personel sayısı yetersiz. Mühendislerin çok az olduğunu biliyorum çünkü sürekli beraber çalışıyoruz.
Mutlaka arttırılması ve kuvvetlendirilmesi lazım. Ama mevcut yapı ile zaten biz sürekli birlikte çalıştık.

Duygu ALAN: Bugüne kadar hiç “Türkiye’den özel bir şirket yönetsin” baskısı oldu mu? Türkiye’nin yaklaşımını nasıl açıklarsınız?
Birol ÇINAR: Hayır. Ben böyle bir söz duymadım. Ben sadece Türkiye’nin niyetini söylüyorum. Biz eğer suyu özel bir şirket işletirse tabi ki devlet yönetmek şartı ile bu suyun daha ekonomik daha faydalı olacağını düşündüğümüzden bu öneriyi, modeli sunduk.