Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Olası bir referandumda çıkabilecek sonuç!

YÜZDE 40 HAYIR: SeeD’in “Kıbrıs’ta Toplumsal Yakınlaşma ve Uzlaşma (SCORE) Endeksi 2015 yılı sonuçlarına göre, Kıbrıs Türk toplumunda uzlaşma ve olası bir referandumda ‘evet’ oyu kullanma eğilimi azaldı. Kıbrıslı Türkler olası bir referandumda yüzde 40 oranında “hayır” oyu verme eğiliminde

RUMLAR “EVETE” YÖNELDİ: Araştırma, Kıbrıs Rum toplumunun uzlaşmaya varma ve referandumda ‘evet’ oyu kullanma eğiliminin ise yükseliş yaşadığını gösterdi. Kıbrıslı Rumların sadece yüzde 16’sı olası bir referandumda “hayır” deme eğiliminde. Araştırmacılar bunun tarihi bir düşüş olduğu yorumunu yaptı

GARANTÖRLÜĞE DESTEK DÜŞTÜ: Kıbrıslı Türklerin, bugüne kadar ‘olmazsa olmazı’ olduğuna inanılan Türkiye’nin garantörlüğüne desteğinde ciddi bir düşüş yaşandı. 2011’de Türkiye’nin garantörlüğüne yüzde 83 oranında destek veren Kıbrıslı Türklerin desteği bu yıl yüzde 48’de kaldı

DÖNÜŞÜMLÜ BAŞKANLIK: Araştırmaya göre Kıbrıslı Türklerin sadece yüzde 26’sı dönüşümlü başkanlık konusunda ısrarlı. Kıbrıslı Türkler, kararların bir “Başkanlık Konseyi” tarafından verilmesine yüzde 43 “evet,” Cumhurbaşkanlığı makamının sembolik ve dönüşümlü olması ve kararların iki toplumun oluşturacağı ortak bir yürütme organı tarafından alınmasına ise yüzde 37 oranında “evet” dedi

Esra AYGIN

Sürdürülebilir Barış ve Demokratik Kalkınma Merkezi (SeeD)’in “Kıbrıs’ta Toplumsal Yakınlaşma ve Uzlaşma (SCORE) Endeksi 2015 yılı sonuçlarına göre, Kıbrıs Türk toplumunda, genel olarak uzlaşma ve olası bir referandumda ‘evet’ oyu kullanma eğilimi geçmiş yıllara göre azalmış durumda. Araştırma, Kıbrıs Rum toplumu için ise tamamıyla tersi bir tablo ortaya çıkardı.

Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum toplumlarının birbirlerine duydukları yakınlık, siyasi taviz vermeye ne kadar hazır hissettikleri ve olası bir referandumda nasıl oy kullanacakları gibi unsurları irdeleyen araştırmaya göre, 2004 yılında Annan Planı’na güçlü bir şekilde “evet” diyen Kıbrıslı Türklerin, şu anda, olası bir referandumda yüzde 40 oranında “hayır” cevabı verme eğiliminde oldukları ortaya çıktı. Araştırma Kıbrıs Rum toplumunun uzlaşmaya varma ve referandumda ‘evet’ oyu kullanma eğiliminin ise yükseliş yaşadığını gösterdi. Kıbrıslı Rumların ise sadece yüzde 16’sında olası bir referandumda “hayır” deme eğiliminde. Araştırmacılar, bunun tarihi bir düşüş olduğu yorumunu yaptı.

Barış inşaasına yönelik bölgesel bir düşünce kuruluşu olan ve katılımcı araştırma yöntemleri kullanarak toplumlarda katılımcılık, hesap verebilirlik ve demokrasi ilkelerine bağlı etkin ve sürdürülebilir politika önerilerinde bulunan SeeD, 500 Kıbrıslı Rum ve 500 Kıbrıslı Türk ile yüz-yüze mülakatlar aracılığıyla yaptığı araştırmada çarpıcı sonuçlara ulaştı. Araştırma sonucunda ortaya çıkan SCORE Endeksi, Kıbrıs Türk toplumunun dönüşümlü başkanlık konusunda çok ısrarlı olmadığını ve Türkiye’nin garantörlüğüne olan desteğinin de geçmiş yıllara göre büyük bir düşüş yaşadığını gösterdi.

Rumların uzlaşma isteği arttı
Araştırmada yer alan ve “toplumların birbirine ne kadar yakın hissettiğini” belirleyen sorulara verilen yanıtlara göre, Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türklere karşı duydukları yakınlık, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rumlara karşı duydukları yakınlıktan daha yüksek.

Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklere duyduğu yakınlık 1 ile 10 arasındaki ölçekte 6.8 olurken, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rumlara duyduğu yakınlığı ise 5’te kaldı. Bu rakam, 2013’ten günümüze doğru değerlendirildiğinde, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rumlara karşı hissettiği yakınlık derecesi iki yılda on üzerinden iki puan gibi ciddi bir düşüş gösterdi. Bu süre içerisinde Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türklere karşı hissettiği yakınlık ise bir puan kadar arttı.

SCORE araştırmasının sonuçlarını ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde düzenlenen bir etkinlikle açıklayan SeeD Araştırma Direktörü Alexandros Lordos’a göre, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rumlara karşı duydukları yakınlıktaki düşüşün nedenleri, güneyde yaşadıkları olumsuz tecrübeler. Lordos, bu olumsuz tecrübelere örnek olarak, güneyde Kıbrıslı Türklere sunulan bedava sağlık hizmetlerinin ortadan kalkması, ekonomik kriz sırasında güneyde ilk işten çıkarılanların Kıbrıslı Türkler olması, güneydeki işadamlarının Yeşil Hat Tüzüğü’nü engellemeye çalışması, güneye geçen bazı Kıbrıslı Türklerin karşılaştığı nefret suçları ve bu suçların cezasın kalması gibi olayları gösterdi. Lordos’a göre Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rumların acil bir çözüm istemediğine yönelik inancı da yakınlık hissinin azalmasında etken.

Lordos, Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türklere olan yaklaşımının iyileşmesini ise 10 yılı aşkın bir süredir Avrupa Birliği üyesi olan Güney Kıbrıs’ın genel olarak farklı kültürlere karşı daha duyarlı bir tavır geliştirmesine bağladı. Lordos’a göre, kilisenin müzakere sürecine karşı takındığı yapıcı tavır da, Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türklere karşı yaklaşımını pozitif etkiledi.

Rumlar tavize daha yatkın
Toplumların “siyasi taviz vermeye ne kadar hazırlıklı oldukları” yönündeki sorulara verilen yanıtlar, Kıbrıslı Rumların siyasi taviz vermeye Kıbrıslı Türklere oranla daha istekli olduğunu ortaya koydu. Kıbrıslı Rumlar 1 ile 10 arasındaki ölçekte 6.2’ye yerleşirken, Kıbrıslı Türkler 5.2’de kaldı.

“Evet” mi “Hayır” mı?
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, olası bir referandumda toplumların “evet” mi “hayır” mı diyeceği ile ilgili. Kıbrıslı Türklerin yüzde 40’ı olası bir referandumda “hayır” deme niyetinde olduklarını belirtirken, Kıbrıslı Rumların sadece yüzde 16’sı “hayır” deme niyetinde olduğunu söyledi. Lordos bunun tarihi bir düşüş olduğunu belirtti.
Kıbrıslı Türklerin yüzde 28’i olası bir referandumda “evet” diyeceklerini ortaya koyarken, Kıbrıslı Rumların yüzde 29’u “evet” diyeceklerini söyledi. Referandumda net bir “evet” veya “hayır” yanıtına sahip olmayan kararsız kesim ise, Kıbrıslı Türklerde yüzde 32, Kıbrıslı Rumlarda da yüzde 55.

Dönüşümlü başkanlık…
Araştırmada, müzakere masasının en çok tartışılan konuları arasında yer alan “dönüşümlü başkanlık” ile ilgili iki toplumun yaklaşımı da irdelendi.
Kararların bir “Başkanlık Konseyi” tarafından verilmesine Kıbrıslı Rumlar yüzde 33 oranında “evet” yüzde 28 oranında “hayır” ve yüzde 40 oranında da “kabul edilebilir” yanıtı verdi.
Kıbrıslı Türkler ise “Başkanlık Konseyi”ne yüzde 43 “evet,” yüzde 18 “hayır” ve yüzde 40 da “kabul edilebilir” dedi.
“Cumhurbaşkanlığı makamının sembolik ve dönüşümlü olması ve kararların iki toplumun oluşturacağı ortak bir yürütme organı tarafından alınmasına Kıbrıslı Rumlar yüzde 32 oranında “evet,” yüzde 37 oranında “hayır,” derken, yüzde 31 de bunu “kabul edilebilir” buldu. Kıbrıslı Tükler ise bu soruya, yüzde 37 “evet,” yüzde 31 “hayır” cevabı verdi. Yüzde 32’lik bir kesim ise bu seçeneği “kabul edilebilir” buldu.
“Yetkilerin cumhurbaşkanlığında olması ve cumhurbaşkanlığının dönüşümlü olması” seçeneğine ise Kıbrıslı Rumlar, yüzde 70 oranında “hayır” dedi. Yüzde 22’lik bir kesim bunu “kabul edilebilir” bulurken Kıbrıslı Rum katılımcıların sadece yüzde 8’i dönüşümlü başkanlığa “evet” dedi.
Kıbrıslı Türkler ise dönüşümlü başkanlığa sadece yüzde 26 oranında destek verdi. Kıbrıslı Türk katılımcıların yüzde 32 dönüşümlü başkanlığa “hayır” dedi. “Kabul edilebilir’’ bulan Kıbrıslı Türklerin oranı ise yüzde 43…

Kıbrıslı Rumlar Türkiye’nin garantörlüğünü büyük oranda reddediyor
Araştırma sonuçları, Kıbrıslı Türk ve Rumların garantörlük konusuna eğilimini de ortaya koydu. Kıbrıslı Rumların yüzde 52’si Yunanistan’ın garantörlüğünü kabul etmezken, yüzde 33’ü bunu istiyor.
Türkiye’nin garantörlüğünü kabul edilmez bulan Kıbrıslı Rumların oranı yüzde 90. Bunu isteyenlerin oranı ise sadece yüzde 3.
Araştırma sonuçlarına göre, Kıbrıslı Rumlar AB’nin garantörlüğünü yüzde 55 oranında isterken, yüzde 29 bunu kabul edilmez buluyor. BM’nin garantörlüğü Kıbrıs Rum toplumunda de yüzde 52 oranı ile destek bulurken, buna hayır diyenler yüzde 28.
Kıbrıslı Rumlar NATO’nun garantör olmasına yüzde 59 oranında, Birleşik Krallık’ın garantörlüğüne ise yüzde 78 oranında “hayır” diyor.

Kıbrıslı Türklerin Türkiye’nin garantörlüğüne desteği düştü
Araştırmaya göre, Kıbrıslı Türklerin bugüne kadar ‘olmazsa olmaz’ olduğuna inanılan Türkiye’nin garantörlüğüne desteği geçtiğimiz yıllara oranla ciddi bir düşüş yaşadı.
2011’de Türkiye’nin garantörlüğüne yüzde 83 oranında destek veren Kıbrıslı Türkler, araştırmaya göre, bu yıl, Türkiye’nin garantörlüğüne sadece 48 oranında destek veriyor.
Yunanistan’ın garantörlüğünü isteyen Kıbrıslı Türklerin oranı ise yüzde 15. Birleşik Krallık’ın garantörlüğüne destek verenler Kıbrıslı Türklerin oranı yüzde 30, NATO’nun garantörlüğüne destek verenlerin oranı yüzde 31, AB’nin garantörlüğüne destek verenlerin oranı yüzde 40, BM’nin garantörlüğüne destek verenlerin oranı ise yüzde 41.
Kıbrıslı Türklerin yüzde 40’ı Birleşik Krallık’ın garantörlüğünü, yüzde 36’sı NATO’nun garantörlüğünü, yüzde 23’ü AB’nin garantörlüğünü, yüzde 28’i de BM’nin garantörlüğünü istemiyor.

Uzmanlar ne dedi?

Yaptığı açılış konuşmasında, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Güven ve İşbirliği için Hareket Programı – Program Müdürü Christopher Louise, SCORE Endeksi ile ilgili “Herhangi bir siyasi değişim sağlanabilmesi için, o değişimden etkilenecek kişilerin de mutlaka sürece dahil edilmesi gereklidir” dedi. Louise, araştırma yöntemi olarak SCORE’un uluslararası toplum için son derece önemli bir araç olduğunu ve farklı ülkelerde de uygulanabileceğini ve hali hazırda başarıyla uygulandığı ülkeler olduğunu belirtti.

SeeD Araştırma Direktörü Alexandros Lordos, araştırmanın, Kıbrıs Rum toplumunda kadınların ve 18-35 yaş arasında bulunan gençlerin olası bir çözüme daha az hazır olduklarını tespit ettiğini belirtti. Buna göre, Kıbrıslı Rum gençlerin kendilerini Kıbrıslı Türklerden kültürel ve sosyal olarak daha uzak gördüğü, iletişim kurmakla ilgili kaygı duydukları ve empati kurma konusunda zorlandıkları ortaya çıktı. Araştırma, Kıbrıs Türk toplumunda ise kendilerini siyasi yelpazenin sağ tarafında konumlandıran kişilerinin çözüme daha az hazır olduklarını ve bu kişilerin Kıbrıslı Türklerin toplumsal güvenliğinin azalmış olduğu görüşüne sahip olduklarını ortaya koydu.

Lordos’a göre, elde edilen sonuçlar ışığında, Kıbrıs’ta olası bir barış planına yönelik kamuoyu desteğinin artması için toplumlararası endişenin, toplumsal tehdit algısının ve Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasındaki kültürel mesafenin azaltılması gerekiyor. Bu bağlamda, Lordos, adada sürdürülebilir barışın sağlanması için liderlerin ve ilgili paydaşların müzakerelerde görüşülen konulara paralel olarak gerekli olan sosyal değişimi de ele almaları gerektiğine vurgu yaptı.

Lordos, konuşmasında her iki toplumdaki siyasi ve toplum liderlerinin üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirerek, çok kültürlü bir toplumda yaşamanın beraberinde getireceği sosyal, ekonomik ve siyasi kazanımları dikkatle değerlendirmeleri gerektiğini kaydedetti. Dolayısıyla, tüm aktörlerin; karar vericilerin, müzakere heyeti üyelerinin ve sivil toplum kuruluşlarının elde edilen bilimsel sonuçlar temelinde toplumları yakınlaştıracak ve birbirleri ile ilgili olumlu algıların yaratılmasına yönelik çalışmalarda bulunmaları gerektiğini kaydetti.

Daha sonra ise, yapılan açık oturumda konuşan Avustralya’daki La Trobe Üniversitesi’nde görevli akademisyen Jasmine-Kim Westendorf, SCORE Endeksinin son toplumsal dinamikleri tespit ederek son derece önemli bir amaca hizmet ettiğini belirtti. Westendorf: “Siyasiler daha fazla kurumların inşa edilmesine odaklanıyor, fakat toplumsal dinamiklere değinmiyor. Bu bağlamda, SCORE ayni zamanda sivil toplum kuruluşlarına hangi alanlara odaklanılması gerektiğini gösteren faydalı bir araçtır” dedi. Sonuç olarak katılımcılar ve konuşmacılar, paydaşların ve karar vericilerin Kıbrıs’ta siyasi bir uzlaşma sağlanabilmesi için daha somut adımlar atılması gerektiğini belirtti.