Hakikat ve uzlaşma ile ilgili gerçek
Son günlerde iki lider, her iki tarafın da geçmişteki yanlışlarıyla ilgili ezber bozan açıklamalar yaptılar. Medya ve kamuoyunda da Kıbrıs’ta hakikat ve uzlaşma ile ilgili tartışmalar yaşıyor. Söz konusu tartışmalar Kıbrıs’ta bir hakikat komisyonuna ihtiyacımız olup olmadığı, ve eğer ihtiyacımız varsa, bunun ne zaman kurulması gerektiği çerçevesindedir.
Bu tartışmaların daha sağlıklı bir zeminde yürütülebilmesi için hakikat ve uzlaşmanın ne anlama geldiğini ve nasıl bir işlevi olduğunu bilmemiz gerekiyor.
Geçmişle uğraşmak niye?
Kıbrıs’ta şu cümleyi çok sık duyarız: “Geçmişi karıştırmayın.” Ancak gerçek şu ki, geçmişe nasıl baktığımız, hem bugünkü durumumuzu nasıl gördüğümüzü etkiler, hem de güvenli bir geleceğin bizim için ne anlama geldiğini şekillendirir.
Bir çözüm durumunda anlaşmada yer alacak belli hükümlerin neden orada olduğunu anlayabilmemiz için, o hükümlerin diğer toplum için öneminin altında yatan hikayeleri bilmemiz gerekiyor.
Bunlar önemlidir çünkü toplumun hafızası ve korkuları haline gelmiş olan bireysel tecrübelerin bir toplamıdırlar. Bu hükümlerin birçoğu, toplumlardan birinin veya diğerinin kendisini güvende hissetmesine veya çözümü adil kabul etmesine olanak sağlar. Eğer söz konusu korkuların nereden kaynaklandığını veya nasıl ortaya çıktığını anlamazlarsa, insanların barış anlaşmasının detaylarından tatmin olması zorlaşır.
Hiç şüphesiz, geçiş dönemleri korkutucudur, sarsıcıdır ve geçmişe dair tartışmalı konuları işin içine katmaksızın güvensizlikleri ortaya çıkarırlar. Ancak varmış olduğunuz noktaya nasıl geldiğinizin üstünü örten her şey, her zaman şüphe uyandıracaktır. Ve herhangi bir istikrarsızlık durumunda, bu sadece insanların kalplerinde ve zihinlerinde yatan korkuları canlandırır.
Ancak sürecin doğru tasarlanması durumunda, geçmişi ele almak, Kıbrıs’ta bu yeni vizyonu oluşturan değerlere inanç inşa eder.
Geçmişi nasıl ele alabiliriz?
‘Hakikat ve uzlaşma’ Kıbrıs’ta yaşanan şiddetle ilgili gerçekleri, insanların yaşadıklarını, tarihin farklı versiyonlarını ve bu versiyonların bizi şu an durduğumuz noktaya nasıl getirdiğini ortaya çıkarmak ve bunlarla ilgili konuşmak sürecine verilen isimdir. Bu, hiçbir şekilde insanların yaşadığı acıyı veya anılarını geçersiz ilan etmek değildir. Konuşanların sayısını artırmak ve tüm konuşulanların ne anlama geldiğini düşünmekle ilgilidir.
Hakikat ve uzlaşma komisyonları genel olarak ne olduğunu, kimin sorumlu olduğunu ve bunlar yaşanırken söz konusu olan güdüleri tarif eder. Amaçları yaygın insan hakları ihlallerini araştırmak ve resmen tanımaktır. Görevlerini tanımladıktan, yapılarını oluşturup, çalışanlarını eğittikten sonra, genel olarak ülkeyi dolaşarak bireyleri dinlerler. Ülkenin her yerinden mağdurları ve sağ kurtulanları kapsayan bu sürecin sonunda kamuoyuna açık bir rapor hazırlanır. En başarılı komisyonlar, tüm ülkeyi sürecin bir parçası haline getiren komisyonlardır. İnsanların süreç dışında bırakıldığı durumlarda genelde komisyon başarısız olur.
Hakikati arama süreci, daha önce anlatılmamış hikayelerin anlatılmasına fırsat vererek geçmişte olanları anlamak için yeni bir zemin yaratır. Bu, özellikle kemikleşmiş siyasi söylemlerin insanların duyduğu ve sorgulamaya çekindiği tek gerçek haline geldiği durumlarda önemlidir.
Hakikat komisyonları yargılamaz (aynen Kayıp Şahıslar Komitesi’nin kimseyi yargılamadığı gibi). Bunun yerine, belli bir dönemdeki insan hakları ihlallerini kayda geçirir.
Hakikat ve uzlaşma aynı şey değildir. Teori, hakikati aramanın ve hakikati anlatmanın uzlaşmayı beraberinde getireceğidir. Ancak süreç her zaman böyle sonuçlanmaz. Genelde öfke ve acı devam etse de iki şey kesindir:
Birincisi, affetmek veya affedilmek için anlamak şarttır. Anlamak için ise, duyması zor şeyleri duymak zorundasınız. Eğer samimi bir hakikati arama süreci yaşanmazsa anlamlı bir uzlaşmanın gerçekleşmesi imkansızdır, çünkü uzlaşmak büyük ölçüde affetmeye bağlıdır.
İkincisi, bir hikayenin sadece tek bir tarafını dinlemeyi seçemezsiniz. Ve baştan ‘Bir tarafla uzlaşacağım, ama diğer tarafla uzlaşmayacağım diyemezsiniz.’ Uzlaşma, daha derin bir anlayıştan geçer. Kendi yolunu bulur ve siz o yolu baştan belirleyemezsiniz.
İlle de pürüzsüz bir süreç değildir ve aceleye getirilemez.
Eğer bunu yapacaksak doğru zaman nedir?
Hakikati aramak ve hakikati anlatmak, bu ülkede aslında on yıllardır devam eden bir süreç. Ancak geçmişten bahseden seslerin sayısı çok az.
Araştırmacı gazeteciler, Sivil Toplum Örgütleri ve sevdiklerine ne olduğunu soran kayıp ve şehit yakınları bazı yanıtlara ulaştılar. İnsanlar bildiklerinin bir kısmını uzun bir süreden beridir anlatıyorlar. Kayıp Şahıslar Komitesi kalıntıları çıkarıyor, kimlikleri tespit ediyor ve yakınlarına teslim ediyor. Ancak KŞK bir hakikat komisyonu değildir ve bunun için doğru zemini teşkil etmemektedir.
Resmi bir hakikat ve uzlaşma komisyonu, genelde bir barış anlaşması imzalandıktan önce değil sonra çalışmaya başlar. Geçmişi ve bilinmesi gerekenleri tartışmak önemlidir, ancak barış süreçlerinin ne kadar kırılgan olduğunu ve milliyetçi çevreler tarafından ne kadar kolay raydan çıkarılabileceğini unutmamamız gerekiyor.
Bu uzun bir süreçtir ve öyle de olmalıdır. Çoğu komisyon çalışmaya başladıktan 6 ay ila 2 yıl arasında çalışmalarını tamamlar. Son zamanların en iyi örneklerinden olan Tunus Hakikat, Adalet ve Uzlaşma Komisyonu’nun görev süresi 4 yıldır. Bunun nedeni, neredeyse tüm komisyonların işlerini iyi yapabilmeleri için tahmin edilenden daha fazla zamana ihtiyaç duymalarıdır. Bir şehirden diğerine, bir köyden diğerine gitmek zaman alır. İnsanların güvenini kazanmak zaman alır. İnsanların çatışmalara dair paramparça hikayelerini, bunları nasıl tecrübe ettiklerini ve bugün bulundukları noktaya nasıl vardıklarını bağdaştırmak zaman alır.
Hakikat ve uzlaşma komisyonlarının işlevi çok önemlidir. Şu anda neden burada, bu pozisyonda, bu spesifik barış anlaşması ile karşı karşıya olduğumuza dair anahtarları temin eder. Ülkemiz için nasıl bir gelecek istediğimizi düşünmemiz için bir zemin oluşturur. Ve eğer dikkatli ve iyi planlanmış bir şekilde yapılırsa, birbirine henüz güvenmeyen toplumlar arasında empati oluşmasına yardımcı olur.
Dr. Hristalla Yakintu Birleşik Krallık Birmingham Üniversitesi’nde Çatışma, İşbirliği ve Güvenlik Enstitüsü ile çalışmaktadır. Geçiş dönemlerinde adalet uzmanıdır ve Kıbrıs, Lübnan, Bosna Hersek ve Tunus’ta pratisyen ve akademisyen olarak çalışmıştır. Şu anda Kenya’daki Uluslararası Geçiş Dönemi Adaleti Merkezi’ne danışmanlık yapmaktadır.
Yakınlaşma Uzmanı Dr. Hristalla Yakintu
































