Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Solda heyecan sağda tereddüt yarattı

 

AÇIKLAMALAR KONUŞULUYOR: Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs ziyaretinde Kıbrıs sorununun çözümü için yürütülen müzakere süreci konusunda dünyaya mesaj verdi. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile yaptığı görüşmenin ardından “Son noktayı koyalım” yönündeki açıklamaları konuşuluyor

FARKLI DEĞERLENDİRMELER: CTP Milletvekili Birikim Özgür ve TDP Milletvekili Mehmet Çakıcı, Erdoğan’ın açıklamalarını çözüme dair olumlu bir adım olarak değerlendirdi. UBP Milletvekili Zorlu Töre ile DP-UG Milletvekili Mustafa Arabacıoğlu da, açıklamaları her 20 Temmuz’da yapılan rutin açıklamalar olarak yorumladı

SÜRECİ DESTEKLEMEK ŞART: Doğu Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Sözen de Erdoğan’ın açıklamalarını çözüme yönelik atılmış bir adım olarak değerlendirdi. Sözen, son zamanlarda Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik atılan adımların güven yaratıcı önlemlerle desteklenmesi gerektiğini de vurguladı

Ceren ÖZBİL
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önceki gün 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı törenlerine katılmak üzere KKTC’ye geldi. Erdoğan, KKTC’ye yaptığı ziyarette KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile de görüştü.
Görüşmenin ardından Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs sorununun çözüm zamanının geldiğine vurgu yapıp “Temenni ederim ki şimdi yapılan bu çalışmalar noktayı koyma azmiyle devam eder. Gerek Kıbrıs Rum tarafı gerekse Türk tarafı adil bir neticeyi yakalar ve başta siyasi eşitlik olmak kaydıyla bu adımı inşallah atmış oluruz” yönündeki açıklamaları ülke gündemine damgasını vurdu.

Milletvekilleri açıklamaları değerlendi…
Havadis’e konuşan UBP Milletvekili Zorlu Töre, CTP-BG Milletvekili Birikim Özgür ve TDP Milletvekili Mehmet Çakıcı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarını değerlendirdi. Özgür ve Çakıcı, Erdoğan’ın açıklamalarını çözüme dair olumlu bir adım olarak değerlendirdi. UBP Milletvekili Töre ise Erdoğan’ın açıklamalarını uluslararası arenaya verilmiş “Türkiye’nin garantörlüğünün Kıbrıs’ta her zaman var olacağı” mesajı olarak yorumladı.

Uzmanlara göre süreci desteklemek şart…
Siyasi bilimler ve uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre ise Kıbrıs sorununda bu olumlu havayı devam ettirebilmek için süreci güven artırıcı önlemlerle desteklemek şart. Uzmanlara göre bu güven artırıcı önlemler Maraş’ın açılması, iki taraftaki üniversiteler arası iş birliği ve BM gözetimindeki Ara Bölge’nin ortak bir iş birliği alanına dönüştürülmesinden oluşuyor.

Sözen: Olumlu bir hava var
Doğu Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Sözen, Kıbrıs’taki müzakerelerde olumlu bir hava yaşandığını ancak bu süreci beslemenin şart olduğunu savundu. Bunun formülünün ise Maraş’ın açılması, iki taraftaki üniversiteler arası iş birliği ve BM gözetimindeki Ara Bölge’nin ortak bir iş birliği alanına dönüştürülmesi gibi güven yaratıcı adımlar olduğunu kaydeden Sözen şu şekilde konuştu: “2004’te Kıbrıs’ta eş zamanlı referandumlarla Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin onayına sunulan ve o dönemde ‘Annan Planı’ olarak bilinen, Birleşmiş Milletler’in gözetiminde hazırlanan kapsamlı çözüm planı dönemi dışında, belki de ilk kez bugün, 20 Temmuz 1974’ün 41. yıl dönümünde bu kadar umut verici müzakereler yürütülüyor. Bu umut, Kuzey Kıbrıs’ta yıllardır federatif çözümü özde savunan Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı ve dolayısıyla toplumlararası müzakerelerde Kıbrıs Türk tarafı adına müzakereleri yürüten kişi seçilmesi ile arttı. Bugün müzakereleri yürüten iki lider, yani Mustafa Akıncı ve Nikos Anastasiadis, 2004 referandumunda Annan Planı’na verdikleri destekten dolayı ‘EVET’çi liderler olarak görülüyordu. Bu kombinasyon da gerek Kıbrıslı Türkler gerekse Kıbrıslı Rumların gözünde Kıbrıs’ta müzakerelerin başarıyla bir federatif çözümle sonlanması beklentisini yükseltti.”

“Müzakere masasında bazı önemli adımlar atıldı”
Mayıs 2015’te başlayan toplumlararası müzakerelerde şu ana kadar özlü konularda fazla yol alınmış olmadığını belirten Sözen, ancak bu henüz Kıbrıs’ta çözüm beklentilerinin azalması anlamına gelmemesi gerektiğini kaydetti Sözen son iki ayda müzakere masasında, yeterli olmamasına rağmen, bazı önemli adımlar da atıldığını ve bu adımların “müzakere zemininin tesis edilmesi”, “bazı güven yaratıcı önlemlerin hayata geçirilmesi” gibi iki ana başlık altında toplanabileceğini anlattı. Sözen bu iki adımı, Mayıs 2015’te başlayan müzakere sürecini daha önceki süreçlerden farklılaştıran adımlar olarak görmek mümkün olduğunu savundu.

“Müzakereler güven yaratıcı önlemlerle başladı”
Sözen, Mayıs 2015’ta başlayan toplumlararası müzakereleri önceki süreçlerden farklı kılan ikinci unsurun ise Akıncı ile Anastasiadis’in bu süreci sembolik de olsa bazı güven yaratıcı önlemler ile başlatması olduğunu kaydetti ve iki liderin yürüyerek karşı tarafın çarşısını ziyaret edip kahve ve zivaniya içmesi, beraber tiyatro oyunu seyretmeleri ve iki taraf arasında daha çok geçiş kapısı açılması konusunda mutabakata varmaları ve birçok başka konuda atılan sembolik ama önemli adımlar olduğunu belirtti.

“Güven uçurumu ortadan kalkmalı”
Sözen, bir yandan çözüm için umutlarını büyük oranda yitirmiş Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk toplumlarını yeniden umut aşılayıp federatif bir çözüme hazırlarken, diğer taraftan da iki toplum arasında yıllarca oluşmuş büyük güven uçurumunu ortadan kaldırmak gerektiğini söyledi. Ahmet Sözen, “Bunun en önemli aracı ise, iki toplum arasında bir dizi ciddi güven yaratıcı önlemlerin hayata geçirilmesi olacaktır” dedi.

“Radikal adımlarla devam edilmeli”
Sözen, müzakerelerin başarı ile sonuçlanması hedefleniyorsa, iki liderin özlü konularda müzakereler ne yöne giderse gitsin, güven yaratıcı önlemler alma sürecini ölçek artırarak daha büyük (ve radikal) adımlarla devam ettirmeleri gerektiğini savundu ve aksi halde müzakereler halktan kopuk bir şekilde ve iki toplumu federatif bir çözüme hazırlamadan sağlıklı bir mecrada olmaz ve dolayısıyla liderler seviyesindeki müzakere süreci bu pozitif katkıdan yoksun ve dejenere olup başarısızlığa uğrama riski taşıyabileceğini belirtti.
Bugün Kıbrıs’ta yürütülen müzakere sürecinin en önemli avantajının bu sürece ABD, Avrupa Birliği ve BM gibi dış aktörlerin, her iki tarafın siyasi elitlerinin çoğunun ve genel olarak ortalama vatandaşın geçmişe göre daha yüksek oranda gösterdikleri destek olduğunu kaydeden Sözen, o yüzden de bu konjonktür yani yaratılan fırsat penceresi heba edilmemesi ve çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

 

Töre: Rutin mesajlar verildi

UBP Lefkoşa Milletvekili Zorlu Töre, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 Temmuz’da KKTC’ye yaptığı ziyaretteki açıklamalarını uluslararası arenaya mesaj olarak değerlendirdi. Töre, Erdoğan’ın “Anavatan, Yavruvaran biz kardeşiz, tek bir milletiz” diyerek müzakereleri denetlediklerini söylediklerini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin her zamanki politikasını dile getirdiğini belirtti.

“20 Temmuz’da bunlar her zaman vurgulanıyor”
Töre, TC Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün söylediklerinin her 20 Temmuz’da vurgulandığına işaret ederek şu şekilde konuştu:
“Türkiye Cumhuriyeti en üst düzey yetkilileri 20 Temmuz’da KKTC’ye gelerek yanımızda olduklarını göstermişlerdir. Türkiye’nin dolaylı etkin ve fiili garantisinin devam edeceğinin mesajını vermişlerdir. 1974 öncesine asla dönülmeyeceğini vurgulamışlardır. Bunun anlaşılacağı üzere en büyük Türkiye ve Türkiye ordusu olmaya devam edecektir. Çözüm vurgusu müzakereler olduğu müddetçe sürekli yapılan bir açıklamadır. Yeni bir açıklama değildir. 20 Temmuz’da bunlar her zaman vurgulanıyor. Önemli olan Türkiye ordusunun bizim güvencemiz olmaya devam etmesidir. Bu yönde çok ciddi açıklamalar vardır. Çözümü herkes istemektedir. Ancak çözümün anahtarı olan 1974 Barış Harekatı’nın mutlu barış harekatının yarattığı sonuçları bu şekilde kimse değiştiremez.”

“20 Temmuz’a karşı olanlar da oradaydı”
20 Temmuz kutlamalarına 20 Temmuz Mutlu Barış Harekatı’na karşı olanların da destek verdiğine dikkati çeken Zorlu Töre, buna da sayı duyduklarını belirtti. Töre, “Barış Harekatı’na karşı olanlar da dün (önceki gün) orada kutlamadaydı” dedi.

“Kıbrıs’ta iki devlet olduğunu kimse değiştiremez”
Töre, Kıbrıs’ta iki devlet olduğunu kimsenin değiştiremeyeceğini kaydetti ve anlaşma arayışının da zaten iki devlet statüsünde arandığını belirtti. Önemli olanın güvenlik ve halkın göç etmemesi olduğunu kaydeden Töre, iki kesimliliğin ortadan kalkması halinde durumunda halkın yeniden göç edeceğini ifade etti.

 

Çakıcı: Çözüme daha yakınız

TDP Lefkoşa Milletvekili Mehmet Çakıcı, Kıbrıs’ta çözümün şart olduğunu söyledi ve özellikle Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından tüm dünyada Kıbrıs’a karşı olumlu bir hava olumlu bir atmosfer olduğunu belirtti. Her iki liderin de olumlu yönde adımları olduğundan söz eden Çakıcı, Rum liderinde Akıncı’nın Annan Planı’na “evet” dediğini hatırlattı. Çakıcı bu nedenle de bazı olumlu adımlar atıldığını ifade etti.

“Artık çetrefilli konulara girilmeli”
Çakıcı artık müzakere masasında çetrefilli konuların yani mülkiyet konusu gibi Kıbrıs sorununu çözümlendirecek noktalarda bir yere varılması gerektiğini söyledi ve eylül ayında Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin çoklu konferansta bir araya gelmesinin önemine işaret etti. Garantör ülkelerin sürece destek vermesinin önemine işaret eden Çakıcı, Kıbrıs sorununun çözümü için 5 imzaya ihtiyaç olduğunu ve bu sebeple de Türkiye’nin çözüm yönündeki motivasyonunun önemli olduğunu kaydetti. Çakıcı, “Kısa zamanda erken çözüm bekliyoruz. Bu yönde adımların atılmasını bekliyoruz. Bu süreçte garantör ülkelerin kendi katkılarını koymalarını ve sürece destek olmalarını bekliyoruz” dedi.

Özgür: Çözüme hazırlanmalıyız
CTP-BG Lefkoşa Milletvekili Birikim Özgür, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 Temmuz’da adaya yaptığı ziyarette Kıbrıs’ta çözüme yönelik açıklamaları olumlu ifadeler olarak değerlendirdi. Özgür, ancak Kıbrıslı Türkler açısından göz önünde bulundurulması gereken bir nokta daha olduğunu hatırlayarak Kıbrıs sorununun çözüm sonrasını göz önünde bulundurup Kıbrıslı Türklerin kamu maliyesi ve ekonomik alanda hızla Avrupa Birliği koşullarına hazırlanabilmesinin Kıbrıslı Türkler açısından yeni bir gösterge olarak kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

“Sadece çözüm istiyoruz demek yeterli değil”
Gerek Erdoğan’ın gerekse de Akıncı’nın 20 Temmuz’daki açıklamalarının ve bunların Anastasiadis tarafından da selamlanmasının çözümden yana bir adım olduğunu kaydeden Özgür, ancak bunun tek başına yeterli olmadığını ve çözüme hazırlanmak gerektiğini söyledi. Özgür şu şekilde konuştu: “Sayın Erdoğan’ın Kuzey Kıbrıs’a yatırımlarla ilgili ortaya koyduğu kararlı duruşu çözüm vurgusu kadar önemli ve yeni hükümetin aynı kararlılıkla içten somut icraatlara imza atabilmesi gerektiğini aksi taktirde çözümle ilgili kararlılığın hava da kalacağını düşünüyoruz.”

Arabacıoğlu: Bana göre en flaş açıklama Akıncı’nın

DP-UG Lefkoşa Milletvekili Mustafa Arabacıoğlu ise en flaş açıklamanın KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı tarafından yapıldığını söyledi. Akıncı’nın “1974’te en çok Rumlar mağdur oldu” dediğini dile getiren Arabacıoğlu, “Eğer bir mağduriyet varsa bunu gidermek zorundasın ve bu da taviz anlamına geliyor” dedi. Arabacıoğlu ayrıca Rumların Annan Planı’na bile hayır dediğini hatırlatarak iki toplumun bir noktada uzlaşmasının zor olduğuna inandığını anlattı. Çözüme karşı olmadığını ancak bu konuda çok da inancı olmadığını ifade eden Arabacıoğlu, insanları evlerinden, işlerinden edecek bir çözümün çözüm olmayacağını söyledi.