Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

İlker Kılıç’tan, Kudret Özersay’a…

Avrupa Birliği temsilcilerinin müzakere masasından uzak tutulamayacağını belirten Kılıç, bu yönde görüş ortaya koyan Özersay’ı eleştirdi.

Kılıç, Özersay’ın müzakereceliği döneminde ilerleme kaydedilemediğinin altını çizerek, “Belli ki buna, hep bana hep bana tavrı önemli oldu. Yakalanan bu momenti bulandırmasın” mesajını iletti.
İşte Kılıç’ın sosyal medya üzerinden Özersay’a verdiği yanıt: 
1. Şu andaki müzakere süreci ile daha öncekiler arasında bariz bir fark vardır. O da şu andaki müzakerelerin uyumlu ve olumlu bir ortamda (atmosferde) yürütülmekte olduğudur. Eski bir müzakerecinin, geçmişte hep uyumsuz, olumsuz ve stresli geçen ve sonuç alınmayan müzakerelere atıfta bulunarak şimdiki görüşmeci ve müzakerecileri uyarmaya çalışması ne kadar yerinde ve olumlu bir davranıştır?
2. ‘AB temsilcisi görüşme odasına sokulmamalıdır’ görüş ve düşüncesi AB’li olmayı yeğlemiş toplumumuz ile AB arasında olumlu mu yoksa olumsuz bir ilişki mi yaratır?
3. AB muktesebatı ‘Aquı-Communitaire’ olarak bilinir. Bu mevzuat Protokol 10 ile Kıbrısın kuzeyinde askıya alınmış ve bu durum ‘Ambargoların’ ana nedeni olarak ileri sürülmüştür. Şimdi ambargoların kalkması için AB mevzuatının ‘Türk tarafına’ da uygulanmasını isteyenlerin AB mevzuatına karşı çıkmalarının anlamı nedir?
4. ‘Biz AB mevzuatını değil, AB Prensiplerini kabullendik’ deniyor ama, kimsenin ne olduğunu birtürlü açıklamadığı, ‘Türk Tarafı’ aleyhine Avrupa Insan Hakları Mahkemesinin bir sürü kararları vardır. Bugün hangi AB üye devletinde bir AB vatandaşına bu ülkenin şu bölgesine giremezsin, yerleşemezsin, mal mülk sahibi olamazsın, calışamazsın, iş kuramazsın diyebilirsiniz ki? AB vatandaşlarının İngiltereye girişini kısıtlamaya çalışan koskoca İngiltere’ye ‘Bu ana prensibimizdir, beğenmezsen çık git’ diyen bir AB bu ana prensibini BM tarafından tanınmayan KKTC için mi kıracak?
5. İki bölgelilik ve nüfuz sorununa gelince eski müzakereciler hesaplarını neye göre yapıyorlar? Yüzde 18 üzerinde ısrarcıydık diyorlar. Neyin yüzde 18’i ? 120000 kadar Kıbrıslı Türkün mü, 300000 kadar KKTC vatandaşının mı yoksa eski bir başbakanın 600000 cıvarında dediği rakamın mı? ‘Bir çözümde bütün yerleşikler Kıbrıs devleti vatandaşı olacak’ diyen eski müzakereciler belli ki 600000 den bahsediyorlar ve bu rakamın yüzde 18’ine tekabül eden 120000 ‘Türk olmayan’ Kıbrıslının kuzeye yerleşebileceğini , daha fazlasına da izin vermeyeceklerini söylüyorlar. AB prensiplerine aykırı ve çağdışı yasaklamalara dayanan böylesi ‘İki Bölgelilik’ anlayışı ile neden eski müzakerecilerin federal bir çözümü yakalayamadıkları anlaşılırdır.
6. ‘Müzakerelerde aleyhimize olabilecek noktalar var ‘ deniliyor. Elbette olacak. Belli ki eski müzakerecinin Çözüm sürecinde yol katedememesinin ana sebeplerinden bir tanesi ‘Hep bana, hep bana’ anlayışı ve talebi olmasındandır veya bu talep’in öne sürülmesindendir.
Yakalanan bu momenti bulandırmasak daha iyi olur.