YERLE BİR OLDU: Taş ocakları Beşparmak Dağları’nı yerle bir etti. Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı sorunun çözümü için düğmeye bastı. Ancak yıllarca doğru düzgün bir denetime tabi tutulmadan faaliyet gösteren taş ocağı işletmelerinin yarattığı bu çevre felaketini kısa sürede aşmak mümkün değil
ÜLKEDE 36 AKTİF TAŞ OCAĞI: Ülkede şu anda faaliyette bulunan 36 taş ocağı işletmesi Beşparmakları kemiriyor. Taş ocağı işletmelerinin 16’sı kırma kum çakıl işletmeleri, 10’unu mozaik taşı işletmeleri, 7’sini yapı taşı ocağı işletmeleri, 2’sini alçı taşı işletmeleri ve birini de Dere Kum Çakıl işletmelerinden oluşuyor
SADECE SÖYLEM: Siyasiler yıllardır “denetim başlayacak” diye söz verse de, ülkede artan yol yapım çalışmaları ve inşaatlar nedeniyle taşocakları kontrolsüz bi,r şekilde çalışmalarına devam ediyor. Çevrecilerin yıllardır ortaya koyduğu tepki de çare olmadı
Ceren ÖZBİL
Ülkenin dört bir yanında faaliyet gösteren taş ocakları özellikle Başparmak Dağları’nı yedi bitirdi. Girne ve Lefkoşa arasında kalan dağlar neredeyse yerle bir oldu.
Çevre Bakanlığı’ndan edinilen bilgiye göre şu anda faaliyette toplam 36 tane taş ocağı bulunuyor. Bu taş ocaklarından 16’sını kırma kum çakıl işletmeleri, 10’unu mozaik taşı işletmeleri, 7’sini yapı taşı ocağı işletmeleri, 2’sini alçı taşı işletmeleri ve birini de dere kum çakıl işletmeleri oluşturuyor
Düğmeye basıldı
Çevre Bakanlığı ülkedeki taş ocağı sorununu çözmek için düğmeye bastı. Bu doğrultuda taş ocaklarının faaliyetlerini denetleyecek önerge hazırlayıp Bakanlar Kurulu’na sundu. Önerge 11 Mayıs’ta 2015 tarihinde Bakanlar Kurulu’ndan geçti.
Sıkı denetimler…
Bakanlar Kurulu’ndan geçen önergede taş ocaklarının faaliyetine devam edebilmesi için 13 tane olmazsa olmaz madde yer alıyor. Bu maddelerin herhangi birine uyulmaması durumda işletme izinleri iptal edilecek. Önerge mali denetim, otomatik kantar kullanılması, maden mühendisi tarafından proje hazırlanması, çalışanların sağlık güvencelerinin olması da bulunuyor. Ayrıca patlama anında hasarın en az boyuta indirgenmesi için uygulanması gereken yöntemlere yönelik de yatırımlar var.
Sağlık ve çevre için önlem alındı
Önergede ayrıca, taş ocaklarının çevreye ve insan sağlığına verdiği zararı en aza indirgeyecek maddeler de yer alıyor. Bu maddeler arasında, kamyonların geçiş noktalarının asfaltlanması, kırma atölyelerinin kapalı olması, fan aspiratör sistemi kullanılması ve kırma işleminin ardından basınçlı su uygulaması yapılmasıyla toz zerreciklerinin aşağıya çökmesinin sağlanması var.
Dinçyürek: Geçmişten gelen bir yanlış
Çevre Bakanı Hakan Dinçyürek, taş ocağı sorununun ülkede geçmişten süre gelen ve hala devam eden bir sorun olduğunu kaydetti. Dinçyürek, gerek ülke ihtiyaçları gerekse de kişilerin ihtiyaçlarına yönelik özellikle Başparmak Dağları’nda olmak üzere taş ocağı izni verildiğini söyledi. Ülkede en çok taş ocağı izninin Annan Planı’nın hemen ardından inşaat sektöründe patlayan artışla verildiğini belirten Dinçyürek, o dönemde bile taş ocaklarının tam performans çalışmadığına işaret etti. Bakan Dinçyürek, ülkede şu anda kapasitesinin çok altında çalışan ve ihtiyaçtan fazla bir sayı da taş ocağı bulunduğunu ifade etti.
“İşletme projeleri yok”
Dinçyürek, ikinci yanlışın ise bu taş ocaklarının her birinin başlangıçta bir işletme projeleri olmaması olduğunu söyledi ve şu ifadeleri kullandı:
“Taş ocağı da bir nevi heykel yapmaya benziyor. Nasıl ki bir heykeli yaparken kolunu bacağını hesaplarsın taş ocağında da bir işletme projesi olması gerekir. Eğer geçmişten gelen işletmelerin projesi olsaydı böyle olmazdı. Günün sonunda bu taş ocağından ne kadar kapasite de taş alınabileceği, hangi safhalardan geçeceği ve o taş ocağının işletmesinin son bulacağı noktanın bilinmesi ve planlanması gerekir. Ayrıca ocak işletilirken ona uygun patlatmalar ve taş almalar yapılacağından işletmenin sonuna geldiğinde rehabilitasyon projesi de kendiliğinden ortaya çıkmış olacak. Ona göre ağaçlandırılarak doğaya kazandırılacaktır.”
“Kimse memnun değil”
Dinçyürek, kimsenin taş ocaklarından memnun olmadığını kaydetti ve “Bizde taş ocakları günümüz koşullarında arzuladığımız şekilde çalıştırılmadı” dedi. Bu nedenle taş ocaklarından ne siyasilerin, ne çevre örgütlerinin ne de vatandaşların memnun olduğunu belirten Dinçyürek, Avrupa Birliği yetkililerinin de bu durumdan rahatsız olduğunu ve bunu sürekli gündeme getirdiğini söyledi.
“Gerekli tespitler yapıldı”
Göreve gelmesinin ardından bu konuda yoğun çalışmalar yaptığını anlatan Dinçyürek, şu şekilde konuştu:
“Ben göreve geldiğim günden itibaren önce bir durum tespiti yaptım. Ondan sonra şubat başında tüm çevre örgütlerini, çevre platformunu, sivil toplum kuruluşlarını taş ocakları gündemi ile toplantıya çağırdım. Konuya bakış açıları hassasiyetlerini ve çözüm önerilerini dinledim. Daha sonra taş ocağı işletmecileri ile bir araya geldik. Öncelikle kendi hassasiyet beklentilerimi söyledim. Onların bu yol haritasına uygun kendi çözüm önerileri olup olmadığını sordum. Birkaç kez toplantı yapıldıktan sonra ortak bir yol haritası bulamadık. Ancak bu sektörle ilgili yazılı önerilerini ve çözüm önerilerini aldım. Bu nedenle katılımcılık zihniyeti açısından baktığımda çevre örgütlerini ve taş ocağı işletmecilerinin görüşünü aldık. Daha sonra Maden Mühendisleri Odası’yla görüştük ve biz bu sistemi nasıl daha iyi kontrol altına alıp, daha iyi kontrol edip, nasıl daha iyi çalıştırırız yöntemlerini araştırdık.”
“Yeterli değildi”
2008 yılında Bakanlar Kurulu’ndan taş ocakları ile ilgili geçen kriterlerin bu yapıyı değiştirecek kriterler olmadığını ifade eden Dinçyürek, bu dönemde bir puanlama sistemine geçtiğini ve bu sisteme göre örneğin işletmelere 1, 2, 3, 4 ve 5 yıllık izinler verildiğini kaydetti. Dinçyürek, puanlama sistemine göre örneğin ÇED Raporu olmayan bir işletmeye 5 puan kesilirken yine aynı işletmeye domatesin kabuğunu çöpe attı diye 3 puan verildiğini ve puanların bu şekilde dengelenerek bu soruna bir çözüm olmadığını belirtti. Bakan Dinçyürek bu uygulama nedeniyle bütün taş ocaklarının bu işletme sisteminde geçtiğini ve izin alabildiğini öne sürdü.
“Önce devlet üzerine düşeni yapmalı”
Taş ocaklarının denetlenebilmesi için önce devletin düzenleme yapması gerektiğini savunan Dinçyürek, kendisinin de göreve gelmesinin ardından bu doğrultuda çalışmalar yaptığını yineledi. Dinçyürek, eski kriterlere göre uyarıda bulundukları taş ocağı işletmecilerinin kendilerine “Biz kriterlere uyuyoruz” yanıtını verdiklerini söyledi. Bundan yola çıkarak 11 Mayıs 2015’te Bakanlar Kurulu’na yeni bir önerge sunduklarını ifade eden bakan Dinçyürek, bu önergenin iki bacaktan oluştuğunu söyledi.
“13 maddeden oluşan olmazsa olmaz kriterler var”
Taş ocakları ile ilgili hazırlanan önergenin iki bacaktan oluştuğunu ve bunun birincisinin olmazsa olmaz kriterlerden oluştuğunu kaydeden Dinçyürek şu şekilde konuştu:
“Taş ocağı izinlerinin uzatılması için 13 maddelik olmazsa olmazlar var. Bunlardan tek bir tanesine uyulmaması bile izinlerin iptal edilmesi için yeterlidir. Bu olmazsa olmazlar arasında mali denetim var. Mali denetim işletmenin devlete borcu olmamasını içeriyor. Yani bir taş ocağı işletmecisinin devlete kira, KDV, vergi borcu olmayacak ayrıca çalışanlarının sosyal güvencelerini yatırmış olacak. Aksi taktirde izin verilemeyecek.”
Otomatik kantar uygulaması…
Bu önergede yer alan bir diğer maddeye göre otomatik kantar uygulamasına geçilecek. Bakan Dinçyürek bu uygulama ile kamyonlara taşıyabilecekleri kadar yük konulmasının sağlanacağını anlattı. Dinçyürek, “Yollarında kaldırabileceği bir yük miktarı var. Bu şekilde bu kontrol altına alınacak ve kamyonlara yolarlın kaldırabileceği kadar yük konulacak. Artık yollar tahrip olmayacak” dedi.
“Maden mühendisi tarafından proje hazırlanacak”
Her taş ocağının maden mühendisi tarafından hazırlanacak bir projesinin olmasının zorunlu kılındığını söyleyen Dinçyürek şu şekilde konuştu:
“Her taş ocağının maden mühendisleri tarafından hazırlanmış projesi olacak. Hangi noktaya gidecekse onu önceden proje haline getirecek ve her ay o projeye uygun işletme faaliyetini bize bildirecek. Aylık ve yıllık raporlar sunacak. Bu nedenle kendine uygun istediği gibi daha ucuz maliyetli patlatmalar yaparak taş ve ona benzer üretim yapıp alıp satma imkanı olmayacak. Dolayısıyla ortaya çıkıp biz bu dağ nasıl bu hale geldi demeyeceğiz. Çünkü uygun gidip gitmediğini her ay ve her yıl kontrol edeceğiz.”
Çalışanlar için sağlık güvencesi…
Dinçyürek, taş ocağında çalışanların sağlık kontrolünün de düzenli yapılacağını anlatarak, “Her personel, 3 temel branşta sağlık kontrolünden geçecek. Çalışma ortamında hijyenik şartlar oluşturulacak. Taş ocağı işletmecilerinin vatandaşlara, çevreye ve devlete karşı olan sorumlulukları var. Bunları tam anlamı ile yerine getirmesi gerekir. Aksi taktirde hem sağlık bozulur hem de çevre zarar görür. Çevredeki görsel kirlilikten çıkan toz zerreciklerine kadar taş ocaklarının yarattığı sorunlar vardır” şeklinde konuştu.
“Patlamada zarar en aza indirgendi”
Bu önergeye patlamaların nasıl yapılacağına yönelik kriterler konulduğunu ve bu şekilde hasarın en aza indirgenmesinin planlandığını söyleyen Dinçyürek, ayrıca taşıma işlemi sırasında da ortalığı toz duman kaplamaması için de önlem aldıklarını belirtti.
Dinçyürek bu doğrultuda kamyonlarla taşıma yapılacak yolların asfaltlanması, kırma atölyelerinin kapalı olması, fan aspiratör sisteminin kullanılması gibi zorunluluklar getirdiklerini belirtti. Kırma işleminin ardındansa basınçlı su uygulaması yapılacağını kaydeden Dinçyürek, bu şekilde zerreciklerin aşağıya çökmesinin sağlanacağını belirtti…
Teminat mektubu zorunluluğu
Dinçyürek, artık taş ocağı işletmelerinin devlete teminat mektubu yazmak zorunda olduğunu belirtti ve şu şekilde konuştu:
“Bu teminat mektubunu taş ocağı sahibi herhangi bir şekilde yanlış uygulama yaparsa ya da ocağı rehabilite etmeden ben battım deyip giderse kullanılacak. Teminatla gerekli rehabilitasyon yapılabilecek ve işletmecinin ben battım deyip kaçmaya çalışması önlenecek.”
Ton başına 50 kuruş yatırım
Dinçyürek, ayrıca taş ocağı işletmecilerinden ürettikleri ton başına 50 kuruş alınıp bunun maliye yatırılacağını anlattı ve yılda 2 buçuk milyon ton üretim yapıldığı düşünüldüğünde bunun bir yılda bir buçuk milyon TL’ye geldiğini belirtti. Bu paranın da Çevre Koruma Dairesi tarafından çevre için kullanılacağını kaydeden Dinçyürek, “Çevre için de bir kaynak yaratmış olduk” dedi.
“Bugünden başlamalıyız”
Dinçyürek, bu uygulamaların bugünden başlamasının önemine işaret etti ve farkının beş on yıl içinde görüleceğini söyledi. Taş ocağı sorununun yıllardır süre gelen bir sorun olması nedeniyle bir günde düzeltilmesinin mümkün olmadığını kaydeden Dinçyürek, ancak bugünden başlanırsa beş on yıl içinde bu sorunun çözülmeye başlayacağını belirtti.
































