Dışişleri Bakanlığı’nın güçlü bir altyapısı olduğuna işaret eden Çolak, dışişlerinde yapının güçlendirilmesi ve öncelikle 23 dış temsilcilikte bulunan bazı eksiklerin aşılması gerektiğini kaydetti.
Çolak, “Dış temsilciliklerin sayısı artıyor. Görüşmeler hız kazandı. Emekli çıkanlar oluyor. Dış temsilciliğe gönderecek insan bulamıyoruz. Eğer süreç neticeye giderse ve Birleşik Kıbrıs meydana gelirse diplomatik ekipte Kıbrıslı Türklere de gerek olacak. Bunun için yetişmiş eleman lazım” dedi.
İnsan Hakları konusunda uzman bir avukat olarak da konuyu değerlendiren Çolak, bu konuda Kıbrıslı Türklerin yaşadıkları mağduriyetin tablosunu ortaya çıkarmaya çalıştıklarını belirtt.
Çolak,“Bu çözümlenemeyen bir konu. Biz Kıbrıs Türk halkı olarak hedeflediğimiz en yakın noktaya geldik. Elimizden gelen katkıyı koyduk. Çözüme varılmayan noktada neler yapmak lazım. Tanınmamışlık siyasi tanınmama sadece olayın bir yönü. İnsan yerine konmamak dışlanmak. Ambargolar. Herhangi bir aktiviteye giderken pankartlarla karşılanmak. Tüm bunlar haksız ve gereksizdir. Kıbrıs’ta çözümsüzlük olabilir. Türkiye ile ilgili şikayetler olabilir ancak bireysel tutumlar çok insanlıkdışı. Bu yönde çalıştık. Kıbrıs sorununun yarattığı diğer insan hakları sorunları da var. Örneğin kayıplar konusu. Bunun Türk’ü Rum’u yok. Her toplumda da kayıplar var. Ancak Kıbrıslı Türk toplumu için hiç mağduriyet konusunda çaba harcanmadı hep mağdur olduk. Mülkiyet konusunda da benzer sıkıntılar yaşandı” dedi.
Garantör ülkelerden İngiltere’nin Kıbrıs konusundaki duruşuna da değinen Çolak, soğukkanlı duruşlarına karşın anlaşmayı desteklediklerini, doğrudan sürecin içinde bulunmadıkları halde destek ve iradelerini ortaya koyduklarını kaydetti.
Müzakere sürecine de değinen Çolak, tarafların müzakerelere en kolay anlaşabilecekleri konulardan başladıklarını belirtti.
Çolak, “Bu gelişme havası yaratmak adına doğru stratejidir. Güzel diyalog yakalamak için önemlidir. Yapıcı hava oluşur. Mülkiyet, toprak ve garantörlük müzakerelerdeki en zor kısımlardır. Sona kaldı. İnsanları en çok etkileyen konulardır. Her iki tarafa da bakmak lazım. İnsanların kullandığı, aile kurduğu mülkler var. Bu çözümün parçasında nasıl unsurlar yaratacak önemli. ‘Biri size evden çık diyecek mi?’ gibi korkulan şeyler var. Elbette her şeyi açıklayamayız ama unutmamak gerekir ki az bilgi de korkuya neden olur” şeklinde konuştu.
Mülkiyetle ilgili açıklamalarda da bulunan Dışişleri Bakanı Çolak, “Mülkiyetle ilgili bir tarafın istediği olacak değil” dedi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına da uymak gerektiğini dile getiren Bakan Çolak, “Global takas diye bir şey yok. Avrupa Mahkemeleri diyor ki insan hakkıyla ilgili mülkiyet hakkı çözümü; iade, takas ve tazminat şeklinde olabilir. Bunun farklı kriterleri var. Birebir değerlendirerek, bunlar prensiplere dayalı konularla çözümlenecek. Elbette liderlerin varacağı noktalarla bire bir değerlendirilerek çözülecek ancak henüz bu konuların içeriği Cumhurbaşkanımızın da söylediği gibi netleşmedi” dedi.
İade, takas ve tazminat konularında en zor kısmın ‘tazminat’ olup olamayacağı sorusuna da yanıt veren Çolak, müzakerelerin ana hattında insan hakları ve hukuk olduğunu, elinde tapu belgesini tutan ve mülk içinde bir hayat kuran kişinin haklarını dengelemenin önem taşıdığını belirtti.
Çolak, “Kriterler ve düzenlenecek mekanizmanın uygulanması var. Kıbrıs Türk tarafı da kendi içinde buna bakmalı. Biz Rum mallarını ne yaptık. Kamulaştırdık mı yoksa göçmen gelenlere mi verdik. Karşılıklı mı verdik. Önce buna bakmak iç ödevimiz olacak. Sonra bunlar nasıl karşılanacak. Bunun faturası ne nasıl karşılanacak. İçinde oturandan almak adil ve gerekli mi? Tüm bunlar değerlendirilecek. Belki de dış ülkelerden mülkiyet konusunda de bir kalem oluşabilir. Tazminatlar buradan karşılanabilir. Bunlar hep detaydır” dedi.
Kıbrıslı Türklerin Taşınmaz Mal Komisyonu deneyiminin önemine de değinen Çolak, 10 yıla yakın bir süreden bu yana mülkiyet haklarıyla ilgili çare arandığını anımsattı.
Çolak, “Bugüne kadar milyonlarca sterlin de tazminat da ödendi. Tabii az da olsa kararı beğenmeyen ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne giden var. Neredeyse bin 500’e yakın başvuru Strasbourg’da Mal Tazmine yöneldi. Altı bini aşkın başvuru var. Bir miktarı çözümlendi ama henüz tazminatlar ödenemedi” dedi.
Komisyonda geçmiş hükümet ve devletten kaynaklanan bazı tıkanıklık olduğuna da değinen Çolak, önümüzdeki günlerde komisyon için yerel kaynak yaratmanın da gündemde olduğunu söyledi.
Karar bağlanmayan konular bulunduğunu, ancak komisyonun kapasitesinin sınırlı olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı, müracaat sayısının ise binlerce olduğunu ifade etti.
Komisyonun verimli çalışması için aşılması gereken noktaları da açıklayan Çolak, maddi kaynak sorununun çözümlenmesi ve alt yapının güçlenmesi gerektiğini kaydetti.
Dışişleri Bakanı Çolak, anlaşma ile kurulacak komisyonun aslında Mal Tazmin Komisyonu’na benzer olacağını ve Kıbrıs konusunda en düğümlü konu olan mülkiyet konusunu çözebileceğini belirtti.
Bunun deneyimini de Kıbrıslı Türklerin bu komisyonla tecrübe ettiğini kaydeden Bakan Çolak, Güney’deki malına karşılık dava açan çok fazla Türk olmadığını, ancak bunun çeşitleri olduğunu söyledi.
Çolak bazı kişilerin önce iç hukuku denemek adına güneydeki mahkemelere başvurduklarını da sözlerine ekledi.
Kaynak: BRTK

Önceki Haber
Sonraki Haber

























