Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Kıbrıs

Değirmenlik’te halk çözümden yana umutsuz

 

 

İSTEK VAR İNANÇ YOK: Değirmenlik’te halk, Kıbrıs Türkü’nün adil ve kalıcı bir anlaşma arzusunda olduğunu ancak müzakere masasındaki koşullarla daha uzun yıllar adil bir anlaşmaya varılamayacağını savundu. Cumhurbaşkanlarının ise müzakere masasında belirleyici misyonu bulunmadığını savunan bölge halkı, “Cumhurbaşkanlarının masadaki rolü garantör devletlerin sözcülüğünü yapmak” diye konuştu

IŞISAL: OYLAR PARTİLERE DEĞİL KİŞİLERE VERİLDİ: Değirmenlik Belediye Başkanı Osman Işısal, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ortaya çıkan sonuçtan partilerin ders çıkarması gerektiğini savundu.
Işısal: Bu halk artık değişim ve ciddi bir çalışma istiyor. Partiler de bundan ders almalı, çalışmalarını halkın istekleri doğrultusunda yürütmelidirler

Duygu ALAN
Değirmenlik bölgesinde halk, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin müzakere masasındaki mevcut tavrını devam ettirmesi durumunda 40 yıldır süre gelen Kıbrıs meselesinin önümüzdeki 40 yıl daha çözümlenemeyeceğini savundu.
Türkiye’nin yanı sıra özellikle 50 yaş ve üzerindeki Kıbrıs Türkü’nün de “adil” olmayan bir anlaşmaya asla onay vermeyeceğini kaydeden bölge halkı, “Rum’un istediği toprak ve tek egemenlik. Bu koşulda bir anlaşmaya Kıbrıs Türkü onay verse de Türkiye Cumhuriyeti, asla müsaade etmeyecektir” dedi.

“Anahtar garantör devletlerin avuçlarında”
Değirmenlik bölgesinde halk, bugüne kadar çözümsüzlükten dolayı hep Cumhurbaşkanlarının sorumlu tutulduğunu ancak Cumhurbaşkanlarının müzakere masasındaki tavrına kılavuzluk yapan gücün garantör devletler olduğunu savundu.
Bölge halkı, “Anlaşma metninde maddeler üzerinde belirleyici olan müzakere masasında oturan kişiler değil, garantör devletlerin masaya koyduğu koşullar olacaktır. Çözüm anahtarı ne Eroğlu’nda, ne Talat’ta ne de Akıncı’da değildir. Anahtar garantör devletlerin avuçlarındadır. Bu meseleyi çözecek olan da KKTC ve Güney Kıbrıs değil, Yunanistan ile Türkiye’dir” diye konuştu.

“Halk değişim istedi”
Değirmenlik ve bölgesinde halk, Havadis’in “Neden Akıncı” sorusuna ise “Kıbrıs Türkü’nün tek meselesi Kıbrıs sorunu değil, seçmenin büyük çoğunluğu ülke siyasetinde artık bir değişime ihtiyaç olduğuna inandı bu fikirlerini de Cumhurbaşkanlığı seçiminde sandığa yansıttı” şeklinde yanıt verdi.

Işısal: Siber ve Özersay’ın oyları da Akıncı’ya gitti

Değirmenlik Belediye Başkanı Osman Işısal, Cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci turunu Değirmenlik Belediyesi sınırlarında Derviş Eroğlu’nun önde bitirdiğini ancak Mustafa Akıncı ile Derviş Eroğlu arasında yapılan seçimin ikinci turunda bölgede en çok oyu Mustafa Akıncı’nın aldığını kaydetti.
Işısal, “Bölgede ilk turu Derviş Eroğlu önde bitirirken ikinci turda oyların büyük çoğunluğunu Mustafa Akıncı aldı. Bunun nedeni ise CTP-BG Parti Meclisi’nin ikinci turda Mustafa Akıncı’yı destekleyeceği yönünde aldığı karardır. Tahmin ediyorum ki, ilk turda CTP’ye ve Kudret Özersay’a verilen oyların bir kısmı da ikinci turda Mustafa Akıncı’ya gitti” dedi.
İlk turda Kudret Özersay’ın da bölgeden iyi bir oy aldığını söyleyen Işısal, “İlk turda Özersay’ın bölgeden o kadar oy almasının nedeni ise tüm sülalesinin Değirmenlik’te ikamet ediyor olmasıdır” diye konuştu.

“Siyasi partiler ders çıkarmalıdır”
Cumhurbaşkanlığı seçiminde ortaya çıkan sonuçtan siyasi partilerin ders çıkarması gerektiğini savunan Değirmenlik Belediye Başkanı Osman Işısal, şunları söyledi: “Ben CTP-BG’den aday olarak girdiğim Değirmenlik Belediye Başkanlığı seçimlerini kazandım. Ancak Cumhurbaşkanlığı seçiminde, CTP-BG’den aday olan Sibel Siber, en çok oy alan adaylar sıralamasında bölgede ilk sırada yer almadı. Buradan çıkan sonuç şu; Öncelikle ben sadece CTP’lilerin değil tüm bölgenin belediye başkanıyım ve bu gerçeği gerek hizmetlerimde gerekse tavırlarımda göreve geldiğim ilk yıldan ortaya koydum. Bu tavrımı halen sürdürmekteyim. İnsanlar artık partilere değil kişilere oy veriyor. Bence partilerin Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlarından alacağı bir ders var. Bu halk artık değişim ve ciddi bir çalışma istiyor, partiler de bundan sonraki çalışmalarını halkın istekleri doğrultusunda yürütmelidirler.”

Değirmenlik’te ilk turu “Eroğlu” almıştı

Cumhurbaşkanlığı seçimine bağımsız aday olarak giren Derviş Eroğlu, seçimin ilk turunda Değirmenlik ve bölgesinde en çok oy alan aday olmuştu.
Birinci turda en fazla oy alan dört adayın, Değirmenlik sınırlarındaki elde ettikleri oy yüzdeleri, Sibel Siber (CTP) yüzde 27.9, Kudret Özersay (BAĞ) yüzde 22.4, Derviş Eroğlu (BAĞ) yüzde 28.6, Mustafa Akıncı (BAĞ) yüzde 19.8 şeklindeydi.

İkinci turu “Akıncı” önde bitirdi
Derviş Eroğlu ile Mustafa Akıncı arasında 26 Nisan Pazar günü yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda ise Değirmenlik bölgesinde, Derviş Eroğlu, toplamda 2 bin 425 oy alırken Mustafa Akıncı 3 bin 74 seçmenin oyunu aldı. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) rakamlarına göre, 26 Nisan’da Değirmenlik bölgesinde toplamda 5 bin 716 seçmen oy kullandı.

Vatandaş ne dedi? Vatandaş ne dedi? Vatandaş ne dedi?

Özel Yemenicioğlu: Cumhurbaşkanlarından medet umulmamalı
“Kıbrıs Türkü elbette adil ve kalıcı bir anlaşma arzusunda, niyetindedir ancak birçoğumuz şunun farkında değil; Kıbrıs meselesinin çözümü konusunda cumhurbaşkanlarının elinden gelen bir şey yoktur. Dolayısıyla cumhurbaşkanlarına yüklenmek veya her seçimde seçilenden Kıbrıs meselesini çözeceğinden yana medet ummak doğru değildir. Bu adada çözüm ancak Kıbrıs Türkü’nün Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne teslim olması, Rum’un masadaki tüm koşullarına evet demesi ile mümkündür. Bu koşullara ‘evet’ veya ‘hayır’ demek ise Kıbrıs Türkü’nün iradesinde değildir.”

Taner Çobanoğlu: Adil bir anlaşma mümkün değil
“Biz alıştık artık birbirimizi suçlamaya. Her umudun sonu hüsran, her hüsranın sonu kavga, küslük. Belki Sayın Mustafa Akıncı ile ülkede bir değişim oldu ve belki birçok konuda değişimler de olacak ancak benim Kıbrıs meselesinin çözümünden yana hiç umudum yok. Çünkü müzakere masasında belirleyici olan Cumhurbaşkanları değildir. Bu nedenle kim cumhurbaşkanı olursa olsun çözüme katkısı olmayacaktır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Kıbrıs Cumhuriyeti altında, egemenliğinde bir anlaşma istemektedir. Bu koşullarda bir anlaşmaya da ne Kıbrıs Türkü ne de garantör devlet onay vermeyecektir.”

Necmi Bergün: 2060’tan önce çözüm imkansız
“Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan beklentim, halkın ekonomisini iyileştirmesidir. Aksi halde yolsuzluklar, hırsızlıklar ve huysuzluklar bu ülkede son bulmayacaktır. Kıbrıs konusunda ise cumhurbaşkanımızdan bir beklentim yoktur. Çünkü Cumhurbaşkanının bu hususta bir belirleyiciliği yoktur. Rum kendi egemenliğinde bir anlaşmaya yanaşmaktadır. Bizim nesil de yaşadığı sürece böyle bir anlaşmaya izin vermemiz mümkün değildir. Zaten buna Türkiye’nin de onayı olmayacaktır. Türkiye tüm koşullara ‘evet’ dese bile bu adada Rum’un ortaya koyduğu bu koşullarda bir çözüm ancak 2060’larda mümkündür. Yani geçmişini, tarihini, yaşananları bilen bizim nesil öldükten sonra.”

İbrahim İnançoğlu: Adil bir anlaşma istiyoruz
“Değişim her zaman iyidir. Bu bakımdan Sayın Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı olması ülke için çok daha hayırlı olacaktır düşüncesindeyim. Bu seçim sonuçları ile kaybedenler burnunu sürtecek kazanan da kaybedenler gibi olursa bir gün kendisinde kaybedeceğini bilecektir. Kıbrıs meselesine gelince arzum adil ve kalıcı bir anlaşmadır. Ben de artık tanınmak istiyorum. Dünyanın bu adada Kıbrıslı Türklerin de yaşadığını bilmesini istiyorum. Ancak müzakere masasındaki mevcut koşullarda bir anlaşmanın mümkün olabileceğini düşünmüyorum.”

Mustafa Birkaya: Garantör devletler ne derse o olur
“Mustafa Akıncı ile KKTC’de yeni bir dönem başladığı gerçek. Belki her hususta olmasa da birçok konuda bu ülkede değişimler olacaktır ancak ben Kıbrıs meselesinin çözümü konusunda umutlu değilim. Çünkü çözüm anahtarının cumhurbaşkanlarının değil garantör devletlerin elinde olduğunu düşünüyorum. Rum’un istediği ortada ve müzakere masasındaki koşullarla Türkiye bir anlaşmaya asla ‘Evet’ demeyecektir. KKTC Türkiye’ye bağımlı bir devlettir. Türkiye ne derse bu ülkede de o olduğundan bence şuan için çözüm mümkün değil.”

Servet Safter: Kan dökerek aldığımızı kalemle veremeyiz
“Arzumuz adada adil, kalıcı ve haklarımızı savunan bir anlaşma olmasıdır. Adil olmayan bir anlaşmaya asla müsaade etmeyeceğiz. Biz bugünlere kan dökerek geldik ve kan dökerek aldıklarımızı kalemle veremeyiz. Bu dileklerimin yanı sıra ülkede artık her konuda dirlik, düzen, dürüstlük olsun istiyorum. Partizanlıklardan uzak, herkese eşit hizmet, eşit muamele olsun arzusundayım. Her kesimin, herkesin bir birlik beraberlik içinde olmasını istiyorum.”