Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Dün, Bugün, Yarın

Toplumların değişen hayat koşullarına göre “değişim” göstermeleri gayet doğal.

Dün başkaysa, bugün başka olacak…

Bizim içinde yaşadığımız toplum da bundan payını aldıkça hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

O kahvehanelerdeki, o ahşap kapılı, cumbalı köşklü evlerdeki ve o daracık sokaklardaki hayatın yerini başka hayatlar alacak, almaktadır.

O liselerdeki, o pastanelerdeki, o diskoteklerdeki delikanlı hayatların yerini başka enerjik hayatlar alacak ki almaktadır…

Hayat karmaşa içinde öylesine hızla akıp gidiyor ki, anıları bile anımsamakta zorlanıyor insanlar…

Çocuklarına masal anlatan neneler artık yoktur, haliyle masallarla büyüyen nesiller de yoktur.

Bilgisayarla büyüyen çocuklar vardır.

Çeyizini çeyiz sandıklarında biriktiren kızlar olmadığı gibi, o kızlara mektup yazıp mektubunu telaş içinde ulaştırmanın yollarını arayan pantolonları çan paçalı gençler de yoktur, hani saç uzattıklarında, ya da kalın kemer, topuklu potin giydiklerinde okul disiplinine verilen o gençler.

Diyeceğim o mektuplar yoktur.

Ani

Cep telefonları vardır…

İnsanoğlu eğer rüyalarını kontrol edebilseydi, yaşantısı ile ilgili başından geçen her kareyi bir sinema perdesi gibi hayal edebilecek ya da görebilecekti, rüyalara daldığında da olsa…

Rüyalarından uyanmak istemeyeceklerdi!

Dünle bugün arasında büyük farklar vardır.

Hayatı baştan aşağıya değiştiren de bu farklılıklardır.

Eskiden kapı önünde oturup mulihiya ya da ceviz ayıklayan kadınların yerini, ekonomide, siyasette ve her yerde yerini alan kadınlar aldı.

Bisiklet sürenlerin yerini arabalı insanlar,

Ahşap radyoların yerini başka teknolojik aygıtlar,

Kerpiç evlerin yerini beton evler,

Yaşanan sokakların yerini başka sokaklar aldı…

Haliyle politikacı da değişecek herkesin değiştiği gibi.

Hangi politikacı, hangi düşünür, hangi sanatçı hayatın akışını durdurabilir?

Siyaset de değişecek, değişmektedir…

Yüzyıl önce dünya başka türlü algılanırdı,

Bugün başka.

“Ben değişmem” diyen de değişime uğrar kaçış yok…

Aynalar yalan söylemez üstelik.

Ne görünüyorsa o…

Hayatın akışı ile ilgili “değişim” den bahsediyoruz,

Zorlama ile yapılmak istenen başkalaştırmalardan değil…

Değişim yerine başkalaşmaya hayır!

Her yaşanan gün anılara karışır.

Hayat eski ile yeninin çatışması içinde geçer.

Ne anılardan vazgeçmek mümkün, ne bugünden, ne yarından…