Milletvekilleri,
Gazeteciler,
Profesörler, akademisyenler,
Sanatçılar hapiste…
…
Kimi cumhurbaşkanı adayları aylardır tutuklu…
…
Bir seçime böyle gidiliyor…
…
Polis tweet atanın ensesinde,
Yazılı konuşmak yasak!
Herkes potansiyel terörist…
…
Seçime böyle gidiliyor…
…
Anayasaya saygı duymadığını, tanımadığını söyleyen bir erk…
…
Muhaliflerine “ulan” diyen, “tezek” diyen; “yumuşak” diyen bir profil!
…
Yargı tek elde toplanmış,
Mahkemelerin bağımsızlığı siyasal gücün elinde.
Anayasa mahkemesi rehin alınmış, kararlarını alt mahkemeler tanımıyor…
…
İstenilen şey:
Tek adam.
Tek yargı,
Tek yürütme,
Tek basın…
…
Rabia budur!
…
Seçime gidilecek ama YSK vasıtası ile pusu kuruluyor, çekindikleri bir partiyi seçime sokmamak için her şeyin hazır olduğu bir an geliyor.
Şeytan işe karışıyor beşe beş kaldıklarından toplantı erteleniyor.
Bu durum muhalefetin kulağına gidince, bu kez onlar bir oyun çekiyor; pusu bozuluyor…
Şimdi herkes tetikte!
Sırada ne var?
…
Gazetelerin, televizyonların, yorumcuların, siyasilerin ve tekmil ahalinin konuştuğu tek şey var, sandık güvenliği.
Çünkü sandık güvenliği diye bir şey yok!
İnsiyatifler oluşturuluyor, sandıkta görev yapmak için seferberlik başlatılıyor.
Demokratik bir ülkede sandık korkusu mu olur?
Ama herkes gayet emin: Hırsız kapının ardında ya da sandığın içinde!
Herkes kuşkulu.
Kimseyi oyların çalınmayacağına dair ikna etmek zor.
Herkes çalınacağından adı gibi emin…
…
Erken seçim kararı uyum yasaları çıkmazdan önce alınıyor.
Ama propaganda dönemi başlamış bile.
Yani,
Sahada oyun başlamış, kurallar sonradan belirlenecek…
…
Seçime böyle gidiliyor!
…
Muhalefet büyük resmi göremiyor!
Herkes kendi kümesinden memnun gibi.
Büyük resim eğer ülkeyi kendi bölgesinde zayıf tutmak ise zaten bu yürüyüş 80’li yıllardan beri başlamış.
2000’li yıllara gelince ordu imamlaştırılmış hatta birbirlerine darbe yapacak kadar.
Eğer darbeye kakışanlar galip gelseydi bunların yapacaklarından ne farkı olabilirdi.
İfade ve basın özgürlüğüne saygı mı göstereceklerdi?
Kapalı yerine açık yaşamı mı savunacaklardı?
Muhalifleri, gazetecileri, vekilleri hapse tıkmayacaklar mıydı?
Dinci bir nesil yerine çağdaş bir nesil mi yetiştireceklerdi?
Cumhuriyet değerlerine saygı mı göstereceklerdi?
Ne yapacaklardı?
…
Aynı sudan içtiler, aynı türküleri söylediler…
…
Birçok siyasi çevre büyük resmi göremiyor ya da görse bile gereğini yapamıyor el mahkum!
Bu ülkenin kendi bölgesinde zayıf kalması bir hedef ise,
Belini kırmak,
Medeni dünyanın içinden silinip atılmak isteniyorsa,
Yani diyeceğim büyük resim bu ise,
Kardeşim,
Bundan iyisi can sağlığı!
Ha o olmuş ha diğeri!
Bir kalkışma denendi olmadı,
Var olanın ne mahsuru var?
Aynı “kutlu yürüyüş!”
…
Referandum katakulli çekilerek alındı.
Büyük resim bir proje ise, bu seçimde de tüm katakulliler mubah olacak…
































